İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/8543 Karar: 2025/132 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/8543 K.2025/132

9. Ceza Dairesi 2024/8543 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/911 E., 2024/875 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müd

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/8543 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/911 E., 2024/875 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müd

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/8543 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/911 E., 2024/875 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, farklı tarihlerde kızı olan mağdurenin kıyafetlerini çıkartarak özel bölgelerini ellemek, cinsel organını mağdureye elletmek, cinsel organını mağdureye yalatmak ve mağdureye sürtünmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303/1-c maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının istikrarlı olduğuna, sanık hakkında verilen cezanın az olduğuna ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, sanığın hiçbir aşamada ikrar içerikli savunmasının bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin evrensel hukuk ilkesine riayet edilmediğine ve kabul anlamına gelmemekle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun 62/1. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan vekili ... ve üye ...'nun Bölge Adliye Mahkemesince kararın duruşmalı verilmesi hususundaki karşı oyları ve esas konusunda oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ... hakkında öz kızı ...'e karşı nitelikli cinsel istismar suçundan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca TCK'nun 103/2-2. cümle, 103/3-c, 43/1, 53, 63. maddeleri gereğince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK'nun 103/1-a maddesi delaletiyle, TCK'nun 103/1-c-3. cümle gereğince çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasına, TCK'nun 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine karar verilerek mahkumiyetine karar verilmiştir. Verilen bu kararın resen Cumhuriyet Savcısı, katılan Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından "Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair istinaf itirazlarının reddine; Ancak; Sanığın eylemini öz kızına karşı velayet hakkını kötüye kullanarak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında TCK'nun 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı ve istinaf itirazları bu yönüyle yerinde görülmüş, bu aykırılığın CMK'nun 280/1-a ve 303/1-c maddelerinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Hüküm fıkrasının 7. bendinden sonra gelmek üzere "sanığın atılı suçu TCK'nun 53/1-c maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşıldığından TCK'nun 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere bu hak ve yetkileri hükmedilen cezanın yarısı olan 9 yıl 4 ay 15 gün süreyle kullanmaktan yasaklanmasına, ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesine, Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." Katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onama istemli olarak düzenlenen tebliğname üzerine Dairemizce yapılan incelemede hükmün onanmasına karar verilmiştir. Dairemizce yapılan incelemede ön sorun olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sırasında, TCK'nun 53/5. maddesinin hükme duruşma açılmadan eklenmesinin mümkün olup olmadığı konusunda bir ön sorun oluşmuş olup, bu ön sorun incelenirken TCK'nun 53/5. maddesinin duruşma açılmadan Bölge Adliye Mahkemesince eklenmesinin mümkün olmadığı, duruşma açılarak sanık hakkında düzeltme hükmünün yapılabileceği düşüncesinde olduğumuzdan, ön sorunla ilgili olarak oy çokluğuyla verilen Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmasına gerek olmadığı yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki; TCK'nun 53/5. maddesinin, TCK'nun 2. bölüm güvenlik tedbirleri, belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma başlığı taşıyan 53. maddesinde düzenlenmiş olup 5. fıkrada "1. fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birini kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde, ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. ..." hükmü düzenlenmiş olup, TCK'nun 53/5. maddesinin gerekçesinde "Belirli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkumiyet halinde, mahkum olunan cezanın infazından sonrada etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüştür. Bu durumda Mahkemenin belirli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır. " denilmek suretiyle onanan maddenin 5. fıkrasının uygulanabilmesi için hükümde ayrıca gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre, belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakma başlığı altında güvenlik tedbiri olarak TCK'nun 53/1. maddesinde düzenlenen mahkumiyetin Kanuni ve doğal sonucu olan bu hak yoksunluklarının kararda gösterilmemiş olsa bile aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilmemektedir. Oysa TCK'nun 53/5. maddesinde düzenlenen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma başlığı altında düzenlenen hak yoksunluğu, güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer alsa da hükümlülüğün yasal sonucu olmayıp madde gerekçesinde de belirtildiği üzere cezanın infazından sonrada etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmaktan yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörüldüğünden, söz konusu fıkranın uygulanabilmesi için hükümde ayrıca gösterilmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre, TCK'nun 53/5. fıkrasının aynı maddenin 1. fıkrası gibi hükümlülüğün yasal sonucu olmayıp cezasını infazından sonra etkili olmak üzere, bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi gerektiği, 5. fıkra uyarınca uygulanan güvenlik tedbirinin aleyhe bozma yasağına konu olacağı kabul edilmiştir. (YCGK'nun 27.09.2023 tarih, 2021/9-26 esas, 2023/478 karar nolu ilamı) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarih 2020/14-248 esas 2022/359 nolu kararında Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme usulüne ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, İlk Derece Mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak, aynı delilleri değerlendirip suçun manevi unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması Bölge Adliye Mahkemesinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkumiyete hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanığın kastının bulunmadığından bahisle beraatine karar verebileceği kabul edilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.02.2024 tarih 2023/422 esas, 2024/91 karar nolu ilamıyla ..." sanık hakkında istinaf incelemesi sırasında TCK'nun 53/5. maddesinin ek bir yaptırım olarak ilk kez hükme ilave edilmesi nedeniyle, hükmün temyiz edilebilir olduğunu kabul eden Özel Daire uygulamasının usul ve Kanuna uygun olduğu kabul edilmiştir." Bu dosyada, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin CMK'nun 280/1-a ve 303/1-c maddelerinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın düzeltilmesinin mümkün bulunduğunu kabul etmiştir. CMK'nun 280/1-a maddesinde istinaf başvurusunun esastan reddi kararı düzenlenmiş olup 303. maddenin 1. fıkrasının c bendinin verdiği yetki uyarınca da, TCK'nun 53/5. maddesini uygulamak suretiyle hükmü bu maddenin ilavesi suretiyle düzeltilerek onamasına karar vermiştir. CMK'nun 303/1-c maddesinde "Mahkemece sabit görülen suçun unsurları niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde sadece Kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise ...." düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olmasına rağmen TCK'nun 53/5. maddesinin ilavesi suretiyle düzeltilerek onama yapılmıştır. Bu açıklamalar ışığında itiraza konu olan usulü işlem değerlendirildiğinde; bahsedilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yerleşik uygulamalar, Bölge Adliye Mahkemesince 53/5. maddesinin karara ilave edilmesi halinde temyize tabi hale gelmesine ilişkin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, TCK'nun 53/5. maddesinin aleyhe bozma yasağını ihlal ettiğine ilişkin, aleyhe bozma yasağına konu olacağına ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamaları, savunma hakkı gereği bu konuda savunma olmadan karar verilmiş olması, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun uygulamalarına göre ancak sanığın lehine olacak şekilde bir karar verilmesi halinde duruşma açılmadan Bölge Adliye Mahkemesince karar verilebileceği yönündeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında TCK'nun 53/5. maddesinin duruşma açılmadan sanık aleyhine uygulanması yönündeki, görüşe katılmıyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla