KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2010/11163 E., 2012/17408 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2012
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, hafta tatili ve fazla çalışma ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti
Davacı, davalı işyerinde çalıştığını, haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğinden bahisle açtığı kısmi dava ile alacak talebinde bulunduğu verilen kararın onanarak kesinleşmesi üzerine iş bu ek davayı açtığını belirterek kıdem tazminatı, hafta tatili ve fazla çalışma alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti
Davalı, yazılı savunma vermediği gibi yargılama aşamasına da katılmamıştır.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar vermiştir.
D)Temyiz
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Tebligat Kanununun 6099 sayılı Kanunla değişik 35 inci maddesine göre, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini derhal tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılması yeterli olacaktır. Bu durumda evrakın asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa dahi, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınarak bu
madde hükümleri uygulanır. Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.
Somut olayda davalıya kısmi davada tebligat yapılan adresine çıkarılan tebligatın davalıya tebliğ edilemediği, tebligat görevlisinin tespit ettiği başka bir adrese sevk edilerek tebligat yapılmak istenmiş ise de davalının gösterilen adresten taşındığı ve yeni adresinin de bilinmediğinden iade edildiği anlaşılmıştır.
Bunun üzerine kısmi davada ve ek dava dilekçesinde belirtilen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat çıkarıldığı, çıkarılan tebligat mazbatasında 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilip adresteki firma çalışanı Nergis Doğan durumdan haberdar edildi şeklinde şerh düşüldüğü görülmüştür.
Gerekçeli karar ise bu kez davalının daha önce usulüne uygun tebligat yapılmayan Yukarı Dudullu Mahallesi Bayraktar Caddesi Nutuk Sokak 1/3 Ümraniye İstanbul adresine yine Yasanın 35. maddesine göre gönderildiği ve 9.2.2010 tarihinde tebliğ mazbatası asıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili, temyiz dilekçesinde söz konusu karara konu alacakların talep olunduğu icra emirlerinin ise Geçit Mahallesi Sanayi Caddesi Gönül Sokak No:64 Osmangazi Bursa adresine tebliğ edilmesi üzerine davalının karardan haberdar olduğunu belirtmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca davalıya daha önce usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığı halde aynı Kanunun 35. maddesine göre yapılan tebligatların usule aykırı olduğu ve taraf teşkilinin sağlanmadığı, davalının savunma (hukuki dinlenilme) hakkının da bu nedenle engellendiği açıktır.
Mahkemece, öncelikle davalının temyiz dilekçesinde icra emirlerinin tebliğ edildiğini belirttiği adresine usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile davalının yargılamadan haberdar edilmesi, yargılamayı takip etmesinin ve en önemlisi de savunma hakkını kullanmasının sağlanması gerekmektedir.
Söz konusu adrese çıkarılacak davetiyenin tebliğ edilememesi halinde ise iş bu ek davada davalıya öncesinde usulüne uygun tebligat yapılmadığı görülmekle mahkemece, davalının tüzel kişi olması da dikkate alınarak Ticaret Sicil Memurlukları ve ilgili yerlerden adres araştırması yaptırılarak tespit edilecek adrese dava dilekçesi tebliğ edilmelidir.
Bu nedenlerle mahkemece dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği ile taraf teşkili ve dolayısıyla davalının savunma yapma hakkı sağlanarak neticesine göre hüküm kurması gerekirken usule aykırı tebligat ile sonuca varılması hatalıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/11163, K. 2012/17408, 16 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama