Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/2338 E. , 2025/6908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/294 E., 2024/507 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/2338 E. , 2025/6908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/294 E., 2024/507 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, mağdurenin usulüne uygun bir şekilde duruşmadan haberdar edilmemesi nedeniyle duruşmada dinlenmediğine, dolayısıyla bozma ilamında yer alan mağdurenin huzurda dinlenmesinin mümkün olmaması şartının gerçekleşmediğine, on sekiz yaşına gelmiş mağdurenin huzurda vereceği ifadenin kendilerince dinlenmesinin ve bu konuda savunma yapılmasının maddi hakikat için zorunlu olduğuna, aksi takdirde savunma haklarının kısıtlanmış olduğuna, on sekiz yaşını dolduran mağdurenin bizzat kendisine sorulmadan katılan sıfatı verilmesinin yerinde olmadığına, iddianamede 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/6. maddesinde yer alan ruh sağlığı bozulmasına yer verilmediği, Asliye Ceza Mahkemesinin dosya arasındaki raporu benimseyerek görevsizlik kararı vermesinin 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin ihlali olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte ruh sağlığı raporunda mağdureye 3-4 defa elbise üzerinden anlık dokunulduğunun yazıldığına, bu halde dahi eylemin Asliye Ceza Mahkemesinin görevinde kaldığına, ruh sağlığı raporunun hükme elverişli olmadığına, mağdurenin önceden de psikiyatrik tedavi gördüğü şeklindeki duyumlar nedeniyle hastane kayıtlarının celbedilmesinin zorunlu olduğuna, müşterek veli olan annenin delilleri ve katılma talebi sorulmaksızın yeminli tanık sıfatıyla ifadesinin alınmasının usule aykırı olduğuna, ayrıca annenin beyanlarının okunmamasının ve çelişkilerin giderilmesinin usule aykırı olduğuna, HTS kayıtlarının istenmesi gerektiğine, 22.03.2014 günü sanığın evde olmadığına, bu yönde dosya arasına sunulan raporun araştırılmadan hüküm kurulmasının eksik soruşturmaya yol açtığına, mağdurenin beyanlarının soyut ve çelişkili olduğuna, sübutun kuşkulu olduğuna, mağdurenin sanık tarafından kendisine kızılması, ayrıca ilgi toplama ve kıskançlık nedeniyle hayal gücünün genişliği ölçüsünde böyle bir hikaye uydurduğuna, mağdurenin ifadelerinin ailenin bilinçsiz güdülemesi sonucu olabileceğine, sübutun kabulü halinde 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesinin ilga edildiği ve bu maddeden dava açılmadığı gözetilerek lehe kanunun belirlenebileceğine, adli tıp raporunda kıyafet üzerinden dokunmadan bahsedilmesinin ve soruşturma ifadesinde penis teşhirinin anlatılmasının sarkıntılık ve cinsel taciz fiillerine örnek olduğuna, son eylem dışındaki eylemlerin katılanların ifadesinde geçtiği üzere önceki eylemlerin şefkat olarak algılandığına, mağdurenin sanığın evine gelip gitmeye devam ettiğine, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin koşulları itibarıyla oluşmadığına, herhangi bir gerekçe göstermeden sadece takdiren denilerek asgari hadden uzaklaşılarak zincirleme suç artırımı yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde karar verildi.