Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/6455 E. , 2023/6952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/292 E., 2022/450 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyiz istemi bakımından; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hak
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/6455 E. , 2023/6952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/292 E., 2022/450 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyiz istemi bakımından; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi olan ...’nin, 05.03.2021 günlü duruşma ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2021 tarihli ve 2020/419 Esas, 2021/154 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, dördüncü fıkrası gereğince cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/1629 Esas, 2021/1977 Karar sayılı kararı ile hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dairemizin 12.05.2022 tarihli ve 2022/180 Esas, 2022/4416 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlarının reddine ancak sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince artırım yapılırken gerekçe gösterilmemiş olması nedeniyle bozma kararı verilmiştir. 4. Bozma ilamı üzerine Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/450 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.05.2023 tarihli ve 9-2023/39414 sayılı ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekili Katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Sanık Müdafii Av. ... Tehdit ve cebir yönünden mağdurenin beyanını destekleyici delilin mevcut olmadığını, istismar iddiası ile ilgili olarak yalnızca mağdurenin iddiasının mevcut olduğunu, mağdure ve şikayetçi ifadelerinin çelişkili olduğunu, sanığın ara sıra şikayetçi ile görüşmesinin mağdure bakımından 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin uygulanmasına imkan vermediğini, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yönünden mağdurenin beyanını destekleyici hiçbir delilin mevcut olmadığını ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Sanık müdafii Av. ... Mağdure beyanı dışında delil bulunmadığını, sanık hakkında kanuni gerekçe gösterilmeksizin takdiri indirimin uygulanmadığını, şikayetçinin istediği paranın sanık tarafından verilmemesi nedeniyle şikayetçi olunduğunu, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığını, mağdurenin şikayetçiden şiddet gördüğünü, şikayetçinin sanıktan para istediğinin ses kaydı ile sabit olduğunu, çocuğun ilk ifadesinin alındığı sırada uzman psikolog ve pedagog ile görüşme yapılıp yapılmadığı veya bu görüşmenin sağlıklı bir şekilde yapılıp yapılmadığı hususlarının belirsiz olduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. D. Sanık Müdafii Av. ... Kovuşturmanın genişletilmesi yönünde taleplerinin bulunduğunu, mağdurenin kardeşinin tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasının gerektiğini, mağdurenin bizzat el yazısı ile yazdığı ve sanığa iletilmek üzere cezaevine verdiği not kağıdında iki kez "Baba bizi affet" cümlesinin yer aldığı dikkate alınarak mağdurenin celbi ile yazı içeriği hakkında beyanının alınması gerektiğini, mağdurenin sanığın tutuklu kaldığı dönemde kaç kez ziyarete gittiğinin tespit edilmesi gerektiğini, istemlerinin reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer temyiz itirazlarını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı üzerine; "...Yapılan açık yargılama neticesinde iddia, sanık savunmaları, mağdur beyanı, tutanaklar, raporlar, nüfus ve sabıka kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; mağdur ...'ün annesi ve kardeşi ile birlikte yaklaşık 5 yıldır sanıkla kaldıkları, sanığın mağdurun annesi ... ile imam nikahlı olarak yaşadığı, olay tarihinde mağdurun annesi ...'nin evde olmadığı sırada sanığın mağduru evin salonunda kapıyı kilitleyip mağdurun elbiselerini zorla çıkararak göğüslerini elleme, emmeye çalışma, cinsel bölgesini elleme şeklinde eylemlerle istismarda bulunduğu, bu sırada mağdura birine söylemesi halinde döveceğini söylediği, mağdurun annesi eve gelince salonun kapısının kilidinin açıldığı, sanığın şort atlet ile salondan çıktığı, mağdurun üzerinin çıplak olduğu, sonraki gün mağdurun annesi tarafından sanığın şikayet edildiği, her ne kadar sonradan mağdurun annesi beyanında dönmüş ise de mağdurun annesi ..., mağdur ... ve sanığın olay tarihinde ...'nin evden çıktıktan sonra sanık, mağdur ... ve ... ...'nin evde yalnız kaldıklarını tüm aşamalarda ortak şekilde beyan ettikleri, mağdurun annesi ...'nin ilk duruşmaya kadar beyanlarında ısrarcı olduğu ancak sonrasında (Mahkememizce duruşmaya çağrılmayan) mağduru da duruşmaya getirmek suretiyle beyanlarından döndüğü, bu kapsamda olayın genel gelişimi bakımından beyanların ortak oluşu, mağdurun çocuk izlem merkezinde alınan beyanının güvenilir olduğuna dair uzman görüşü ile duruşma sırasında