Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8965 E. , 2023/7175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/831 E., 2023/214 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarı
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8965 E. , 2023/7175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/831 E., 2023/214 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2015/122 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2015/122 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve 2021/6364 Esas, 2022/8184 Karar sayılı kararı ile sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu bakımından lehe Kanun değerlendirmesi yapılması ve cinsel taciz suçu bakımından basit yargılama usulü nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2022/831 Esas, 2023/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.06.2023 tarihli ve 9-2023/65813 sayılı onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık temyiz isteminde özetle: Kararın bozulmasını, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince; ''Her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmese de katılan beyanı, tanıklar ... ... ve ... beyanı, sanık ile katılanın daha önceden birbirlerini tanımadıkları ve dolayısıyla aralarında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığından hareketle durduk yere katılanın tanımadığı biri hakkında suç isnadında bulunmasının hele de cinsel bir suç ile ilgili olarak bu suçların toplum ve kadın yönünden değeri de dikkate alındığında isnatta bulunmanın hayatın olağan akışına aykırılığı, katılan tarafından sanığın soruşturma aşamasında teşhis edilmiş olması ve katılanın bozma öncesi mahkememizde eylemi gerçekleştiren kişinin sanık olduğundan ... olduğuna dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın 01.11.2013 tarihinde katılana 'seni domaltıp, kalçalarını sinkaf ederim' dediği, sanığın 24.11.2013 tarihinde yeninde katılanın karşısına çıktığı ve katılanın kalçalarına dokunarak 'seni sinkaf edeceğim' dediği, sanığın 10.01.2014 tarihinde müştekinin arakasından yanına yaklaştığı, bir şeyler söylediği, ancak ne söylediğini duyulmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.'' şeklindeki gerekçe ile hükümler kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Sarkıntılık Suretiyle Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükmün İncelemesinde 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülemeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında müsnet suçtan dolayı temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki kanuni düzenlemeler nazara alınıp anılan maddede düzenlenen alt ve üst sınırlar arasında ceza miktarına yönelik takdir hakkı kullanılırken denetime elverişli somut gerekçeler gösterilmesi gerektiği gözetilmeden "ülkemizde son zamanlarda artan kadına yönelik cinsel saldırı niteliğindeki eylemlerdeki artışlardan hareketle suç dolayısıyla meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak" şeklindeki hukuki olmayan gerekçeye dayanılarak teşdit uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Açıklanan nedenle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. B. Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde Mahkemece bozma öncesi gerçekleştirilen yargılama sonucunda verilen ilk mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemenin ardından 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanunu'na 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle bozulması üzerine söz konusu ilama uyan Mahkemece esasen ceza miktarı itibarıyla sanığın lehine olan basit yargılama usulünün tatbiki suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2022/831 Esas, 2023/214 Karar sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Sayın üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz Sayın heyetin “sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı” suçundan kurulan hükmün “İlk derece mahkemesince sanık hakkında müsnet suçtan dolayı temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki kanuni düzenlemeler nazara alınıp anılan maddede düzenlenen alt ve üst sınırlar arasında ceza miktarına yönelik takdir hakkı kullanılırken denetime elverişli somut gerekçeler gösterilmesi gerektiği gözetilmeden “ülkemizde son zamanlarda artan kadına yönelik cinsel saldırı niteliğindeki eylemlerdeki artışlardan hareketle suç dolayısı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak” şeklindeki hukuki olmayan gerekçeye dayanılarak teşdit uygulanması hukuka aykırı bulunularak bozulması kararına yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Yerel mahkeme temel cezayı belirlerken “TCK 61.maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, katılanın ailesinden uzak eğitimini tamamlamak maksatlı ilçemizde yalnız yaşadığı ve yine sanığın eylemini pek çok kişinin görebileceği işlek bir alanda bu durumu göze alarak gerçekleştirmiş olması dikkate alınarak failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, ülkemizde son zamanlarda artan kadına yönelik cinsel saldırı niteliğindeki eylemlerdeki artışlardan hareketle suç dolayısı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı” dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, Yerel mahkemece takdir hakkının nasıl kullanıldığı dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçelerle açıklanıp gösterildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin süreklilik arz eden kararlarında vurgulandığı gibi kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunmasının gözetildiği ayrıca Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre yerel mahkemenin takdir hakkı kullanarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu kanaatiyle “sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı” suçundan verilen hükmün onanması gerektiği görüşündeyim.