Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/7762 E. , 2023/6816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/24 E., 2023/93 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi t
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/7762 E. , 2023/6816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/24 E., 2023/93 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2022 tarihli ve 2022/213 Esas, 2022/379 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2023/24 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Üst hadden ceza verilmesi istemine ilişkindir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Mağdurenin ayrıntılı anlatımı, sanığın bir kısım eylemlerini ikrarı, mağdurenin anne ile babası ve mağdure ile yaptığı konuşmalar ve tüm dosya kapsamından sanığın cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirirken mağdureye zor kullandığı belirlenmişken Mahkemece bu madde uygulanmadığı gibi uygulanmama gerekçesinin de yazılmadığına, mağdurenin ifadelerinin diğer kısımlarına itibar edilirken sanığın zor kullandığı yönündeki beyanlarına itibar edilmemesini gerektirir bir sebep olmadığına ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Gerekçeli kararda savunmalarından hiç bahsedilmediğine, yasak delil olan ses kaydına itibar edildiğine, mağdurenin çelişkili beyanları dışında dosyada delil olmadığına, mağdurenin annesi ...’in beyanlarının Mahkemece dikkate alınmadığına, mağdurenin anne ile babasının boşanmasında dayısını kusurlu gördüğü için düşmanlık beslediğine, aralarında husumet olduğuna, katılan ...’ın da ifadelerinin çelişkili olduğuna, pişmanlığını dile getiren sabıkasız sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın beraatine aksi halde sanığın yalnızca bir kez mağdurenin yanağından öpmek isterken dudağının kenarından öpmesi şeklindeki eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığının kabulü gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece; "Sanığın, yaşı küçük katılanın dayısının oğlu olduğu, yaşı küçüğün beyanına göre 2019 yılından 2021 yılına kadar farklı tarihlerde külodunu çıkarıp özel bölgesini ellemek, vücudunun çeşitli yerlerinden ve özel bölgelerinden öpmek, boynunu koklamak suretiyle atılı suçu işlediği iddia edilen olayda sanık oyun oynadıkları sırada yaşı küçüğü yanağından öpmek isterken dudağından yanlışlıkla öptüğünü, yaşı küçüğün annesi ve babasının boşanma aşamasında oldukları sırada bu olayı, annesine karşı, boşandığı takdirde kendisinden şikayetçi olacağından bahisle, engel olma maksadıyla kullandığını, yaşı küçüğün babası olan katılan kendisini aradığında olayları anlatıp özür dilediğini beyan etmiştir. Yaşı küçüğün anne ve babasının olay tarihinde boşanma aşamasında oldukları, yaşı küçüğün katılan babayla yaşadığı, annesinin yanına da gidip geldiği, küçük kızın anneyle telefon konuşması sırasında ''sırrımızı babama söyleyeceğim'' dediğini duyması üzerine, kızına neler olduğunu sorarak katılanın olaydan haberdar olduğu anlaşılmıştır. Katılanın olayı öğrenmesinin devamında sanığı telefonla aradığı, sanığın savunmasında da beyan ettiği üzere katılan ...'tan özür dileyerek eylemlerini anlattığı anlaşılmıştır. Yaşı küçüğün annesi sanığın öz halası olup sanıktan şikayetinin olmadığını, sanığın askerlik hizmetinden dönmesinin ardından yaşı küçük kızı tarafından kendisine '' tacizin ne olduğunun" sormaya başlandığını, tacizin anlamını açıklayınca da sanık tarafından tacize uğradığını anlattığını, sanığa bu durumun doğru olup olmadığını sorduğunda ise sanığın bu olayı doğrulayarak yaşı küçüğe üst atlet kısmından asılıp onu yanağından öptüğünü, pişman olduğunu söylediğini beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında dinlenen yaşı küçüğün olayı 30/03/2022 tarihli beyanında açıkça anlattığı, sanığın dokunduğu vücut bölgelerini beyanıyla uyumlu bir şekilde resim üzerinde de gösterdiği anlaşılmaktadır. Buna göre sanık her ne kadar yaşı küçüğe karşı sadece bir kez, yanlışlıkla yanağından öpmek isterken dudağına isabet etmesi suretiyle eylemi olduğunu ileri sürse de müşteki anneye, yaşı küçüğün atlet kısmından asılıp yanağından öptüğünü söylediği gibi, yaşı küçüğün babasıyla yaptığı telefon konuşmasında da eylemleri için özür dilediğini beyan etmiştir. Yine sanık, yaşı küçüğün anne ve babasının boşanmasına sebep olarak kendisini ve ailesini gördüğünden asılsız şekilde suçlamada bulunduğunu ileri sürse de açıklanan şekilde mağdura karşı bir kısım eylemlerini ikrar etmesi, yaşı küçüğün bu olayları doğrudan babasına anlatmamış olması, annesiyle telefon konuşmasını duyan babanın sorması üzerine olayın ortaya çıkması dikkate alınınca sanığın savunmasının cezalandırılmaktan kurtulma maksatlı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle yaşı küçük katılanın tutarlı beyanına itibar edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu suça ilişkin çeşitli kararlarında TCK 103. Maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçunun birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi olarak açıklanmıştır. Buna göre katılan yaşı küçüğün özel bölgelerinin ellenmek, katılanın vücudunun çeşitli yerlerinden öpülmesi, koklanması şeklinde gerçekleşen bu olayda sanığın 12 yaşından küçük katılana karşı cinsel istismar suçunu işlediği sabit bulunarak TCK 103/1-3.cümlesi uyarınca takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yaşı küçük katılan bu olayların farklı tarihlerde toplamda 5 kez yaşandığını, bunlardan üçünde sanık tarafından külodu çıkarılarak özel bölgesinin ellendiğini, olaylar sırasında sanık tarafından boynundan ve omzundan öpülüp koklandığını, göğüs bölgesinin ellendiğini beyan etmesi dikkate alındığında sanığın aynı suçu işleme kastıyla farklı tarihlerde birden çok eylemi olduğundan cezasında TCK 43/1 maddesi uyarınca artırım yapılmıştır. Sanığın yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren davranışının olmaması dikkate alınarak TCK 62. Maddesi uygulanmaksızın 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, bu mümkün olmadığı takdirde soruşturma evresinde verdiği görüntülü ifade CD’sinin temin edilip duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçede açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 24.01.2023 tarihli 2023/24 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, faklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi.