Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/2487 E. , 2024/4522 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2201 E., 2024/94 K. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/2487 E. , 2024/4522 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2201 E., 2024/94 K. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1.Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla ilgili açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/359 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/2201 Esas, 2024/94 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ NEDENLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; olayın sübut bulmadığına, herhangi bir somut delille desteklenmeyen aşamalarda değişen ve tanık anlatımlarıyla doğrulanmayan mağdure anlatımlarına itibar edilerek ihtimallere dayalı gerekçelerle sanığın atılı suçundan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ve kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; dosya kapsamı içeriğine göre sanık hakkında hüküm kurulurken alt sınırdan uzaklaşma yapılmaksızın ceza verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, nitelikli halin sanık hakkında uygulanması gerekliliği ile kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; mağdurenin olayın gerçekleştiği esnada dokuz yaşında olup dedesi yaşında sayılabilecek sanığın hem yaşı hem de komşusu olması sebebiyle otorite figürü olarak kabul edilebileceğine, sanığın mağdureyi kolundan zorla tutarak eve sokması halleri gözetilmeden nitelikli halin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak herhangi bir indirim maddesi uygulanmaksızın cezalandırılması gerektiğine ve kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/2201 Esas, 2024/94 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunlukla aramızdaki ihtilaf olayın sübutuna ve eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkindir. Olayın intikal zamanının iddia edilen olaydan yaklaşık beş yıl dokuz ay kadar sonra olduğu, geçen bu süreçte mağdurenin makul olabilecek süre içerisinde yaşadığını iddia ettiği olayı ailesine yakın arkadaşlarına veya başkaca kimseye anlatmadığı, mağdurenin olaydan sonra yaklaşık üç yıl boyunca sanığın kendisini sürekli eve çağırdığını ve bakışlarıyla kendisini rahatsız ettiğini iddia etmesine karşı bu uzun süreç içerisinde yine olayı kimseye anlatmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mağdurenin olay günü sanığın evinin önüne kadar birlikte gittiklerini belirttiği mahalleden arkadaşının ismini ısrarla hatırlamadığını ifade ettiği nazara alındığında tüm yargılama aşamasında tarafsız tanık konumunda olabilecek ve olayı teyit edebilecek herhangi bir yan delil elde edilemediği görülmektedir. Rehber öğretmen tarafından tutulan 05.06.2023 tarihli tutanak içeriğine göre mağdurenin rehber öğretmene sevk edilmesinin nedeninin doğrudan bu olaydan kaynaklandığına dair bir anlatım olmadığı zira mağdurenin altıncı görüşmede iddia ettiği olaydan bahsettiği dikkate alındığında olayın intikal şeklinin de şüpheli olduğu anlaşılmaktadır yine aynı tutanakta mağdurenin ilk başta eylemi gerçekleştiren kişiyi ismini bilmediği yaşlı biri olarak belirtmesine rağmen annesi Kezban'ın ifadesine göre mağdurenin rehber öğretmene sanığın ismini söylediği ve mağdurenin annesinin ifadesiyle rehber öğretmenin tuttuğu tutanak içeriğinin dosya kapsamıyla uyuşmadığı ve sanığa nasıl ulaşılığı hususunun yargılama aşamasında yeterince aydınlatılamadığı anlaşılmaktadır. Sanık soruşturma aşamasındaki savunmalarında mağdurenin evlerine hiç gelmediğini belirtmesine rağmen sanığın evde olmadığı bir zamanda mahalleden bir birlerini tanıyan mağdurenin sanığın evine bir şekilde gitmiş olabileceği de değerlendirildiğinde sanığın aşamalarda eylemi gerçekleştirmediğini ısrarla savunmasına rağmen mağdurenin olayın gerçekleştiğini iddia ettiği yer olan mutfağın evin içerisindeki konumunu tariflemesinin yan delil olarak kabul edilerek intikal zamanı ve şekli ile kim tarafından gerçekleştirildiği yeterince aydınlatılamamış bir eylemden dolayı sanığın cezalandırılması yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının beraat kararı verilmesi gerekçesiyle bozulması gerekirken onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.