Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/9578 E. , 2023/7335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/172 E. 2023/389 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yöne
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/9578 E. , 2023/7335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/172 E. 2023/389 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2021 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü madde uyarınca mahkumiyeti talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/325 Esas, 2021/527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2022/97 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile hükmün "İddianamede suç tarihi olarak ay ve gün belirtilmeden sadece 2014 yılı belirtildiği, gerekçeli karar başlığında ise oluşa ve kabule aykırı olarak ay ve gün belirtilmeden sadece 2018 yılı belirtildiği görülmüş olup, 28/06/2014 tarihinde 6545 sayılı yasa ile ve 02/12/2016 tarihinde de 6763 Sayılı Yasa ile TCK 103. Maddesinde değişiklikler yapıldığı gözönüne alındığında, mahkemece taraflardan sorulup eylemin bu değişikliklerden önce mi yoksa sonra mı olduğu netleştirildikten sonra, sanığa isnat edilen eylemin 28/06/2014 tarihinden önce olduğu anlaşılırsa, mağdurun beden ruh sağlığının bozulup bozulmadığı yönünde usulüne uygun rapor alınarak rapor sonucuna göre TCK'nın 7.maddesi gereği lehe kanun değerlendirmesi yapılıp bir hüküm kurulması gerekirken, ilk derece mahkemesince suç tarihi dosya kapsamına aykırı olarak 2018 yılı kabul edilip 6763 Sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 103/1-3-1.cümlesi hükümleri uygulanmak suretiyle denetime elverişli olmayan bir hüküm kurulması, Kabule göre de; 1- Olaya ilişkin bilgi ve görgüsü ile özellikle sanığa isnat edilen eylemlerin tarihlerinin şüphe bırakmayacak şekilde tespiti açısından, sanıktan hangi tarihlerde matematik dersi aldığı konusunda mağdurun ağabeyi ... tanık olarak dinlenmeden, ayrıca mağdurun anne ve babası olan katılanlardan sanığın hangi tarihlerde evlerinde kaldığı hususu yeterince açıklatılmadan karar verilmesi, 2-İddianamede suç tarihi olarak 2014 yılı belirtildiği halde, gerekçeli karar başlığında dosya kapsamına aykırı olarak 2018 yılı belirtilmesi," gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanunun 280 inci ve 289 uncu maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. 4. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/445 Esas, 2022/789 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan, lehe olan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/172 Esas, 2023/389 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairelerince de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında açıklandığı üzere, zincirleme şekilde kasten işlenen eylem sonucunda mağdurenin beden veya ruh sağlığının bozulduğunun tespiti halinde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki suçun ağırlaşmış hali teselsül edemeyeceğinden, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile tayin edilen cezanın aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile artırılması neticesinde bulunan miktarın aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının tatbiki suretiyle belirlenen cezaya eklenmesi ve bu sıraya uyularak sonuç cezanın belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini, kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf talebi bu itibarla yerinde görülmüş ise de 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının verdiği yetkiye istinaden yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan "Sanığın eylemi sonucunda katılan çocuğun beden veya ruh sağlığının bozulduğu görülmekle TCK'nın 103/6 maddesi gereği 15 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, -Sanığın,aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında, katılan çocuğa karşı cinsel istismar eylemini birden fazla kez işlediği sabit olmakla TCK nın 43/1 Maddesi uyarınca cezasında taktiren 1/4 oranında artırım yapılarak 18 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, -Sanığın sübut bulan eyleminin niteliği gözetilmekle birlikte, duruşmalarda gözlemlenen saygılı hali,sabıkasız sosyal geçmişi ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK'nın 62. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 15 YIL 7 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ibaresinin çıkarılarak yerine "Sanığın eylemleri sonucunda katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu adli tıp kurumu raporu ile anlaşılmakla, TCK'nın 103/6. maddesi gereğince takdiren 15 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, -Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında katılan mağdureye değişik tarihlerde birden fazla cinsel istismar eyleminde bulunduğu ve yerleşik içtihadi uygulamaya göre neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir sonuç olan ruh sağlığındaki bozulmanın teselsül etmeyeceği anlaşılmakla, TCK'nın 103/1, 103/3. maddeleri gereğince tayin edilen 7 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden zincirleme suça ilişkin aynı Kanunun 43/1. maddesi ile takdiren 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle belirlenen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nın 103/6.maddesine göre hükmedilen cezaya eklenmesi suretiyle sanığın 16 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, -Sanığın duruşmalarda gözlemlenen saygılı hali, sabıkasız sosyal geçmişi ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilip TCK'nın 62/1. maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 14 YIL 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ibaresinin eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın katılan mağdureye cinsel amaç taşıyan hiçbir teması olmadığına, katılan mağdurenin beyanlarından başkaca bir delil bulunmadığına, sanığın suçu işlediğine dair şüphe oluştuğuna, sanığın aynı eylemleri gerçekleştirdiği iddia edilen Kübra’nın tespit edilerek tanık olarak ifadesinin alınması gerektiğine, sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyini aşmadığına ve dilekçesinde yer alan diğer hususlara ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanık hakkında üst sınırından ceza verilmesi, katılan mağdurenin beden veya ruh sağlığının bozulmasına yol açan sanık hakkında iyi hal indiriminin uygulanmaması, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece, olayın intikal şekli, taraflar arasında husumet bulunmaması, savunma, tanık anlatımı, raporlar ile dosya kapsamına göre; sanığın katılan mağdurenin babasının arkadaşı olduğu ve katılan mağdurenin ağabeyi tanık ....'nin matematik dersine yardımcı olmak amacıyla suç tarihlerinde ikametlerinde kalmaya başladığı, bu süreçte katılan mağdurenin büyükannesinin gelmediği, sanığın katılan mağdureye baktığı, bu süre zarfında sanığın, katılan mağdurenin poposuna, göğsüne eli ile dokunmaya çalıştığı, katılan mağdurenin elini ittiği halde sanığın ısrarla elini içine sokmaya çalıştığı, sanığın cinsel organını açıkta bırakacak şekilde pantolonu indirdiği, yine başka bir olayda sanığın katılan mağdurenin ön arka cinsel organına ve göğüslerine dokunduğu, katılan mağdurenin elini kendi cinsel organına dokundurmaya çalıştığı, katılan mağdurenin sanığın elini çekmesine rağmen eylemine devam ettiğinin kabul edildiği, bu şekilde gerçekleşen sanık eylemlerinin ani, kesintili, kısa süreli olmayıp, süreklilik gösterdiği ve söz konusu cinsel davranışların katılan mağdurenin vücudunun farklı yerlerine birbirini takiben birçok kez dokunmak suretiyle ısrarlı bir şekilde sürdürülerek gerçekleştiği, katılan mağdureye yönelik bu davranışların uzun bir süre devam etmesi karşısında, sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyini aşarak çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu; bununla birlikte sanık savunması ve katılan mağdure ile annesi katılan ... beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın, suç tarihlerinde katılan mağdureye karşı koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu zira sanığın konutta bulunduğu günlerde katılan mağdurenin bakımını üstlenmek üzere anneannesinin gelmediğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde sabit olduğu, böylece sanığın, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında, suç tarihi itibariyle henüz on iki yaşını ikmal etmemiş katılan mağdureye karşı cinsel istismar eylemini birden fazla kez işlediğinin katılan mağdurenin beyanlarında net bir şekilde görüldüğünün değerlendirildiği, katılan ..., tanık ....'nin beyanları, sanığın savunması gözetildiğinde suça konu eylemlerin 2014 yılı kış ayları olup (2014 yılının şubat-mart ayları) cinsel istismar suçuna ilişkin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi Kanun değişikliğinden önce olduğu değerlendiriliği, sanığa isnat edilen eylemin 28.06.2014 tarihinden önce olduğu anlaşıldığından, katılan mağdurenin beden ruh sağlığının bozulup bozulmadığı yönünde usulüne uygun rapor alınarak rapor sonucuna göre değerlendirmenin yapılması gerektiği, Adli Tıp Kurumunca katılan mağdurenin ... hakkında hazırlanan raporun dosya arasına gönderildiği katılan mağdurenin bu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu şeklinde rapor düzenlendiği görüldüğü, uygulamalı karşılaştırma sonunda sanığın en lehine olan uygulamanın suç tarihi itibariyle 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki haline göre olduğu kabul edilip, suçun işleniş şekli ve özellikleri, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu ve temel cezanın belirlenmesine ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi birlikte dikkate alınarak temel cezanın belirlendiği, sanığın sübut bulan eyleminin niteliği gözetilmekle birlikte, duruşmalarda gözlemlenen saygılı hali, sabıkasız sosyal geçmişi ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hüküm tesis edildiği görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltilen husus dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Suç tarihinden sonra 28.06.2014 günü yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek lehe Kanun'un önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri ayrı ayrı olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her üç Kanun'la ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği, buna göre İlk Derece Mahkemesince kanun karşılaştırılması yapılırken temel cezaların belirlenmesi sırasında teşdit nedeni olarak aynı gerekçeler gösterilmesine rağmen 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişikliği işlevsiz bırakacak şekilde 6763 sayılı Kanun değişikliği ile temel ceza 6545 sayılı Kanun değişikliğinden daha fazla olmasına rağmen 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasındaki düzenleme ile aynı miktarda sonuç ceza belirlendiği anlaşılmış ise de 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin sanık aleyhine olması nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. 2. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin eleştirilen husus dışında yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/172 Esas, 2023/389 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.