İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/4098 Karar: 2025/6874 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2025/4098 K.2025/6874

9. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/6874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/482 E., 2025/405 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/6874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/482 E., 2025/405 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/6874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/482 E., 2025/405 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık ve suça sürüklenen çocukların atılı suçlardan mahkumiyetlerine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca sanık ... hakkında kurulan hükümler ile suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükümler yönünden esastan reddine, suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen hükümler açısından ise düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurenin rızasının olduğuna, sanığın mağdurenin yaşını on sekiz olarak bildiğine, sanığın mağdureye cebir, tehdit kullanmadığına, sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiğine, sanığın tahliye ve beraat talebine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, suça sürüklenen çocuğun DNA’sının olay yerinde bulunmadığına, eylemin gerçekleştiğine ilişkin delil olmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin soyut beyanları dışında mahkumiyete yeterli ve her türlü şüpheden uzak kanıt elde edilmediğine, hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir. D. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı nazara alındığında hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. B. Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık ve suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren katılan mağdure lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Dairemizce düzeltilmesi mümkün hukuka aykırılık olarak görülmüştür. C. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Çocuğun cinsel istismarı eylemi işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması nedeniyle mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği gözetilerek sanığın katılan mağdureye yönelik cebir kullanarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi dışında katılan mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketin bulunmaması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekili, sanık ... müdafii ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyip aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2024 tarihli, 2024/461 Esas, 2024/517 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasına “Katılan mağdure kendisini vekaletnameli vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 48.000 TL maktu vekalet ücretinin sanık ve suça sürüklenen çocuklardan eşit olarak alınarak katılan mağdureye verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamına göre olay şöyledir: Mağdur, olay tarihinde on dört yaşındadır. Sanık ..., birlikte hareket ettiği iki suça sürüklenen çocukla gece yarısından sonra, 00.42 sularında mağdurun evine gelmiş; kendilerini “kuzen” olarak tanıtıp evin mahrem alanına girmişlerdir. Eylemler 00.42’den 07.00’ye kadar yaklaşık altı saat on sekiz dakika sürmüş; bu müddet boyunca mağdur, yaşı, gece vakti ev içi atmosferi ve faillerin çokluğu nedeniyle fiilen kaçma veya direnme imkânından yoksun bırakılmış; olayın sonunda bayılarak kendinden geçmiştir. Uyuşmazlık, bu oluş karşısında TCK’nın 109. maddesi uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünün, “cinsel eylemin icrası sırasında ve bu eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkânının ortadan kaldırılması ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz” ilkesine dayanılarak bozulup bozulamayacağı noktasındadır. Çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; 5237 sayılı TCK’nın 109. maddesi, kişiyi kendi iradesiyle bir yerde kalma ya da oradan ayrılma serbestisinden yoksun kılan her türlü hukuka aykırı müdahaleyi yasaklar. Yeni kanun sistematiğinde suçun gerçekleşmesi, kapı kilitleme yahut bağlama gibi şekli görünüşlere bağlı değildir; belirleyici olan, ayrılabilme olanağının fiilen ortadan kaldırılmasıdır. Cinsel saldırı veya istismar suçunun icrası için zorunlu ve kısa süreli bir hareket kısıtlaması bulunması halinde 109. madde ayrıca uygulanmaz ise de; kısıtlama fiilin doğal sınırlarını aşarak öncesi ve sonrasıyla uzun bir zaman dilimine yayılıyor, mağduru tümden failin denetim sahasına alıp serbest hareket imkânını bütünüyle siliyorsa, artık söz konusu olan bağımsız bir alıkoymadır. Somut olayda kısıtlama, cinsel fiilin icrası için zorunlu, kısa ve geçici bir sınırlama değildir. Gece yarısından sabaha uzanan altı saati aşkın süre, üç kişinin birlikte kurduğu fiilî hâkimiyet, evin mahremiyetinden doğan psikolojik baskı ve mağdurun yaş küçüklüğü, ayrılabilme imkânını baştan sona fiilen imkânsız kılmış; olay nihayetinde mağdurun bayılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu tablo, cinsel fiilin doğal unsuru sayılabilecek bir sınırlamayı değil, bağımsız ve süreklilik arz eden bir hürriyet ihlalini gösterir. ... yönünden de; mağdurun on dört yaşında oluşu karşısında cinsel konularda rızadan hukuken söz edilemez. Kaldı ki ..., ancak özgür, bilinçli ve baskıdan uzak bir iradeyle anlam taşır; kaçma yahut direnme olanağının fiilen ortadan kalktığı bir ortamda ... varsayımı zaten temelsizdir. Bu şartlar altında cinsel fiiller, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun içinde “eriyen” hareketler olarak değil, onunla yan yana ve ondan bağımsız bir haksızlık alanı olarak görünür. Sonuç itibarıyla; mağdurun hareket serbestisi, cinsel eylemin icrasıyla sınırlı kısa bir süre için değil, gece yarısından sabaha dek devam eden bir süreçte tamamen ortadan kaldırılmıştır. Olay, “cinsel eylemin icrası sırasında ve bu eylemle sınırlı süreyle” yapılan bir kısıtlama kalıbına oturmaz; TCK m.109 anlamında müstakil bir hürriyetten yoksun kılma fiili oluşturur. Bu sebeple sanık ... hakkında anılan madde uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü isabetlidir; çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyor, yerel mahkeme hükmünün ONANMASI gerektiği kanaatini taşıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla