İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/3086 Karar: 2025/7188 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2025/3086 K.2025/7188

9. Ceza Dairesi 2025/3086 E. , 2025/7188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/44 E., 2025/21 K. SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin d

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/3086 E. , 2025/7188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/44 E., 2025/21 K. SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin d

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/3086 E. , 2025/7188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/44 E., 2025/21 K. SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ... 6. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II-TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Özetle, sanığın mağdurenin beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunu bilmediği ve hata hükümlerinden faydalanarak beraat etmesi gerektiğine, zincirleme suç maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğine, sanığın telefon incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığına, adli tıp raporunda sanığın ceninin babası olmadığının belirtildiğine, kabul etmemek kaydıyla sanık hakkında takdiri indirim maddesinin gerekçesiz bir şekilde uygulanmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesince, sanığın eylemlerini mağdurenin rızası doğrultusunda gerçekleştirdiği kabul edilmekle birlikte, ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 12.02.2024 tarihli raporu ile mağdurenin kendisine karşı işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/3-a maddesi kapsamında meydana gelen olay neticesinde, ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunduğu, mağduredeki bu durumun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca tekrarlayıcı görüşmelerde anlaşılabileceğinin tespit edilmesi karşısında mağdurenin rızasının geçerli sayılamayacağı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. O halde; öncelikle akıl hastası olan mağdurenin, cinsel ilişkiye dönük rıza açıklamasının geçerli sayılıp sayılamayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. Akıl hastalığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 133. maddesinde bir “Evlenme engeli” olarak düzenlenmiş, akıl hastalarının evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığını ispatlamaları halinde evlenebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 145. maddesinde ise; evlenme sırasında eşlerden birinin akıl hastası olması, evliliğin mutlak butlan sebebi olarak sayılmış ve evliliğin butlanını Cumhuriyet savcısı ve ilgili herkesin isteyebileceği düzenlenmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 1 33... . maddeleri doğrultusunda Evlendirme Yönetmeliği'nin 20/1-c bendi ve 20/2. maddesinde evlilik işlemi öncesinde tarafların sağlık kurulu raporu aldırmaları zorunluluk olarak öngörülmüş ve sağlık raporu aldırılmaksızın evlenme işlemi yapılamayacağı düzenlenmiş, aynı Yönetmeliğin 15... /3. maddelerinde ise, akıl hastalarının ancak evlenmelerinde tıbbi bir sakınca bulunmadığının sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi halinde evlenebilecekleri hüküm altına alınmıştır. 4721 sayılı Kanun'un 133. maddesi göz önüne alındığında; kanun koyucu tarafından, evlenmek isteyen taraflardan herhangi birindeki herhangi bir akıl hastalığının, iradeyi doğrudan sakatlayan, dolaysıyla bir evlilik akdi yapmasına engel teşkil eden mutlak bir neden olarak kabul edilmediği, akıl hastaları arasında “Evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunanlar/bulunmayanlar” ayrımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme karşısında akıl hastalarının -aldırılacak sağlık kurulu raporuna bağlı olarak- cinsel özgürlüklerinin bulunduğu ve buna dönük rıza açıklamalarının geçerli olduğu sonucu çıkmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26/2. maddesinde kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklara ilişkin olarak rıza açıklaması, cezai sorumluluğu kaldıran neden olarak düzenlenmiş, aynı Kanun'un 30/2. maddesinde ise cezai sorumluluğu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin olarak kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatadan yararlanacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, dosya içinde bulunan belgeler incelendiğinde; ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 12.02.2024 tarihli raporu ile mağdurede orta derecede zeka geriliği olduğu belirtilerek bebekliğinden itibaren yaşıtlarına göre gelişme geriliği olduğunun tespit edildiği, mağdurenin nüfus aile kayıt tablosuna göre 11.05.2016 tarihinde evlendiği, 1 çocuğunun bulunduğu, bu durumun sanık tarafından da bilindiği anlaşılmaktadır. Suç tarihinden önce mağdurenin yapmış olduğu resmî evlilik işlemine güven duyarak rıza açıklamaya ehil olduğu zannıyla hareket eden ve bu doğrultuda mağdure ile rızaen ilişkiye giren sanığın 5237 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edilmelidir. Aksi yöndeki bir kabul ve uygulamanın, mağdurenin eşinin de ağır bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulamanın kanun koyucunun amacına aykırı olacağı açıktır. Ayrıca ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 12.02.2024 tarihli raporuna göre mağduredeki akıl hastalığının tekrarlayan görüşmelerde anlaşılabileceğinin belirtilmesi karşısında, tüm dosya kapsamına göre Facebook üzerinden tanıştığı mağdureyle mutat dışı aralıklarla üç defa buluşan sanığın mağdurenin akli durumu konusunda hataya düştüğünün kabul edilmesi gerekmektedir. Bu gerekçeler ışığında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinin yollamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca ... 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla