Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/3588 E. , 2024/11259 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/96 E, 2015/81 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyi
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/3588 E. , 2024/11259 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/96 E, 2015/81 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureyi zorla parkın içerisinde bulunan kulübeye götürüp anal yoldan cinsel ilişkiye girme ve daha sonraki tarihte de tehditle kullanılmayan bir yere götürüp cinsel ilişkiye zorlama şeklinde işlediği kabul edilen eylemler nedeniyle tehdit eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun unsuru kabul edilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle katılan mağdurenin çelişkili anlatımlarının olduğuna, eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna, olayın intihara teşebbüs etme neticesinde ortaya çıktığına, tanık beyanlarının suça sürüklenen çocuk lehine olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, suça sürüklenen çocuğun savcılıkta eylemin rızayla olduğuna yönelik savunması ve bunu destekleyen tanık anlatımları, İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden aldırılan 09.02.2012 tarihli muayene raporu içeriği ile tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde on altı yaş içinde bulunan katılan mağdureyle cebir veya tehditle cinsel ilişkiye girip, zorla alıkoyduğuna dair katılan mağdurenin soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle katılan mağdurenin yaşı itibarıyla hukuken geçerli rızasına istinaden gerçekleşen cinsel ilişki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, mağdurenin şikayete yönelik beyanları alındıktan sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise kanuni unsurları itibarıyla gerçekleşmediği gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12. 2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mağdurun yargılamanın tüm aşamalarında aynı yönde değişmeyen istikrarlı anlatımları, bu olaylardan sonra intihar etmeye kalkışması, ATK'nın ruh sağlığının etkinlendiği raporu, tanık ...'ın istikrarlı anlatımlarında SSÇ'nin mağdureyi kolundan tutarak zorla götürdüğüne ilişkin beyanları, tanık ...'nın "... bana tuvalette ...'nın ağlaması sebebiyle birşey yapmadığını söyledi, amcaoğlu ... ben kızı aynı gün tuvalatte arkadan yaptım dedi" şeklindeki anlatımları karşısında mağdurenin rızasının olmadığı anlaşılmaktadır. Tanık ...'un anlatımlarının SSÇ ile arkadaş olup, anlatımlarının başka delillerle desteklenmemesi, SSÇ'yi kurtarmaya yönelik olması, tanık ...'nın SSÇ ve mağdure arasındaki yazışmalar sırasında hazır olup bunları okumasının hayatın olağan akışına aykırı olup, SSÇ'nin arkadaşı olması sebebiyle tarafsız ve yansız tanıklık yapmadığının anlaşılması karşısında bu tanık anlatımlarına itibar edilmemesi gerektiği, Tüm bu sebeplerle sanığın üzerine atılı suçları işlediği anlaşıldığından çoğunluğun sanığın TCK 104/1. maddesi gereğince cezalandırılması ve hürriyetten yoksun kılma suçundan beraatine yönelik bozma düşüncesine katılmıyorum.