Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/2526 E. , 2024/6669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2254 E., 2023/2035 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanu
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/2526 E. , 2024/6669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2254 E., 2023/2035 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle; Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2023 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2-2. cümle ve 103/4. maddeleri gereğince cezalandırılması istemli kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda sanığın 103/2-son, 103/4, 62, 53. maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Katılan mağdure vekili; sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesini, sanığın ayrıca sarkıntılık düzeyindeki eylemleri nedeni ile 5237 sayılı Kanun'un 103/1. madde hükmü gereği cezalandırılmasını, takdiri indirim hükmünün uygulama alanı bulmadığını, vekil ile temsil edilen her bir katılan tarafından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Katılan Bakanlık vekili; sanık hakkında eksik cezaya hükmolunduğunu, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemi Sanık müdafii Av. ..., somut delil bulunmadığını, tanık ......,’nin usulüne uygun dinlenmediğini, katılan mağdure beyanlarının çelişkili olduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. Sanık müdafii Av. ..., sanık aleyhine somut bir delil bulunmadığını, katılan mağdure beyanlarının çelişkili olduğunu, tanık ...’nin ifadesinin usulüne uygun alınmadığını, tanık ... beyanları ile katılan mağdurenin çelişkili beyanlarda bulunabileceğinin doğrulandığını, cinsel saldırı muayene raporuna göre sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinin sabit olduğunu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğini, suçun cebir ve tehdit ile işlendiği iddiasının yerinde olmadığını ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olaydan sonra katılan mağdurenin iç beden muayenesine ilişkin alınan raporunda herhangi bir bulgunun tespit edilememesi ve katılan mağdurenin yaşı itibarıyla eylemi yanlış nitelendirebilecek olması beraber değerlendirildiğinde vücuda organ sokulduğuna dair kesin delil bulunmayıp, mevcut haliyle eylemin basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 103/1. ve 103/4. maddeleri gereğince 61. madde de nazara alınmak suretiyle alt sınırdan ayrılarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin, katılan mağdure vekilinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 28.11.2023 tarihli ve 2023/2254 Esas, 2023/2035 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, açıklanan gerekçe içeriğine göre Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; Katılan mağdurun aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında olay tarihinde sanığın kızıyla "düğüncülük oyunu" oynadıkları sırada bu oyunun gerçeğini oynayalım deyip kendisini yatak odasına götürdüğünü ve eşofmanını indirerek anal bölgesini yalayıp daha sonra cinsel organına tükürerek poposuna birkaç defa soktuğunu, poposunun acıdığını, acıyor diyerek sanığı ittirdiğini, olaydan sonra birkaç gün kakasını yapmakta zorlandığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır. Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir. Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir. Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür. Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir. Nitekim somut olayda sanık baştan itibaren suçlamayı kabul etmediği ve başkaca delil de bulunmadığı halde mağdurun anlatımları istikrarlı, samimi ve inandırıcı kabul edilerek ilk derece mahkemesince mahkumiyete dayanak yapılmıştır. Dairemizce de eylemin sübutunda problem görülmemiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf eylemin gerçekleşme şekline ve suçun vasfına yöneliktir. Mağdur baştan itibaren samimi ve tutarlı anlatımlarında sanığın anal bölgesini yalayıp daha sonra cinsel organına tükürerek poposuna birkaç defa soktuğunu, poposunun acıdığını, acıyor diyerek sanığı ittirdiğini anlattığı halde, daire çoğunluğunca mağdurun ifadesi bölünerek cinsel istismarın varlığı kabul edilip eylemin organ sokmak suretiyle gerçekleştiği hususunun kabul edilmemesi kendi içinde çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Mağdur beyanının bir kısmını doğrulayan bir kısmını ise çürüten delillerin bulunması halinde beyanın bölünerek itibar edilen kısmın hükme esas alınması mümkün ise de somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Zira mağdur hakkında düzenlenen 23.08.2023 tarihli adli muayene raporunda mağdurda fiili livatanın izlerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de aynı raporda olayın üzerinden geçen süre ve anal bölgenin kanlanması vb. durumlar nedeniyle anal bölgede iz kalmamasının mümkün olduğu belirtilmiş olup, özellikle anal bölgeye yönelik organ sokma eylemlerinde kayganlaştırıcı madde kullanılması halinde fiili livata bulgusunun oluşmayabileceği tıbben bilindiğinden ve mağdurun anlatımına göre sanığın hem anal bölgesini yalaması hemde kendi cinsel organına tükürük sürmesi söz konusu olup olaydan iki ay kadar sonra alınan raporda fiili livatanın maddi bulgularının çıkmaması mümkündür. Buna göre organ sokmaya ilişkin mağdur anlatımının bilimsel delillerle çürütülmesi söz konusu olmadığından beyanına bu yönüyle de itibar edilmesi gerekmektedir. Anlatılan nedenlerle sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.