İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/5005 Karar: 2025/6610 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/5005 K.2025/6610)

9. Ceza Dairesi 2025/5005 E. , 2025/6610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1686 E., 2024/2173 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Her ne kada

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/5005 E. , 2025/6610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1686 E., 2024/2173 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Her ne kada

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/5005 E. , 2025/6610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1686 E., 2024/2173 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Her ne kadar Tebliğname'de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan görüş bildirilmiş ise de, suça sürüklenen çocuk müdafiinin 13.01.2025 tarihli dilekçesine göre, suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen karara ilişkin temyiz isteminin bulunmadığı belirlenmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan takdiri indirim nedenleri uygulanmaksızın üst sınırdan cezalandırılmasına, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesine, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda mağdurenin doğum yılını 2009 olarak söylediğine ve ilişki tarihinde mağdureyi on beş yaşında bildiği yönündeki savunmaları ile bunu doğrulayan mağdurenin duruşma beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesince olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınıp, mevcut haliyle eylemin aynı Kanun'un 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında değişen suç vasfına göre reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde uygulama yapılması karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ''27.01.2024'' yerine ''02.02.2024'' olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ... ve üye ...'nun karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma nedenine göre atılı suçtan tutuklu bulunan suça sürüklenen çocuğun TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmelerinin temini hususunun ivedi şekilde mahalline bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'a yönelik işlemiş olduğu çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve hürriyetten yoksun kılma suçlarından İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suç tarihinde mağdur 14... günlük olup, suça sürüklenen çocuk ile 12 yaşından beri arkadaşlığı bulunmaktadır. Mahkeme mağdurun yaş durumunu inceleyip değerlendirmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 30. maddesindeki hata hükümlerinin uygulanması yoluna gitmemiştir. Mağdur hastane doğumludur. Arkadaşlığı süresinde kimliğini düşündürdüğünde suça sürüklenen çocuğun kimliğini gördüğünü söylemiştir. Bütün bunlara rağmen heyetimizin sayın çoğunluğu suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 30. maddesindeki hata hükümlerini uygulayarak suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmamasına yönelik oy kullanılarak Dairemizce karar bozulmuştur. Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 30. maddesindeki hata hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf SSÇ hakkında hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir. 5237 sayılı TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesinde; "Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz" biçiminde düzenleme yer almaktadır. Maddede çeşitli hata halleri düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiş, ikinci fıkra ile kişinin, suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüş, üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibariyle hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır. Dördüncü fıkrada ise, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır. Maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur, açıklamalarına yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup, bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması halinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk halinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelindiğinde; Mağdurenin 11.01.2010 hastane doğumlu olduğu, suç tarihinde 17... aylık olan suça sürüklenen çocuk ile ile mağdurenin 21/05/2022 yılında parkta tanıştıkları, tanışmalarından bir hafta kadar sonra sevgili oldukları, 27.01.2024 olan olay tarihinde suça sürüklenen çocuk ile mağdurun buluşup suça sürüklenen çocuğun ...'da bulunan arkadaşının evine gittikleri, burada bulundukları sırada suça sürüklenen çocuğun mağdur ile rızası doğrultusunda cinsel organı mağdurun ön özel bölgesinin içerisine girecek şekilde cinsel birliktelik yaşadıkları, akabinde mağdurun şikayetleri üzerine yaptığı test sonucu hamile kaldığını öğrenmesi ile ailesinin olaydan haberdar olması üzerine adli makamlara intikal ettiği ve Mahkeme kararı ile gebeliğin sonlandırıldığı, her ne kadar SSÇ mağdurenin yaşını 15 ten büyük olarak bildiğini iddia etse de; mağdurenin suç tarihinde 14... günlük olduğu, suç tarihinde de 15 yaşından küçük olan mağdurun hastanede doğduğu, tarafların 21/05/2022 yılında tanıştıkları ve tanışmalarından kısa bir süre sonra hemen sevgili oldukları, Mahkemece yapılan gözlemde; mağdurenin fiziki görünümünün nüfus yaşı ile uyumlu olduğu, aşamalarda mağdurun 2009 doğumlu olduğunu, doğum tarihinin 11 Ocak olduğunu bildiğini, yaşının küçük olduğunu bilmediğini savunan suça sürüklenen çocuğun ay gün olarak doğum tarihini bilmesine rağmen mağdur ile uzun sevgililik dönemleri de nazara alındığında doğum yılını bilmemesinin mümkün olmayışı, soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun yaşını 14 yaş olarak bildiğini beyan eden mağdurun yargılama aşamasında ...'da alınan beyanında ilk olarak suça sürüklenen çocuğun 13 yaşında olduğunu bildiğini, 2010 doğumlu olduğunu söylediğini soruşturma aşamasındaki beyanı ile çelişki olduğu hatırlatılarak sorulduğunda ise bu kez Ocak doğumlu olduğu için kuzeni de kendisine yıl kayması olduğunu söylediğinden suça sürüklenen çocuğa 2009 doğumlu olduğunu söylediğini belirtmesine rağmen devamında suça sürüklenen çocuğun 6. sınıfa gittiğini ve öğrenim gördüğü okulunu bildiğini, hatta Karşıyaka'da birlikte dolaştıkları sırada cüzdanının yere düştüğünü ve suça sürüklenen çocuğun kimliğini gördüğünü, kimliğini görmesinden sonra yaşa ilişkin aralarında tekrardan konuşma geçmediğini, yaş konusunu ilk tanıştıklarında konuştuklarını iddia etmesi, olay sebebi ile suça sürüklenen çocuktan aşamalarda şikayeti bulunmayan mağdurun bu hususta yargılama aşamasında yalan söylemesini gerektirir bir hususun olmayışı, mağdur ile suça sürüklenen çocuğun 2022 yılından itibaren yaklaşık iki yıl süre ile sevgili olmaları, bu itibarla mağdurun okulunu ve gittiği sınıf ile doğum tarihini gün ay olarak bilen suça sürüklenen çocuğun mağdurun yaşını kolayca öğrenme imkanının bulunması, kaldı ki mağdurun olaydan çok önce suça sürüklenen çocuğun nüfus cüzdanını dolayısıyla doğum tarihini görüp bildiğine yönelik yargılama aşamasındaki anlatımları ayrıca uzun süredir tanışan ve sevgili olan bir kişinin sevgilisine doğum yılını bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, Mahkemenin mağdurun nüfus yaşına uygun fiziksel özelliklere sahip olduğu yönündeki gözlemi de hep birlikte nazara alındığında; suça sürüklenen çocuğun yaş konusunda hata hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı, buna ilişkin Mahkeme gerekçesinin yasal ve yerinde olduğu ve hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Suça sürüklenen çocuk, çocuğun nitelikli cinsel istismarından mahkum edilmiştir. SSÇ, uzun süredir sevgili olduğu mağdurun yaşını 15'ten büyük bildiğini savunmuş, mağdur da bunu doğrulamıştır. Çoğunluk, yaşta hata bulunduğu görüşündedir; iki üye karşı oy kullanmıştır.

Hukuki İlke: Failin mağdurun yaşı konusunda TCK 30 kapsamında hataya düştüğü sabitse, nitelikli cinsel istismar değil TCK 104/1 reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşur ve şikayet yokluğunda düşme kararı verilir. Yaşta hatanın kabulü olayın somut koşullarına göre değerlendirilir (oy çokluğu).

Uygulama Sonucu: Bozma (oy çokluğuyla) ve tahliye

Dava Strateji Notu: Yaşta hata (TCK 30) savunması, mağdurun beyanı, fiziki görünüm ve tarafların ilişkisi gibi somut verilerle desteklendiğinde suç vasfını 104/1'e çevirip düşmeye götürebilir; ancak karşı oylar bu değerlendirmenin tartışmalı olduğunu gösterir, delil toplanmasına özen gösterilmeli.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla