İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23648 K.2010/9430

ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya…

Esas2008/23648Karar2010/9430Tarih5 Nisan 2010Okuma6 dk · 1.264 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2008/23648 E., 2010/9430 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Nisan 2010
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Dava
Davacı, kıdem,ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.264 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerine 24/01/2001 tarihinde işe başladığını, aralıksız olarak 31/08/2003 tarihine kadar çalıştığını, bu tarihte işverence iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının, davalının taşeronu ...'nın işçisi olarak gösterildiğini, davacıdan istifa dilekçesi alındığını, daha sonra işverence hiçbir hakkı ödenmeden işten çıkartıldığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının dava konusu tarihlerde müvekkili... A.Ş. de çalışmadığını, davacının alt işveren ... işyerinde 24/01/2001-31/08/2003 tarihleri arasında çalıştığını, 31/08/2003 tarihinde kendi isteği ile özel nedenlerle işten ayrılıyorum diyerek istifa dilekçesi vermek sureti ile işten ayrıldığını, müvekkili ...

A.Ş. nin eleman aradığını duyunca alt işveren yanındaki işinden kendisinin istifa ettiğini ve mü¬vekkili şirkete başvuru yaptığını, başvurusunun kabul edilerek işe alındığını ve çalışmaya başladığını, davacının şikayeti üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişlerince düzenlenen raporda davacının işten kendisinin istifa etmesi nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatını hak etmediğinin belirlendiğini, davacının 14 günlük izin karşılığı 142,80.

YTL. alacağının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, “Dava kıdem, ihbar tazminatı alacağı ile yıllık izin ücreti alacağına yöneliktir. Dosya kapsamından davacının davalı işverenin taşeronu emrinde 24/01/2001-31/08/2003 döneminde çalıştığı hemen ertesi gün de davalı firmada işe girdiği anlaşılmaktadır. Dava alt işveren nezdindeki çalışma dönemine ilişkindir. Davalı işveren nezdindeki çalışması da 01/09/2004 de sona erdirilmiştir.

Davalı ile ... adlı işveren arasındaki ilişkinin alt üst işveren ilişkisi olduğu açık olup bu konuda uyuşmazlık yoktur. Davalı önceki dönem çalışmanın istifa ile sona erdiği savunmasında bulunmakta bu nedenle de ihbar ve kıdem tazminatı isteyemeyeceğini ileri sürmekte ayrıca ibranameye dayanmaktadır.

Davacı anlatımı ve çalışma süreleri dikkate alındığında aynı işyerinde aynı işi yapan ancak çalışması taşeronda gösterilen işçinin üst işveren nezdinde kadrolu olmak için istifa dilekçesini verdiği anlaşıldığından bu istifa dilekçesinin gerçek anlamda bir istifa

dilekçesi sayılmayacağı, Yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu görüldüğünden ve davacının 2 yıldan fazla bir süre çalışması sebebi ile hakları ortadan kaldıracak şekilde işten ayrıldığının kabulü hayatın olağan akışına ters olduğundan davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak ettiği kanaatine varılmaktır. davacının davalı işyerinden tazminatı hak etmeyecek şekilde ayrıldığına dair savunmada yapılmamıştır.

Sunulan ibranameye de itibar edilemez, çünkü ibraname ile savunma çelişkilidir. İbranamede yıllık ücretli izin alacaklarının ödendiği yazılı İse de davalının da kabul ettiği üzere 14.£ünlük izin alacağı mevcuttur. Bu itibarla Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişi raporundaki yanlan sonuç doğru değildir.

Bu nedenle Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/09/2004 tarih 2004/4914 Esas-19628 Karas sayılı ilamında da açıklandığı üzere bir yandan işçinin istifa ettiği ileri sürülüp diğer yandan ibraname ile ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiği savunmasının çelişkili olduğu bu durumda işçinin istifa etmiş olduğu sayılamayacağı gerçeği dikkate alınarak ihbar ve kıdem tazminatı istekleri yönünden bilirkişi raporunda belirlenen tutarlar kadar davacının alacağının bulunduğu ve yıllık izin ücreti ile ilgili davalının kabulü doğrultusunda 142,80.

YTL. izin alacağı bulunduğu sonucuna varılarak alt işveren nezdindeki çalışmalardan İ.K. 2/6 maddesi gereğince taşeron şirketteki çalışmasından kaynaklanan işçi alacaklarından üst işveren sorumlu olduğundan taleple bağlı kalınarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının kabulüne karar verilmesi gerekmiş, davalı taraf davacının 14 günlük yıllık izin karşılığı 142,80. YTL. alacağı bulunduğunu kabul ettiği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davalı ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin asıl – alt işveren ilişkisi olup olmadığı, bu ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı, muvazaaya dayanmıyorsa, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedilip feshedilmediği noktalarında toplanmaktadır.

Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir.

Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir.

4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir.

4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.

İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.

Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. Bundan başka 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinin 7. fıkrasında sözü edilen hususların adi kanuni karine olduğu ve aksinin kanıtlanmasının mümkün olduğu kabul edilmelidir.

5538 sayılı yasa ile 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olduğu ortaklıklara dair ayrık durumlar tanınmıştır. Bununla birlikte maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin öğeleri ve muvazaa öğeleri değişmemiştir.

Öyle ki, alt işveren verilmesi mümkün olmayan bir işin bırakılması ya da muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinin 6. fıkrasında açık biçimde öngörülmüştür. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunmaz.

Gerçekten muvazaalı ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi ise, kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, 4857 sayılı İş Kanununun 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur.

Dairemizin 2008 yılında vermiş olduğu içtihatlar bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2008/ 33977 E, 2008/ 28424 K.)

Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davalı ... ile dava dışı ... arasındaki asıl – alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı anlaşılamamaktadır. Her ne kadar, mahkemece verilen kararın gerekçesinde, davacının her iki işyerinde de aynı işi yaptığı belirtilmişse de, dosya içeriğinde davacının her iki çalışma döneminde de aynı işi yaptığına dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Dosyada mevcut, davacı tarafından Bölge Çalışma Müdürlüğüne verilen dilekçe içeriğinde, davacının, alt işverenin yanında çalıştıktan sonra 1 yıl süre ile asıl işverenin bünyesinde çalışmasına devam ettiğini bildirdiği, hizmet döküm cetveli içeriğine göre de alt işveren işyerinden ayrıldıktan sonra ertesi gün asıl işveren yanında işe başlayarak 1 yıl süre ile çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece, davacının, dava dışı ... işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmasını davalı asıl işveren yanında sürdürdüğü kabul edilerek, davalı ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı yeterince araştırıldıktan sonra,

taraflar arasında muvazaa olgusunun bulunması halinde, tüm çalışmasını davalı şirket bünyesinde gerçekleştirdiği ve iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği 31.03.2008 tarihi itibari ile çalışmasının devam ettiği kabul edilmeli, davalı ile dava dışı ... arasındaki iş sözleşmesinin muvazaaya dayanmadığının tespiti halinde ise alt işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin gerçekten feshedilerek davacının davalı yanındaki çalışmasının yeni bir sözleşme olup olmadığı belirlenmeli, işyeri devrinin varlığı halinde, talep edilen döneme yönelik olarak fesih olgusu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmelidir.

Yazılı şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2008/23648, K. 2010/9430, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/23648
Karar No
2010/9430
Tarih
5 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23690 K.2010/9751
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23692 K.2010/9767
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23693 K.2010/9752
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23695 K.2010/9753
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23696 K.2010/9754
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2008/23697 K.2010/9755

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.