İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/4265 Karar: 2024/7272 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/4265 K.2024/7272

9. Ceza Dairesi 2024/4265 E. , 2024/7272 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/717 E., 2023/591 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesinden kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/4265 E. , 2024/7272 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/717 E., 2023/591 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesinden kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/4265 E. , 2024/7272 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/717 E., 2023/591 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesinden kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli, 2023/132 Esas, 2023/303 Karar sayılı kararı ile, sanığın, olay tarihinde katılan mağdurun anal bölgesine parmak sokma şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemle ilgili mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2-2.c, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen resen de istinafa tabi kararın sanık müdafii, sanığın eşi ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunın esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Şikayetçilerin aşamalarda olayın gerçekleşme biçimi ve zaman dilimine ilişkin çelişkili beyanlarda bulunduğu, telefon baz bilgilerinin celp edilmesi, sanığa ait motor kaydının bulunmadığı, sanıkla aralarında husumet bulunduğu, katılan mağdurun da aşamalarda eylemin gerçekleştiği yere ilişkin farklı anlatımlarının olduğu, katılan mağdurun anne ve babası tarafından yönlendirilmiş olabileceği, suçun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eş tarafından katılan mağdur çocukla yapılan görüşme içeriğinin katılan mağdurun yönlendirildiğine kanıt oluşturduğu ile dilekçesinde belirttiği diğer sebeplere yöneliktir. B. Sanığın Eşinin Temyiz İstemi Dosyada delil yetersizliğinin olduğu, sanığın iftiraya uğradığı ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. GEREKÇE Katılan mağdurun sanığın gerçekleştirdiği iddia edilen eyleme yönelik aşamalarda genişleyen, zaman ve mekan ile eylemin gerçekleşme şekli açısından çelişkili beyanları, sanığın inkara dayalı savunması, katılan mağdurun babası Birol ile annesi katılan ...'nin eylemin ortaya çıkış şekline ilişkin çelişkili beyanları, fiili livata ile uyumlu maddi emarelerin izlenmediği ve katılan mağdurun vücudunda herhangi bir taze travmatik patolojik emareye rastlanmadığına yönelik Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi raporu içeriği, katılan mağdurun yönlendirmeye açık olduğuna dair adli görüşmeci beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair katılan mağdurun soyut ve başka delille desteklenmeyen çelişkili ve istikrar içermeyen beyanları dışında sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile sanığın eşinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak Sayın Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanığın mağdura yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunun sübut bulup bulmadığına ilişkindir. Sanığın suçlamayı kabul etmeyip mağdur ile hiç başbaşa kalmadık demesine rağmen savunmasında; mağdurla birlikte oyun oynadıklarını belirtmesi, mağdurun anne-babasının beyanlarından anlaşılacağı üzere sanğın mağduru evinden alıp kendi motoruyla evine götürmesi, aralarında husumet olmadığını sürekli dile getirmesine rağmen sadece mahkeme aşamasında araç yüzünden husumet bulunduğunu söylemesi dikkate alındığında çelişkili beyanlarının olması, mağdurun fiili livataya maruz kaldığına dair emare bulunmadığına dair adli rapor olsa da aradan geçen uzun süre karşısında 5 yaşındaki mağdurun vücudundaki gelişim ve toparlanma süreci dikkate alındığında eyleme ilişkin iz ve emarelerin iyileşip silinebileceği bu durumun suçun kesin olarak işlenmediği anlamına gelmeyeceği, duruşmada uzman bilirkişinin mağdurun yönlendirmeye açık olduğu için olayı farklılaştırdığı ancak olayın yaşandığı kanaatinin oluştuğuna dair görüşü, olayın ortaya çıkışının mağdurun babasına anlatması üzerine babanın anneye durumu sorması ve bunun üzerine intikalin gerçekleşmesi, katılan anne ve babanın mağdurdan duydukları şekilde eylemi aynı şekilde anlatmaları, mağdurun sanığın kendisine karşı yaptığı eylemi yargılmanın tüm safhalarında değiştirmeden aynı şekilde vücudunun popo kısmına yönelik parmak sokma, kalem gibi bir şeyle iğne gibi birşey yapıyor demesi, yine sanığın göte parmaklama oyunu oynayalım dediğinde sanığın mağdurun poposuna parmak soktuğunda mağdurun acıyor diye söyleyince sanığın bırakması, duruşmada mağdurun sanık için "Senin götün de ne kadar pismiş" dediğini söylemesi, mağdurun evlerine gelen misafir çocuğun donunu indirmeye çalışması karşısında katılan annenin bunu sorması üzerine sanığın kendisine böyle davrandığını söylemesi, mağdurun sanığa ... amca dediği ancak götüne parmak soktuğu için üvey amca olduğunu ve kızdığını söylemesi, 5 yaşındaki bir çocuğun "Sikini elleyim" tarzında bir ifadeyi beyan edecek cinsel bilgiye sahip olamayacağı yönündeki Adli görüşmeci raporu karşısında, bunu sanığın mağdura söylediğinin anlaşılması, mağdurun yaşından beklenmeyecek detaylar vermesi, psikoloğun mağdurun yaşıtlarıyla paralel gelişim özelliklerine sahip, iletişime açık ve görüşmeye istekli olduğunu belirtmesi, İlk Derece Mahkemesince karar verildikten sonra yasak delil olan mağdur çocuğun ses kaydının dosyaya İstinaf ve Yargıtay sürecinde karar verme aşamasında kanaat oluşumunu etkilemek için konulduğu ancak yasak delil olan bu ses kaydında bile mağdur çocuğun sanık için "Zaten o benim götümü parmaklıyordu" diyerek önceki anlatımlarını doğruladığı, ses kaydı içeriğinden açıkça çocuğun yönlendirildiğinin anlaşılması karşısında, Sanığın çelişkili anlatımları, mağdur çocuğun yaşından beklenmeyecek derecede ayrıntı vermesi, vücudunun sadece popo kısmına sanığın parmak sokmak şeklinde eylemde bulunduğunun söylemesi bunu katılan anne-babanın aynı şekilde doğrulaması, beyanların örtüşmesi, olayın intihal şekli, mağdurun acıyor demesi üzerine sanığın bırakması karşısında, sanığın parmağını sokup sokmadığı dosyadaki rapordan tıbben de tam olarak anlaşılmadığından bu durum sanık lehine değerlendirilerek sanığın sabit olan çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK 103/1-3c maddesinden cezalandırılması düşencesinde olduğumdan sayın çoğunluğun delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiği görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla