İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/878 Karar: 2023/4481 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/878 K.2023/4481

9. Ceza Dairesi 2023/878 E. , 2023/4481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1761 ...., 2022/2376 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 24.06.2001 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesince ifadesinin al

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/878 E. , 2023/4481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1761 ...., 2022/2376 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 24.06.2001 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesince ifadesinin al

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/878 E. , 2023/4481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1761 ...., 2022/2376 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 24.06.2001 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesince ifadesinin alındığı tarihte on beş yaşından büyük olduğu anlaşılan mağdurenin sanık hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan Bakanlık vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2017 tarihli ve 2017/2258 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarından cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır. 2. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.09.2017 tarihli ve 2017/135 Esas, 2017/270 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereğince 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, duruşma açmaksızın yapmış olduğu inceleme sonunda 09.10.2018 tarihli ve 2017/3126 Esas, 2018/1533 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararından sonra dosyaya giren mağdure beyanını da değerlendirme kapsamına alarak kararın kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (...) bendi gereğince beraatine şeklinde düzeltme yaparak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir. 4. Dairemizin 18.05.2022 tarihli ve 2021/26091 Esas, 2022/4639 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın duruşma açılmaksızın verilmeyeceğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Bozma ilamı üzerine duruşma açan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/1761 Esas, 2022/2376 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkeme hükmünün kaldırılmasına ve sanığın üzerine atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (...) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekili Mağdurenin soruşturma aşamasında alınan ilk beyanında basası olan sanığın eylemlerini ayrıntılı ve tutarlı bir şekilde anlattığını, mağdurenin yargılama aşamasında beyanlarının değişmesinin olası çevre ve ailesinin yönlendirmesinden kaynaklanabileceğinin açık olduğunu, her ne kadar mağdurenin annesi ile sanık arasında husumet olduğu iddia olunmuş ise de şikayetçinin aralarında herhangi bir husumet olmadığını ve şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, şikayetçinin ve tanık olarak dinlenen halanın mağdurenin kendilerine anlatımlarda bulunduklarını beyan ettiklerini, beraat kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince ; "Müşteki ...... ...... ile sanık ...... ......'ın 8 yıl öne boşandıkları, mağdur ...... ......'ın ortak çocukları olduğu, mağdurun zaman zaman annesinin yanında zaman zaman babasının yanında kaldığı, mağdur ...... ......'ın müracaatta bulunarak babası olan sanık hakkında; 5. sınıfa giderken 2012 yılında annesinde kaldığı bir günde sanık babasının kendisinde kalması amacıyla mağduru aldığını, marketten birlikte alışveriş yaptıklarını, sanığın mağdura meyve suyu kendisine ise bira aldığını, birlikte eve gittiklerinde sanığın mağdurun meyve suyuna bira karıştırdığını, daha sonra içeceklerini bitirdikten sonra birlikte aynı yatağa yattıklarını, bir müddet sonra sanığın mağdurun alt kıyafetlerini çıkararak cinsel organını mağdurun anüsüne sokmaya çalıştığını, mağdurun kendisini kastığını, daha sonra sanığın cinsel organını mağdurun bacaklarına sürtünerek mağduru cinsel yönden istismar ettiğini, mağdurun uyandığını belli etmesi ve kıyafetlerinin neden üzerinde olmadığını sorması üzerine sanığın mağdura yedek kıyafeti olmadığını, altını ıslatttığını o yüzden çıkardığını söylediğini, mağdurun tarihini tam olarak anımsayamadığı bir günde ancak babasının ikinci evliliğini yapmadan önce yine babasında kaldığı bir gece uyuduğu esnada sanığın yanına geldiğini, telefonundan cinsel içerikli videolar izledikten sonra mağdurun kıyafetini çıkarmaya çalıştığını, bu esnada mağdurun uyanarak sanığa kızması üzerine eylemini burada sonlandırdığını, 2016 Mart - Nisan aylarında mağdurun sanıkla yolda karşılaştığını, sanığın mağdura altı aydır kendi evine gelmediğini, evlendiğini, gelmesini istediğini söylediğini, evde üvey annesi olan H... ...... ...... ve öz abisi ...... ......'ın olduğu bir günde sanığın mağdurun yatağına gelerek arkasından sarıldığını, cinsel organını mağdurun arkasına değdirdiğini, kıyafetlerinin altına eline sokarak mağdurun göğüslerini okşayarak mağduru cinsel yönden istismar ettiğini, mağdurun uyanmış gibi yapınca ve ne olduğunu bağırırak sorduğunda sanığın eylemini bıraktığını, mağdurun yaşanan bu son olaydan sonra sanığın aynı şeyleri yapmasından korktuğu için çoğu zaman babasının evine gitmediğini, gitmek zorunda olduğu zamanlarda ise abisi ...... ...... ile aynı odada kaldığını ifade ettiği, Mağdurun Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezi Adli Tıp Birimine sevkinin sağlanarak ifadesinin alındığı ve cinsel yönden muayenesinin yaptırıldığı, yapılan muayenesinde klinik olarak zihinsel gelişiminin yaşıtları düzeyinde olduğu düşünülen çocuğun beyanlarına itibar edilebileceği, yapılan iç beden muayenesinde ise vajinal ve anal yoldan cinsel istismara maruz kaldığı hususunda bir delilin bulunmadığının belirtildiği, Mağdurun annesi olan müşteki ...... ......'ın alınan ifadesinde; Eski eşi olan sanık ...... ......'tan 8 yıl önce boşandığını, mağdur ......'un son bir yıl içerisinde hem sanık hem de kendisinde kaldığını, zamanını hatırlayamadığı bir gece ......'u balkonda ağlarken gördüğünü, kızına ne olduğunu sorduğunda ağlamaya devam ettiğini, herhangi bir şey anlatmadığını, daha sonra kendisinin ısrarlarına dayanamayarak anlatmaya başladığını, sanık ile birlikte marketten meyve suyu aldıktan sonra eve geldiklerinde babasının meyve suyuna içki koyduğunu ve daha sonra bunu kendisine içirdiğini, birlikte yattıktan sonra sanığın pijamasını çıkardığını ve arkasından sarıldığını, göğüslerini okşadığını kendisine anlattığını, kızına yanlış anlayabileceğini söylediğinde mağdurun bu durumu kabul etmediğini, ısrarla babasının kendisine karşı bu şekilde davrandığını söylediğini, kendisinin sanık eşinden 8 yıl önce boşanma gerekçesinin de kocasının cinsel anlamda zorla biriyle birlikte olması olduğunu, sanığın psikolojik rahatsızlık içinde olabileceğini, kendisinin bu konuda bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu beyan ettiği, Mağdurun yaşanan bu olayı 2016 Mayıs - Haziran aylarında halası olan tanık ...... ......'ye anlattığı, ...... ......'nin tanık olarak alınan ifadesinde mağdurun son bir yıl içerisinde hem annesinde hem babasında kaldığını, yaklaşık bir yıl kadar önce mağdur ......'un yanına gelerek kendisi ile bir şeyler paylaşmak istediğini belirterek ağlamaya başladığını, sanık babasının sarhoşken arkasından sarılıp okşadığını, cinsel organını hissettiğini kendisine anlattığını, kendisinin de yanlış anlamış olabileceğini, babasının kızına sarılmasının gayet normal olduğunu söylediğini, mağdurun bunu kabul etmediğini beyan ettiği, Sanık ...... ......'ın alınan ifadesinde; Kızını çok sevdiğini, onunla arkadaş gibi olduğunu, zaman zaman alkol aldığını, ...... ile evde yalnız kalma durumlarının pek olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, Yapılan yargılama sonucu toplanan tüm deliller değerlendirildiğinde; mağdurun aşamalardaki istikrarlı, ısrarlı, ayrıntılı ve tutarlı beyanları karşısında sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, ancak mağdure ile sanık arasında mağdurenin bu derecede ağır iddialarda bulunmasını gerektirecek bir husumetin bulunmadığının sanık savunmaları ile de sabit olduğu, bu anlamda mağdurenin durduk yere bu şekilde iftira etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim tanık anlatımları ile de tespit olunduğu üzere mağdurenin yaşadığı olayı halasına ve annesine anlatmaya çalışmış olduğu, ancak kendisine yanlış anlamış olabileceğinin söylenmesi üzerine sessiz kalmak zorunda kaldığı, dolayısıyla mağdurenin beyanlarına itibar edildiği ve sanığın öz çocuğuna karşı birden fazla kere cinsel istismar suçunu gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, ancak mağdurenin vücuduna organ sokulduğu yönünde bulgu bulunmaması karşısında TCK nun 103/2 maddesinin koşullarının oluşmadığı tespit edildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; "...Mağdure 21/09/2016 tarihli çocuk İzleme Merkezinde alınan ifadesinde son eylemin ifade tarihinden 6 ay kadar önce olduğunu belirtmiş ve tutanaklara göre mağdurenin 20/09/2016 tarihinde kolluğu bizzat giderek şikayetçi olduğu ve buna göre soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, mağdurenin aşamalardaki anlatımlarında kendi içerisinde çelişkili olduğu, nitekim tanık ......'