alınan beyanların güvenilir olmadığına dair uzman görüşü, mağdurun sanığın göğüslerini ellediği, emmeye çalıştığı şeklindeki beyanına uyumlu şekilde mağdurun göğsünde ekimoz tespit edilmiş olması uyarınca sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu; müştekinin sonradan döndüğü beyanlarının da içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik dezavantajlar nedeniyle maddi olarak bağımlı olduğu anlaşılan sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş olup sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edildiği üzere mağdurun annesi ve kardeşi ile sanığın yanında kaldıkları ve kendisine üvey baba olarak hitap ettiği, bu kapsamda bakım ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiye karşı suçu işlediği kanaatine varılarak sanığa ek savunma hakkı tanınıp hakkında TCK nun 103/3-d maddesi uygulanmıştır. Her ne kadar iddianamede sanığın TCK nun 103/3-c maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiş ise de sanığın mağdurun annesi ile evli olmadıkları dikkate alınarak söz konusu maddenin uygulama olanağının olmadığı değerlendirilmiştir. Yine mağdurun beyanlarında Batman'da iken aynı olayların yaşandığı iddia edilmiş ise de; bu olaylar yönünden beyanının ayrıntı içermediği, olay tarihinin net olarak belirli olmadığı, Batman'da yaşandığı iddia edilen olaylara dair muayene kaydı, iş bu olayda olduğu şekilde başkaca olayı doğrulayabilecek delil bulunmadığı değerlendirilmiş ve zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır. Dosyaya sunulan ve mağdurun annesi tarafından inkar edilmeyen ses kaydının değerlendirilmesinde ise; ses kayında geçen ibarelerde mağdurun annesinin sanıktan para istediği ancak aynı zaman sanığa 'senin vicdanının var mı', 'yaptığın şeyi biliyorsun', 'gözümün içine baka baka diyebilecek misin ben buna birşey yapmadım' gibi mağdurun ve mağdurun annesinin ilk aşamada beyanlarına uyumlu şekilde sözler içerdiği, bu kapsamda mahkememizce ortaya çıkarılması gereken hususun maddi gerçek olduğu, ayrıntılı olarak yukarıda tartışılan delillere dayanılarak sanığın mağdura yönelik cinsel istismarda bulunduğuna kanaat getirilmesi karşısında olay gerçekleştikten sonra mağdurun annesinin bir takım çıkarlar elde etmek istemesi, diğer taraftan sonradan beyanlarından dönerek sanığa iftira attığına dair beyanda bulunması iddiayı şüpheye düşürecek bir husus olarak değerlendirilmemiştir. Bozma ilamı doğrultusunda TCK 103/4 maddesinin uygulanma imkanı tartışılmalıdır. Mağdurun 25.09.2020 tarihli olaya ilişkin Çocuk İzleme Merkezinde alınan beyanlarında, '..kendisi elbisemi zorla çıkarmaya çalıştı ben izin vermedim, ama çıkardı' '..kimseye söyleme dedi. Eğer birisine söylediğini duyarsam seni döverim dedi' ve 'sessiz ol, kardeşini çağırırsan seni döverim dedi' şeklinde anlatımlarda bulunduğu; mahkememizce mağdurun samimi ve olay örüntüsüne oluşa uygun olduğu değerlendirilen beyanlarına göre, sanığın eylemini küçük kızın karşı koymaya çalışmasına rağmen zorla gerçekleştirdiği ve kardeşini çağırırsa veya birine söylemeye kalkarsa fiziki şiddet uygulayacağından bahisle tehdit ettiği; tehditin cinsel saldırı fiilinin gerçekleştirildiği esnada ortaya konularak bu şekilde eylemin icrasının kolaylaştırıldığı, cinsel saldırı suçundan ayrı değerlendirilemeyeceği; bu haliyle TCK 103/4 maddesinde açıklanan koşulların gerçekleştiği belirgin olmakla sanık hakkında bu madde hükmü uygulanmıştır. Sanığın samimi bulunmayan savunmaları, dosya kapsamından anlaşılan sosyal ilişkileri, alacağı cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri değerlendirilerek hakkında TCK nun 62.maddesi uyarınca takdiri indirim hükümleri uygulanmamıştır. Belirtilen nedenlerle sanığın eylemine uyan TCK nun 103/1-3.cümle, 103/3-d, 103/4. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği yönünde duruşma sürecinde tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi olan ...’nin, 05.03.2021 günlü duruşma ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, farklı gerekçe ile içeriğine göre Tebliğname’ye uygun olarak reddi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanıklar Müdafileri ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden 1. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken kanun koyucunun aradığı anlamda kanuni ve yeterli gerekçe niteliği taşımayan, kanundaki bir kısım ibarelerin tekrarından ibaret ve somutlaştırılmayan yetersiz gerekçeyle söz konusu maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırılık olarak görülmüştür. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Bakımından Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/450 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE, B. Sanıklar Müdafileri ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin,14.12.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/450 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.