KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2009/38877 E., 2012/4152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait 03.09.2003-25.04.2008 tarihleri arasında çalıştığını ancak çalışma kaydının Sosyal Güvenlik kurumuna bildirilmediğini iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, müvekkiline ait iş yerinde davacının sürekli bir çalışmasının söz konusu olmadığını, siparişlerin yoğun olduğu dönemlerde iş süresince çalışıp ücretini aldığını, iş yerinde 1 işçi çalıştırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işverene ait iş yerinde hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık koşulu gerçekleşecek biçimde çalışmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Uyuşmazlık taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunulup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır
.4857 sayılı İş Kanununun 8. inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez.
İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın iş yerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
Somut uyumazlıkta, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen çalışma kaydı bulunmamaktadır.
Davacı tanıkları, davalıya ait iş yerinde kendilerinin de sigorta kaydı yapılmaksızın çalıştırıldıklarını ileri sürerek davacının iddia ettiği tarihlerde davalıya ait iş yerinde çalıştığını doğrulamışlardır.
Davalı işveren, iş yerinde bir işçi dışında başka işçi çalıştırılmadığını , bu hususun vergi yoklama memurları ve Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişleri tarafından düzenlenen tutanaklar ile sabit olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı tanıklarının beyanlarından da iş yerinde çalışan işçi sayısının birden fazla olduğu anlaşılmaktadır Davalı tarafından delil olarak ibraz edilen 04.06.2008 tarihli vergi yoklama fişinin, 25.04.2008 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülen fesih tarihinden sonra düzenlendiği ve bu belgede iş yerinde 28 adet makine olduğu, 1 işçi çalıştığı belirtildiği görülmektedir. Ayrıca davacının iş yerinde geçici olarak kısa süreli çalıştırıldığı davalının da kabulündedir.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, taraflar arasında hizmet akdinin bulunduğu anlaşılmaktadır Dosya içerisindeki tüm veriler bir arada değerlendirilmeli, davacının çalışma süresi belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir
F) Sonuç:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/38877, K. 2012/4152, 15 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama