İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/6040 Karar: 2025/4997 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/6040 K.2025/4997

9. Ceza Dairesi 2024/6040 E. , 2025/4997 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1007 E., 2024/193 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, nitelikli dolandırıcılık, 677 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi,

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/6040 E. , 2025/4997 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1007 E., 2024/193 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, nitelikli dolandırıcılık, 677 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi,

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/6040 E. , 2025/4997 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1007 E., 2024/193 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, nitelikli dolandırıcılık, 677 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında cinsel saldırı, nitelikli dolandırıcılık, 677 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bilecik Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, katılanın küçük bir ilde yaşadığı düşünüldüğünde sanığa iftira atmasını gerektirir bir durumu bulunmadığına, katılanın tedavi amacıyla içeride yalnız bulunduğu sırada iradesinin fesada uğraması ve korkması nedeniyle yaşadığı cinsel saldırı olayının hile sonucu gerçekleştiğine, bu nedenle hukuken geçerli bir rızasının bulunmadığına ve sanığın atılı suçlardan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın eylemlerini katılanı tedavi edeceğine inandırmak suretiyle iradesini sakatlayarak gerçekleştirdiğine, küçük bir ilde yaşayan katılanın böyle bir eyleme rıza göstermiş olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, olayın hemen ardından katılanı gören tanıkların ifadelerinin ve katılanın derhal şikayetçi olmasının eylemin rıza ile gerçekleşmediğini doğruladığına, evinin kapısında telefon numarasını paylaşan sanığın maddi beklentiyle eylemi gerçekleştirdiğine ve ayrıca sanığa para ödendiğinin tanık ifadesiyle sabit olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE A. Nitelikli Dolandırıcılık ve 677 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçlarından Verilen Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Olayın intikal şekli ve süresi, katılanın aşamalardaki samimi beyanları ve tanıkların onu doğrulayan tutarlı ifadeleri, dosyaya yansıyan bir husumet bulunmaması ile savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin beraat kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Nitelikli Dolandırıcılık ve 677 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçlarından Verilen Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında katılan Bakanlık vekili ile katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın üyeler ... ve ...'nun nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hüküm yönünden karşı oyları ve oy çokluğuyla, 677 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen hüküm yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Katılan ...' in suça konu olaydan bir süre önce uyku problemi yaşadığı ve gündelik korkularının bulunduğu bu durumu aşamalarda tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsüne başvurulan arkadaşı...' a anlattığı, katılanın, ......' ın tavsiyesi üzerine... da dahil olmak üzere tanıklar ... ... ve arkadaşı ...ile birlikte sanığın ikamet adresine gittikleri burada katılanın uyku ve korku problemleri yaşadığını ifade etmesi üzerine sanığın diğer şahısları farklı bir odaya gönderdiği ve katılanla yalnız kaldıkları, katılanda daha fazla güven oluşturabilmek adına kendisine birinin el verdiğini de söyleyerek sanığın bir şeyler okuduğu ve katılana su uzattığı, katılanın suyu içtiği akabinde sanığın katılanın boynunu ve göğüs kısmını okşama ile taytının içerisine elini sokarak vajina bölgesini okşama şeklindeki cinsel suça konu eylemleri gerçekleştirdikten sonra katılandan 50 TL ücret talep ettiği, bu ücretin de odadan çıkmaları sonrasında tanık... tarafından sanığa verildiği şeklinde gelişen olayda; İlk Derece Mahkemesince dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu ve bu cihetle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçuna ilişkin onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki; Katılanın aşamalarda yaşadığı uyku ve korku problemlerini arkadaşı tanık...' a anlattığında, ...' ın kendi ablasının da hoca olarak bilinen sanığa gittiğini ve ondan şifa bulduğunu kendisine söylediğine ve bu sebeple sanığın ikametine gittiklerine ilişkin istikrarlı beyanları, 12.09.2019 tarihli "Ev Arama Tutanağı" başlıklı belgede sanığın ikametinde arama yapıldığı ve aramada (6) adet muskanın bulunduğu, Sanığın, "...bizim sülalemize ... diyorlar, babam, dedem hoca iki çocuğum var onlar da hoca biz evliyadan el aldık, nazar olması halinde ölecek kişiyi dahi yerinden kaldırabilirim. Böyle bir yeteneğim var..." şeklindeki 13.09.2019 tarihli Sulh Ceza Hakimliği sorgusunun bulunduğu, Bu açıklamalar ışığında; Dolandırıcılık suçunun basit şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun (5237 sayılı Kanun) 157. maddesinde; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası verilir" biçiminde düzenlenmiş, 158. maddesinde ise onbir bent halinde bu suçun nitelikli halleri sayılmıştır. Malvarlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; 1-Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması, 2-Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, 3-Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Failin kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar nesnel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik zarar olmalıdır. Uyuşmazlık konusunu ilgilendiren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-a maddesinde hüküm altına alınan dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenebilmesi için madde gerekçesine göre dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi için dini inanç ve duygular, aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalıdır. Suçun oluşabilmesi için dini inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır. Bu aşamada muska, büyü ve istismar sözcükleri üzerinde durulmasında da yarar bulunmaktadır. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğüne göre muska; “İçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb; üçgen biçiminde katlanmış olan şey; taşıyanı, takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan, içinde dinsel ve büyüsel bir gücün saklı olduğu sanılan doğal ya da yapay nesne; insan, hayvan, bitki, nesne ve ürünlerinin uygun düşen bir yerine asıldıkları, bağlandıkları, dikildikleri ya da konuldukları zaman onları ölüm, salgın, yersarsıntısı, su baskını, yıldırım, yangın, savaş, büyü, göz değmesi gibi daha birçok dokuncalardan koruduğuna ve onlara bolluk, varsıllık, iyi bir gelecek, aşılmaz bir güç sağladığına inanılan doğal ya da yapay nesnelerden her biri”, Büyü ise; “Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı, karşı durulamaz güçlü etki; birtakım doğaüstü güçler, gizemsel sözler, kutsal sayılan nesneler aracılığıyla insanları, doğayı, doğa yasalarını etkilemek, istenilen şeyleri elde etmek için büyücülerce belirli kurallara ve tekniklere uygun bir biçimde uygulanan verimsiz, boş eylem ve işlemler” şeklinde tanımlanmaktadır. İstismar, Arapça “semere” kelimesinden türetilmiş bir kelime olup 5237 sayılı Kanun' un 158/1-a maddesinde “sömürme” anlamında kullanılmıştır. Uygulamada yerleşmiş kabule göre ise; dinin, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve yaratıcı kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünü olduğu, dini inancın dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duyguları olduğu, bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunduğu, bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duyguların aldatma aracı olarak kötüye kullanılması ve bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olması gerektiği açıklanmıştır. Görüldüğü üzere, 5237 sayılı Kanun' un 158/1-a maddesinde , dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilirken, dinin, dini inanç ve duyguların ya da iyilik yapma hislerinin bir aldatma aracı olarak kullanılması aranmıştır. Önemli olan, dini inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle insanların aldatılması olup, aldatma aracı olarak kullanılan din veya mezhebin hangi din veya mezhep olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Örneğin, fitre ya da zekat verileceğinden bahisle para toplanması, gerçekte cami yaptırma niyetinde olmayan bir kimsenin cami yaptıracağından veya yarım kalan camiyi bitireceğinden bahisle izinsiz olarak yardım toplaması ya da cemevi ya da kiliseye yardım duyurusuyla para istemesi veya Hz...’nın dünyaya dönüşünü sağlamak için altyapı oluşturmak üzere para toplaması, cenaze için Kur'an-ı Kerim okunacağı ve ardından zekat verileceğinden ya da sözkonusu okumanın değerli bir ziynet eşyası üzerine yapılacağından bahisle yardım toplanması gibi durumlarda bir kısım dini inanç ve duyguların istismar edildiğinden sözedilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kendisini hoca olarak tanıtan sanığın, katılanın uyku ve korku problemini sözde çözümlemek adına birtakım şeyler okuyup katılana uzattığı sudan üç yudum alması gerektiğini söyleyerek içirmesi ve yine şifa adı altında vücudunun çeşitli yerlerine dokunması ve akabinde yaptığı bu iş karşılığı katılan mağdureyi kandırarak 50 TL para alması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın basit bir yalanı aşan, katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ile planlayıp ustaca sergiledikleri hareketlerinin hileli davranış olarak kabulü gerektiğinden, hileli davranışlarla aldatma sonucunda katılanın zararına gerçekleşen eylemlerin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir. Aldatma aracı olarak kullanılan " çeşitli şeyler okuma", "uzattığı sudan üç yudum içirme" vb. hususlarının dini inanç ve duygulara ilişkin olduğu, katılanın dini inanç ve duygularının istismar edilerek irade özgürlüğünün baskı altına alınması suretiyle sanığa para vermelerinde etkili olduğu anlaşıldığından, sanığın sabit kabul edilen eylemi dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturacağı aynı zamanda katılanın cinsel saldırı suçuna ilişkin olarak aşamalarda verdiği beyanlarına itibar edilerek cinsel saldırı suçundan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması yönündeki sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararının da katılanın beyanlarının bir kısmına itibar edilerek bir kısmına itibar edilmemesi şeklinde beyanların bölünmesi niteliğinde bulunacağından Bölge Adliye Mahkemesi kararının dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen karar yönünden de bozulması görüşü ile sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne muhalifiz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla