Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8498 E. , 2023/7417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/427 E., 2022/416 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8498 E. , 2023/7417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/427 E., 2022/416 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2021 tarihli ve 2019/129 Esas, 2021/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2021 tarihli ve 2019/129 Esas, 2021/54 Karar sayılı kararının sanık, sanık müdafii, katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarihli ve 2021/25059 Esas, 2022/6799 Karar sayılı kararı ile ''Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın olay tarihinde evde oldukları sırada mağdureye yönelik başladığı nitelikli cinsel saldırı suçunun icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde onun aşılabilir mukavemeti dışında başka bir engel sebep olmaksızın kendiliğinden bırakılması karşısında o ana kadar fiziksel temas içeren eyleminin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten karar verilmesi'' nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/427 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi Atılı suçu işlemediğine, işlediğine dair delil bulunmadığına, iftira edildiğine, katılanın ruh sağlığındaki bozulmanın başka nedenlere dayandığına, beraati yerine katılanın beyanı esas alınarak mahkûmiyetine karar verildiğine, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmadığına ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun nitelikli halinden ve üst hadden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece; ''Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/12982 esas 2010/9388 soruşturma nolu iddianamesi ile açılan kamu davasında; katılanın sanığın kardeşi ile evli olduğu, katılan ile sanığın aynı evde yaşadıkları, katılan eşinin hapishanede olduğu, sanığın katılana karşı cinsel eğilimini gösteren sözleri ara sıra söylediği, suç tarihinde kimsenin olmadığı sırada katılanın odasına girip katılanı öpmeye çalıştığı, katılanın direnmesi üzerine katılanın yüzünü ve boğazını tırnakları ile çizdiği katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, sanığın üzerine atılı TCK'nın 102/1, 86/2 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir. Katılan ... ... beyanlarında: Sanığın eşinin üvey kardeşi olduğu, kayın validesi ...'in evinde kaldığını, aynı evde birlikte oturduklarını, sanığın olay öncesi sanığın sözlü olarak “Eşin seni hak etmiyor. Onun yerinde benim olmam gerekiyor” gibi sözlerle sözlü tacizlerde bulunduğunu, olay günü kayın validesinin evde olmadığını, sanığın kaldığı odanın kapısını zorlamaya başladığını, dışarıya çıkmasını söylediğini, korktuğu için dışarıya çıkmadığını, sanığın ısrarlarına rağmen odadan çıkmayınca “aşağıya polisler gelmiş, beni arıyorlar, ışarıya çık, evde olmadığımı söyle” diye yalvarınca odadan dışarıya çıkıp pencerenin önüne gelip dışarıya bakarken sanığın saldırdığını, boğazını sıktığını, “Benim olacaksın” dediğini, gırtlağını sıktığı için bağıramadığını, boğuştuğunu, yüzünü gözünü tırmaladığını, sanığa karşı koymaya çalıştığını, kayın validesinin yatak odasında götürüp karyolanın üzerine attığını, mutlaka benimle olacaksın dediğini, bir an elinden kurtulup karşı odaya kaçtığını, kapıyı kilitlediğini, sanığın kapının önüne gelerek odaya girmek istediğini, kapıyı zorladığını ancak giremediğini, hareketlerine devam ederse bağıracağını, kendisini pencereden aşağıya atarım demesi üzerine sanığın odaya giremediğini, daha sonra bir şey yapmayacağını söyleyerek odadan dışarıya çıkmasını söylediğini, inanmadığını ve dışarıya çıkmadığını, daha sonra sanığın evden gittiğini, çocuğunu alarak dışarıya çıktığını, sanığın peşimden geldiğini, sanığa bağıracağını söylediğini, sonra çocuğunu alarak ailesinin yanına gittiğini, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Katılan aşamalarda beyanlarını tekrar etmiştir. Katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarına itibar edilmiştir. Sanıktan savunmalarında:" Oturdukları evin çıkmaz sokak olduğunu, evin oturum planında dayısı ile birlikte kaldığı oda ile annesinin kaldığı odanın yayana olduğunu, katılanın kaldığı odanın ise karşısında olduğunu, katılanın kendi odasından baksa sokağa kimin girip çıktığını, kapıya polislerin gelip gelmediğini rahatlıkla görebileceğini, olay tarihinde evde başka kişilerin de olduğunu, olay günü katılandan gömleğini ütülemesini istediğini katılanın ben senin eşin miyim diyerek ütülemediğini, bundan dolayı kızıp tokat attığını, tokat attıktan sonra babasının evine gittiğini, üç ay sonra şikayetçi olduğunu, bu üç aylık süre içerisinde sevgilisi ile beraber basıldığını, kocasının onları bastığını, kocasıyla bir olup sevgilisinden 30 bin TL para aldıklarını fiziki olarak ben mağdurdan çok güçlü olduğunu, dolayısıyla katılan ile boğuştuğumuz iddiasının doğru olmadığını, evlerine yakın komşularının olduğunu bağırabilir çağırabilirdi şeklinde beyanda bulunmuştur. Sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu anlaşılmakla itibar edilmemiştir. Dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, katılanın, sanık ...'in üvey kardeşi ile evli olduğu, katılan eşinin cezaevinde olması nedeniyle eşinin annesi ...'in evinde kalmaya başladığı, sanık ...'in de aynı evde ikamet ettiği, sanık ...'in arada sırada katılana karşı cinsel eğilimini gösteren sözler söylediği, suç tarihinde evde sanık ... ile katılandan başka kimse olmadığı sırada sanık ...'in katılanın odasına girip katılanı öpmeye çalıştığı, katılanın direnmesi üzerine katılanın yüzünü ve boğazını tırnakları ile çizdiği, bu çizikler nedeniyle katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, Adli Tıp Kurulu İhtisas Dairesinin 26.12.2011 gün ve 2011/77910/4753 sayılı raporu ile katılan ... ...’ın kurulca 16/11/2011 tarihinde yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (kaçınma ağırlıklı Travma Sonrası Stres Bozukluğu) denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, bu duruma göre 01/04/1986 doğumlu ... ...'ın 19/02/2010 tarihinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, yapılan yargılama, sanık savunmaları, katılan beyanı, adli raporlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla üzerine atılı suçu işlediği sabit görülmüştür. Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın olay tarihinde evde oldukları sırada mağdureye yönelik başladığı nitelikli cinsel saldırı suçunun icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde onun aşılabilir mukavemeti dışında başka bir engel sebep olmaksızın kendiliğinden bırakılması karşısında o ana kadar fiziksel temas içeren eyleminin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir Sanığın sabit olan ve lehine olan 6545 sayılı Yasanın 58. maddesi ile değişik cinsel saldırı suçundan eylemine uyan TCK'nın 102/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın amaç ve saiki gözönünde bulundurularak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir. Sanığın adli sicil kaydından anlaşılan geçmişi, suç işleme konusundaki eğilimi, fiilden sonraki davranışları gözönünde bulundurularak takdiren hakkında TCK'nın 62/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.'' şeklinde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/427 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararı sanık ve müdafii ile katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.