ün anlatımlarına göre mağdurun evde meydana geldiğini ileri sürdüğü tarihlerin birbirini tutmadığı gibi, ev içerisinde mağdurun ağabeyi tanık ...... ve sanığın eşi olan tanık ...... de olduğu halde kanepede yeterken sanığın gelerek altını çıkararak organını sürtmeye varacak şekilde bir eylemde bulunduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu. Kaldı ki mağdurun kendi beyanında da belirttiği üzere altını ıslatma şeklindeki rahatsızlığının bulunup babasının kendisine bu hususu söylediğini belirttiği.Sanığın altını ıslatma meselesinden dolayı mağdura müdahalede bulunduğunu dair bir savunmasının dahi bulunmadığı. Yine tanık ......'nin sanığı doğrular şekilde görgüye dayalı anlatımının bulunduğu ve mağdur ile sanık arasında samimi bir baba-kız iliştisi olduğunu anlattığı. Mağdurun aynı ev içerisinde tanıklar ...... ve ...... var iken babasının devamlılık gösterdiğini ve rahatsız olduğunu belirttiği cinsel eylemleri nedeniyle yardım isteme, bağırma gibi imkanı var iken böyle bir davranışta bulunmamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı kabul edilmiştir. Mağdurun anne ve babasının boşanması ile birlikte zaman zaman annesinde veya aynı şekilde babasında kalması şeklindeki süreçte içinde bulunduğu psikolojik durumun da mağduru etkilediği ve 2012 yılından önce dahi başladığını belirttiği eylemler nedeniyle sanığın ikinci evliliğini yaptıktan sonraki bir zamanda babası hakkında böyle bir iddiada bulunmasının sanık savunmasının aksine bir delil bulunmamakla tanık beyanları karşısında inandırıcı olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim alınan doktor raporunda mağdurenin anal veya vajinal bir istismara maruz kalmadığı anlaşılmakla beraber mağdurenin yargılama sürecinde vermiş olduğu şikayetten vazgeçme dilekçesi ile de iddialarında samimi olmadığı kanaatine varılmıştır. Yapılan yargılama sonucu toplanan tüm deliller değerlendirildiğinde; boşanma sonrasında sanıkla eski eşi ve mağdur arasında husumet oluştuğunun dosyaya yansımış olması, istismara uğradığını iddia eden mağdurun sanığın evine gidip gelmeye devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, 2012 yılında gerçekleştiği belirtilen olaylar için 2016 yılında yapılan şikayetin inandırıcı gücünün zayıf olması, tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin olmaması, mağdur için alınan raporda cinsel istismar belirtilerine rastlanmaması, mağdurun karar duruşmasından 1 gün önce verdiği dilekçe ve duruşmadaki beyanında şikayetini geri alması, karardan sonra yazdığı dilekçede de gerek annesine yaptıklarından dolayı gerekse erkek arkadaşlarına karışıyor olmasından dolayı sanığa kin beslediğini, o yüzden iftira attığını ve sanığın istismarına maruz kalmadığını belirtmiş olması birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyeti için yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, her ne kadar sanık hakkında TCK'nın 103/1-a,103/2-3-c, maddeleri gereğince Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, yargılama aşamasında toplanan tüm delillere göre sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından yüklenen suçlardan sanığın CMK 223/2-... maddesi gereğince beraatine, Karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın beratine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Kayden 24.06.2001 doğumlu olup ilk Derece Mahkemesince ifadesinin alındığı tarihte on beş yaşından büyük olduğu anlaşılan mağdurenin sanık hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda bozma ilamı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/1761 Esas, 2022/2376 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verild

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla