Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/3654 E. , 2025/6134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2041 E., 2023/1834 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, müstehcenlik, verilerin hukuka aykırı olarak yayılması HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, mahkumiyet TEBLİĞNAM
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/3654 E. , 2025/6134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2041 E., 2023/1834 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, müstehcenlik, verilerin hukuka aykırı olarak yayılması HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi. Suça sürüklenen çocuklardan ..., ..., ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin hükmolunan ceza miktarlarına göre koşulları oluşmadığından, ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin ise Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin bir şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... haklarında çocuğun cinsel istismarı suçunu ayrıca suça sürüklenen çocuk ...'nın özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuk ...'nın verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçundan beraatine, reşit olmayanla cinsel ilişki ve müstehcenlik suçlarından mahkumiyetine, diğer suça sürüklenen çocukların ise atılı suçlardan beraatlerine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçundan kurulan hüküm yönünden istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, diğer hükümler bakımından ise istinaf başvurularının kabulü ile hükümlerin kaldırılarak suça sürüklenen çocuk ...'nın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve müstehcenlik (2 kez) suçlarından mahkumiyetine, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı; suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'un da çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, suça sürüklenen çocuk ...'in verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçundan cezalandırılması gerektiği ve diğer tüm hükümler yönünden ise suça sürüklenen çocukların teşdiden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Özetle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının tek tek eylemler yönünden gerekçelendirilmediğine bu sebeple gerekçe ihtiva etmediğine, mağdurenin beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna, mağdure hakkında bakire olmadığına ilişkin aldırılan raporun suçun işlendiği anlamına gelmeyeceğine, mahkumiyete yeter delillerin bulunmadığına, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararının suça sürüklenen çocuk yokluğunda kaldırılmakla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, dosya içerisinde mevcut spor salonu giriş çıkış kayıtlarına göre mağdurenin iddialarının dayanaksız olduğuna ve aldırılan iletişim tespit kayıtlarına göre suça sürüklenen çocuk ile mağdure arasında hiç bir iletişimin bulunmadığına ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Özetle, delillerin değerlendirmesinde hataya düşüldüğüne, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, yalnızca bu çelişkili beyanlara dayalı olarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, suça sürüklenen çocuğun telefonunda mağdureyle ilgili herhangi bir iletişim kaydına, fotoğraf ya da videoya rastlanılmadığına, mağdurenin çocuk izlem merkezindeki beyanının zapta hatalı geçtiğine, mağdurenin soruşturma evresinde suça sürüklenen çocukla cinsel ilişkiye ilişkin bir beyanda bulunmadığına, hata hükümlerinin her suça sürüklenen çocuk bakımından ayrı ayrı değerlendirilmediğine, mağdurenin iftira kastı ile hareket ettiğine, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin evrensel hukuk ilkesine riayet edilmediğine ve kabul anlamına gelmemekle suça sürüklenen çocuğun eyleminin sarkıntılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun (5237 sayılı Kanun) 62/1. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında indirim yapılması gerektiğine ilişkindir. D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna, suça sürüklenen çocuğun da mağdur kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, mağdur ve fail sıfatlarının birleştiğine, mağdurenin tespit edilen psikolojik durumuna göre beyanlarına itibar edilemeyeceğine, kabul anlamına gelmemekle suça sürüklenen çocuk hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, müstehcen görüntü içeren görüntülerin mağdure tarafından da paylaşılması sebebiyle müstehcenlik suçunun da oluşmayacağına, teşdit uygulamasının hatalı yapıldığına ve lehe kanun maddelerinin suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanması gerektiğine ilişkindir. E. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Özetle, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında şikayet bulunmadığına, suça sürüklenen çocuğun da olayın mağduru olduğuna, suça sürüklenen çocuğun kaçınılmaz hataya düştüğüne, hata hükümlerine ilişkin kabulün dosya kapsamı ile örtüşmediğine ve kabul anlamına gelmemekle beraber zincirleme suç hükümlerinin uygulanma yeri bulunmadığına ilişkindir. F. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin lehe delilleri dikkate almadığına, mağdurenin psikolojik durumu itibariyle beyanlarına itibar edilemeyeceğine ve mağdurenin iftira kastı ile hareket ettiğine ilişkindir. G. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığına, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurenin iftira kastı ile hareket ettiğine, kabul anlamına gelmemekle beraber suça sürüklenen çocuk hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine bu sebeple suça sürüklenen çocuğun eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma yeri bulunmadığına ve 5237 sayılı Kanun' un 62/1. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. H. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına ve mağdurenin psikolojik durumu itibarıyla beyanlarına itibar edilemeyeceğine ilişkindir. I. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına ve mağdurenin psikolojik durumu itibarıyla beyanlarına itibar edilemeyeceğine ilişkindir. J. Suça Sürüklenen ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Özetle, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, dosya kapsamındaki delillerin suça sürüklenen çocuk aleyhine hatalı olarak değerlendirildiğine, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, cezaların şahsiliği ilkesine aykırı hareket edildiğine, mağdurenin iftira kastı ile hareket ettiğine ve mağdurenin psikolojik durumu itibarıyla beyanlarına itibar edilemeyeceğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Yayılması Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, vaki temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuklardan ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Müstehcenlik (2 kez); ..., ... ve ... Haklarında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı; ..., ..., ... ve ... Haklarında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Katılan mağdurenin soruşturma evresinde çocuk izlem merkezinde suça sürüklenen çocuk ...'a ilişkin olarak bilirkişi çözüm tutanağı içeriğine göre, "... Ama ... gibi oldu, olmadı" devamında ise " ... ...'da bir şey yapmadı o da ... gibi..." şeklinde beyanda bulunduğu, ancak bu beyanın 20.10.2018 tarihli Mağdur İfade Tutanağı başlıklı belge içeriğine "...... ile de tuvalette önden ilişkiye girdim" şeklinde hatalı şekilde dercedildiği, kovuşturma evresinde ise ".... ... diye bir arkadaşını getirmişti ...'la da bir şey yaşadım onu ...'un ısrarı ile yaşadım" devamında ise "...'la da şey ... ısrar etti, onla cinsel birliktelik, yiyiştiğimizi hatırlıyorum açıkçası, cinsel birliktelik yaşamış olabilirim o konuda şu an bir şey diyemeyeceğim" şeklinde beyanda bulunduğu bu suretle organ sokma suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerine ilişkin istikrarlı bir beyanının bulunmadığı anlaşılmakla olayın gelişim şekli ve katılan mağdurenin beyanlarına göre suça sürüklenen çocuğun eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hatalı değerlendirmeyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Yayılması Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça Sürüklenen Çocuklardan ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Müstehcenlik (2 kez); ..., ... ve ... Haklarında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı; ..., ..., ... ve ... Haklarında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararlarında katılan mağdure vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sayın Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayını Üyeler ... ve ...'ın farklı gerekçeyle bozulmasına dair karşı oyları ve neticeten ve oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açıldıktan sonra olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun beyanı alınmadan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm kurulup kurulamayacağına ve eldeki delillerin cezalandırma için yeterli olup olmadığına yöneliktir. (5271 sayılı CMK) CMK 280/1-g bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi gerekli gördüğünde davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlamak zorundadır. Davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması demek tüm işlemlerin tekrarlanması anlamına gelir. Duruşma açılması sadece şekli bir işlem olarak görülemez. Mahkeme özellikle delillerle temas edecek ve yüzyüzelik yani doğrudanlık ilkesini karşılayacaktır. Aksi takdirde duruşma açılmasının hiçbir anlamı yoktur. CMK 281/2 fıkrası Bölge Adliye Mahkemesinin gerekli gördüğü tanıkları bilirkişiyi dinleyeceğini ve keşif yapacağını hükme bağlamıştır. Yani davanın sübutuna etki edecek tanık ve bilirkişiler mutlaka dinlenecektir ve gerekliyse keşif yapılacaktır. CMK'nın 282/1 maddesi gereğince BAM duruşma açtığında duruşmayı CMK'da ki düzenlemelere göre yapacaktır. Yani ilk derece mahkemesi ne şekilde duruşma yapıyorsa Bölge Adliye Mahkemesi de aynı şekilde duruşma yapmak zorundadır. Sadece CMK 282/1-e bendi gereğince dinlenmesine gerek olmadığını düşündüğü tanıkları ve bilirkişiyi dinlemeyecek ama gerekli olanları mutlaka dinleyecektir. Yine CMK'nın 282/1-f bendi gereğince sanık, müdafii, katılan ve vekiline davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemeleri halinde dava yokluklarında bitirilebilecektir. Ancak burada bahsedilen katılan davanın tek tanığı niteliğinde olmayan taraftır. Olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdur ise aynı zamanda tanık statüsündedir. Tanıkların dinlenmesi usulünce dinlenmesi gerekir. Bu nedenle katılan hakkında yukarıda belirtilen düzenleme tanık durumundaki mağdur hakkında uygulanamaz. Mağdur eğer tanık konumunda ise mutlaka getirtilerek dinlenmesi gerekir. Yukarıda da belirtildiği gibi Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda bahsedilen istisnalar hariç CMK'daki hükümlere göre duruşma yapmak zorundadır. CMK'nın 210/1. maddesine göre olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın ya da yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez, şeklindedir. Bu düzenlemeye göre olayın tek tanığı durumunda bulunan mağdurun mutlaka mahkemece getirtilerek dinlenmesi gerekir. Somut olayda olayın tek tanığı durumunda bulunan mağdur ilk derece mahkemesi tarafından dinlenmiş ve sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir. İstinaf duruşma açmış, tek tanık durumunda bulunan mağduru dinlemeden mahkumiyet hükmü kurmuştur. Oysa CMK’nın 236/2. maddesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller bulunması halinde mağdurun mutlaka dinlenmesi gerektiğine amirdir. Eğer beraat hükmü mahkumiyete dönüyorsa ve elde sadece mağdur beyanı varsa başkaca delil bulunmuyorsa bu beyanın bizzat istinaf tarafından alınması zorunludur. Duruşma açıldıktan sonra mağdur dinlenmeden karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekir. Bunun yanında ceza yargılamasında mahkumiyet, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayandırılmalıdır. Delillerin doğrudanlık ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca mahkeme huzurunda tartışılması birbiriyle uyumlu dış görünümlerle destekli, mantık yapısı tutarlı bir bütün oluşturması zorunludur. Diyalektik düşünce gerekçeye net olarak yansımalıdır. Şüphe sanık lehine yorumlanır. Bu kapsamda mağdur beyanı değerlendirildiğinde, beyanlarda çelişki olduğu açıktır. Mağdure başlangıçta bazı eylemleri unuttuğunu belirterek iddialarını genişletmiştir. Mağdurenin bazı olayları atlayabileceği kabul edilebilirse de aynı tarihli iki ifadesinde ...’la ilgili anlatımları değiştirmesi, mesajlarında “Söyle karakolda sinir olduğun biri varmı söyle, kime sinir oluyorsan şikayetçi olayım” şeklindeki mesajları ... dışındaki diğer sanıklardan hoşlanmadığı şeklindeki beyanları, yine sürekli birilerinin ısrarla zorlamasıyla bazı eylemleri gerçekleştirdiğini beyan etmesi, imkanı varken zorlama ve ısrarlara niçin karşılık koyamadığına dair açıklama yapamaması tek tanık olan mağdur beyanı üzerinde şüphe oluşturmaktadır. Yine sanık ...’la ilgili psikolog refakatinde alınan ilk beyanında herhangi bir temasın olmadığını beyan etmiş ancak sonraki ifadelerinde “Birlikte olduk – çok fazla bir şey yaşamadık – sadece yiyiştiğimizi hatırlıyorum açıkçası – cinsel birliktelik yaşamış olabilirim bu konuda şu an bir şey diyemeyeceğim” şeklindeki çelişkili, sürekli değişen beyanlarda bulunmuş, bu beyanlar hiçbir şekilde yan delillerle desteklenmemiştir.. Mağdurenin sosyal ve kültürel durumu da mağdure beyanları üzerindeki şüpheyi artırmaktadır. Ayrıca mahkumiyet hükmü kurulurken değerlendirme tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı yapılmalı, toptancı bir yaklaşım sergilenmemelidir. Bütün bu nedenlerle mağdure beyanları üzerinde şüphe bulunduğu, tek başına mağdure beyanının mahkumiyet için yeterli delil olamayacağı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan usuli ve esasa ilişkin nedenlerle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden Dairenin bozma gerekçesine katılmıyorum. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açıldıktan sonra olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun beyanı alınmadan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm kurulup kurulamayacağına ve SSÇ'lerin mağdurun yaşı konusunda kaçınılmaz hataya düşüp düşmediklerine ilişkindir. Somut olayda olayın tek tanığı durumunda bulunan mağdur ilk derece mahkemesi tarafından dinlenmiş ve sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir. İstinaf duruşma açmış, tek tanık durumunda bulunan mağduru dinlemeden mahkumiyet hükmü kurmuştur. Oysa CMK'nın 236/2. maddesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller bulunması halinde mağdurun mutlaka dinlenmesi gerektiğine amirdir. Eğer beraat hükmü mahkumiyete dönüyorsa ve elde sadece mağdur beyanı ve varsa başkaca delil bulunmuyorsa bu beyanın bizzat istinaf tarafından alınması zorunludur. Duruşma açıldıktan sonra mağdurun dinlenmeden karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekir. Kabule göre de SSÇ'ler mağdur ile sosyal medya üzerinden tanışmışlardır. Bu haliyle mağdurun sosyal medya hesaplarının araştırılarak oradaki belirttiği yaşının kaç olduğunun tespiti ile SSÇ'ler hakkındaki TCK 30. maddesinin tatbiki gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Yukarıdaki açıklanan usuli ve esasa ilişkin nedenlerle çoğunluk kanaatine katılmıyoruz.