Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/327 E. , 2025/1528 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/327 E. , 2025/1528 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar ve ek karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü I. HUKUKİ SÜREÇ Sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık ...'un atılı suçlardan beraatine, sanık ...'ın ise atılı suçlardan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine ve ek karar ile mağdure vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ NEDENLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, sanık ...'ın mağdurenin yaşı hususunda esaslı hataya düştüğüne, diğer sanık ...'un da savunmayı teyit ettiğine, müvekkilin suç işleme kastıyla hareket etmediğine, rıza söz konusu olduğu için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, atılı suçları işlemediğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanık ... hakkında alt sınırdan hükümler kurulması ile takdiri indirim maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ...'un atılı suçlardan yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. C. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, mağdure şikayetinden vazgeçmiş olsa da vekil olarak görevlerinin devam ettiğine, sanık ... hakkında alt sınırdan hükümler kurulması ile takdiri indirim maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ...'un atılı suçlardan yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı nazara alındığında hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. B. Mağdure Vekilinin Ek Karara Karşı Temyiz İstemi Yönünden Kovuşturma evresinde on beş yaşını tamamlamış olan mağdurenin şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. C. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on yedi yaşında olduğunu söylediği yönündeki savunması, mağdurenin beyanları, kayden 08.05.2008 doğumlu mağdurenin suç tarihi itibarıyla 14 yıl 9 aylık olması, dairemizde heyetçe izlenen ifade CD'sine göre kayıt anında mağdurenin on beş yaşından büyük göründüğünün anlaşılması ile tüm dosya kapsamına göre olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınıp, mevcut haliyle eylemin aynı Kanun'un 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırılık olarak görülmüştür. IV. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, katılan Bakanlık vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Mağdure Vekilinin Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi ile Katılan Bakanlık Vekilinin Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Dair Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B), (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin asıl kararı ile ek kararında mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C. Sanık ... Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı bir gerekçeyle uygun olarak, Sayın Üyeler ... ve ...'nun karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Nüfus kaydına göre 08.05.2008 doğum tarihli olup suç tarihinde 14 yaş 8 ay 26 günlük olan mağdureye karşı sanığın cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 5237 sayılı TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesinde; "Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz" biçiminde düzenleme yer almaktadır. Maddede çeşitli hata halleri düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiş, ikinci fıkra ile kişinin, suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüş, üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibariyle hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır. Dördüncü fıkrada ise, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır. Maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur, açıklamalarına yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup, bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması halinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk halinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelindiğinde; Olay tarihinde sanığın 14 yaş 8 ay 26 günlük olan mağdure ile diğer sanık ...’un evinde cinsel ilişkiye girdiği, olay sonrası mağdurenin yaptığı hamilelik testinin pozitif olduğunu görmesi üzerine durumu annesine anlattığı ve 09.03.2023 tarihinde şikayetçi olduğu, ... Devlet Hastanesi'nin 17/03/2023 tarihli raporunda; mağdurenin yapılan fiziki muayenesinde kızlık zarının st-2-3-8 hizasında eski tarihli yırtıkların olduğu, USG muayenesinde mağdurenin 7 hafta civarında gebe olduğu ve sanık ...'in mağdureye yönelik gerçekleştirmiş olduğu cinsel istismar eylemi sonucu biyolojik babasının Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi 27/12/2023 tarihli raporuna göre %99,99 ihtimalle sanık ...'in olabileceğinin tespit edildiği; mağdure aşamalarda kabul gibi istikarlı beyanda bulunup sanığın abisinin arkadaşı olduğunu, 3 yıldır tanıştıklarını, yaşını ve kaçıncı sınıfa gittiğini bildiğini ileri sürdüğü, sanık soruşturma aşamasında suçlamayı kökten inkar ederek mağdure ile sanık ...'un evinde yakınlaşmadıklarını, cinsel birliktelik yaşamadıklarını, Sulh Ceza Hakimliği huzurunda alınan savunmasında mağdureyi yaklaşık 1 senedir tanıdığını, mağdurenin kendisine 17 yaşında olduğunu söylediğini, mağdure ile arasında herhangi bir yakınlaşma gerçekleşmediğini, sanık ...'a mağdure ile seviştik, yiyiştik tarzı söylemlerde bulunmadığını, Mahkemece alınan savunmasında ise mağdureyi 2-3 yıldır tanıdığını, evlerinin yakın olduğunu, mağdureyle odaya çekildiklerinde mağdureyle cinsel ilişkiye girmediğini, sadece öpüştüklerini, mağdure ile odadan çıktıktan sonra sanık ...'a "yiyiştik" dediğini, olay tarihinden 1-2 ay öncesinden beri mağdureyi tanıdığını beyan ettiği, Mahkemece 11.09.2023 tarihli duruşmada yapılan gözlemde; mağdurenin doğum tarihi ile uyumlu fiziki özellikleri gösterdiği, meramını anlatır vaziyette bulunduğu, görünüş itibari ile herhangi bir fiziksel engelinin bulunmadığı yaşıtlarıyla uyumlu fiziksel özellikleri olduğunun gözlemlendiğinin anlaşılması karşısında; tüm dosya kapsamı ve deliller dikkate alındığında sanığın mağdurenin yaşı ile ilgili her biri birbirinden farklı olan beyanlarına itibar edilmeyerek hastane doğumlu mağdurenin yaşı hususunda esaslı hataya düştüğü kabul edilmeyerek anılan hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.