İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2010/16265 K.2011/242

tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik…

Esas2010/16265Karar2011/242Tarih25 Ocak 2011Okuma7 dk · 1.499 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2010/16265 E., 2011/242 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ocak 2011
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Dava
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla çalışma, hafta
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.499 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğunu, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek işçilik alacağı talep etmiştir.

Davalı ... davacının işvereni olmadığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı .... firması, diğer davalının taşeronu olarak çalıştığını, davacının haklarının ödendiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, davacının fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışmasını ispatladığı, davalılardan Migros’un zamanaşımı savunmasında bulunması nedeniyle zamanaşımının davalı ... yönünden dikkate alındığı belirtilerek davacının alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı asıl işveren tarafından ileri sürülen zamanaşımı definden diğer davalı alt işverenin yararlanıp yararlanamayacağı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki borçluluk ilişkisi teselsül esaslarına tabidir.

4857 Sayılı Kanunun ikinci maddesindeki sözü edilen hukuki ilişki işçiyi koruyucu amacıyla ortaya konduğu için normun amacını (ratio legis) göz önünde tutan klasik teselsül anlayışından farklı kendine özgü (sui generis ) bir teselsül söz konusudur. Normatif dayanağı Borçlar Kanunu madde 141 dir. Böyle hallerde müteselsil borçlulardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’inden diğer borçluda yararlanabilir.

Borçlar Kanunun 126/3 maddesine göre işçi ücretlerine ilişkin davalar 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Fazla çalışma ve hafta tatili alacakları bu tür alacaklardandır.

Somut olayda davalı ... tarafından dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Bu zamanaşımı savunmasından diğer davalı alt işverende yararlanmalıdır. Buna karşın mahkemece fazla çalışma ve hafta tatili alacağı yönünden davalı ...’un zamanaşımı savunmasını sadece onun yönünden değerlendirmiştir. Diğer davalı ... firması yönünden ise zamanaşımı def’ini dikkate almadan fazla çalışma ve hafta tatili alacağını hüküm altına alması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Borçlar Kanunu 134.md. “Müruruzaman müteselsil borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerine karşı da katedilmiş olur” hükmünü içermektedir. BK.nun 50 ve 51. md.leri hükümlerinde müteselsil sorumluluk öngörülmüştür.

Borçlar Kanunu’nun 50. md hükmü, aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte sorumlu tutulmalarını, birden fazla kişinin ortak kusurlarıyla zarara sebebiyet verme koşuluna bağlamış iken Borçlar Kanunu’nun 51.md. hükmü ise bundan farklı olarak, aynı zarardan dolayı birden farklı kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını birden fazla kişinin bu zararda ortak kusurlarıyla değil değişik hukuksal nedenlerle sorumlu olmalarına bağlamıştır.

Öğretide, müteselsil borcun aynı sebepten doğması halinde tam teselsül, ayrı ayrı sebeplerden doğması halinde ise eksik teselsülün varlığı kabul edilmektedir. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, 1993. s. 325, Akıntürk.T: Müteselsil Borçluluk, 1971, s.125. Eren, F: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 2001, s.1203). Bu durumda BK.nun 50 md. tam teselsül, BK.nun 51 md. ise eksik teselsül hükümleri olarak değerlendirilmektedir.

Borçlar Hukuku ilkelerine göre, müteselsil sorumlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı, diğerlerine karşı da kesilmiş olmaz. Bunun istisnası tam teselsüldür. Yargıtay da eksik teselsülde BK m. 134 hükmünden farklı olarak borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesinin diğerlerine karşı da zamanaşımın kesildiği sonucunu doğurmadığına isabetle içtihat etmektedir (HGK.

23.02.2000 T., 2000/124 K. ve HGK. 07.3.1986 T., 1986/205 K. Aynı yönde; şoför hakkında açılan davada ödence isteme, araç sahiplerine yönelen ödence davasına ilişkin zamanaşımını kesmez. Şoför haksız eylem yönünden, araç sahibi ise yasa buyruğu yönünden -değişik nedenlerle- sorumlu olduklarından, bu sorumlulukları tam değil; eksik dayanışmalıdır.

Zamanaşımının dayanışmalı borçlulardan birine karşı kesilmesinin ötekini de etkileyeceğine ilişkin yasa kuralı, eksik dayanışmada uygulanmaz). Bu HGK kararı, zamanaşımının kesilmeyeceğiyle ilgili olarak şöyle devam etmektedir: “tam teselsülle eksik teselsül arasındaki en önemli farklardan birisi bu konudadır. Tam teselsülde borçlulardan birine karşı zamanaşımı kesilince ötekilere karşı da kesilir, eksik teselsülde ise ötekine karşı da kesilmesini gerektirmemektedir.

BK m. 134’ün, 51. maddede öngörülen noksan teselsül hallerinde uygulanması olanağı yoktur. Bu sonuç, teselsülün BK.nun 50 ve 51. maddelerinde ayrı ayrı ve değişik koşullarla düzenlenmiş olmasına ve adalet düşüncesine uygun düşmektedir.

Zira, yalnız başına olsaydı zamanaşımından yararlanabilecek iken sırf öteki kişilerin kusurlu eylemlerine iradesi dışında katılması yüzünden (sorumlu bulunması nedeniyle) zamanaşımından faydalanamaması, öteki borçluya karşı zamanaşımı süresi içinde açılan davanın bunun için de zamanaşımını keseceğinin kabulü hak ve adalet ilkelerine ters düşerdi”.

Dairemizce de yakın tarihli bir kararında ““Borçlar Kanunun 134. madde hükmü, “Müruruzaman müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşı da katedilmiş olur" kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser.

Bu hükmün müteselsil sorumlulukta sadece tam teselsülde yani Borçlar Kanunu md. 50'ye dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama bulacağı; buna karşın eksik teselsülde yani Borçlar Kanunu md. 51'e dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama bulmayacağı kabul edilmelidir.”” denilerek bu

ayırıma isabetle işaret edilmiştir. (9.H.D. 22.01.2010 gün ve 2009/50193 E., 2010/901K.)

Somut uyuşmazlıkta. Davacı tarafından asıl işveren ile alt işveren aleyhine ikame edilen işbu davaya konu alacak talepleri yönünden, asıl işveren ... AŞ.vekili dava ve ıslaha karşı süresinde zamanaşımı savunmasında bulunmuş ve yerel mahkemece asıl işveren yönünden zamanaşımı savunması dikkate alınarak belirlenen alacaklar hüküm altına alınmış, diğer davalı alt işveren tarafından zamanaşımı savunmasında bulunulmamıştır.

Bilindiği gibi, ki bu davanın da dayanağını teşkil ettiği üzere, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur (4857/m. 2, 1475/m. 1). Böyle bir müteselsil sorumluluk doğal olarak beraberinde, asıl işverene borca ilişkin itiraz ve def’ileri ileri sürme hakkı da verir.

Nitekim davalı asıl işverence aleyhine açılan işbu davada zamanaşımı def’i ileri sürülmüştür. Asıl mesele davacının kendi işvereni ve somut olayda alt işveren olan ... Ltd.Şti.nin asıl işveren olan diğer davalı ... AŞ.nin zamanaşımı savunmasından faydalanıp faydalanamayacağıdır. Müteselsil borçlular alt işveren ve asıl işveren, alacaklı işçiye karşı farklı sebeplerle sorumludur.

Zira alt işveren davacı işçiye “sözleşmeye dayalı olarak, aralarındaki iş sözleşmesi nedeniyle sorumlu” iken asıl işverenin sorumluluğunun kaynağı “yasadır”. Asıl işverenle işçi arasında herhangi bir iş sözleşmesi bulunmamakta ancak yasa hükmünden kaynaklanan şekilde alacaklı işçi karşısında birlikte sorumlu hale gelmektedir. Yine genel olarak belirtmek gerekir ki, asıl işverenin sorumluluğu alt işveren işçisinin, asıl işveren işyerinde çalıştırıldığı süreyle sınırlıdır.

Dolayısıyla, asıl işveren ile alt işveren arasındaki teselsül ilişkisi birden çok kimsenin zarara birlikte sebep olmadıkları halde o borçtan çeşitli, farklı sebeplerle (haksız fiil, sözleşme ya da kanun) sorumlu olmaları yönüyle eksik teselsüldür (BK m. 51).

Kaldı ki, asıl işveren ve alt işverenin davaları birbirinden bağımsızdır. Aynı davada birlikte davalı bile gösterilseler, aralarında ihtiyarî dava arkadaşlığı bulunduğu için iddia ve savunmalarını birbirinden bağımsız olarak ileri sürerler.

Örneğin, zamanaşımı def’i sadece bunu ileri süren taraf için değerlendirilir ve dava arkadaşlarının hepsi için ortak olan bir def’i (örn. zamanaşımı def’i) sadece bunu ileri süren bakımından sonuç ifade eder.( 4. HD. 24.2.2004 T., 11479/2091). Aynı şekilde, bunlardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi, diğerine karşı da kesildiği sonucunu doğurmaz.

Buna rağmen, aynı davada hem alt işveren hem de asıl işverene birlikte husumet yöneltilse ya da aynı tarihte alt işverene karşı bir dava, asıl işverene karşı ayrı bir dava açılmış olsa ve alt işveren zamanaşımı def’i ileri sürmeyip, asıl işveren zamanaşımı savunmasında bulunsa; alt işveren zamanaşımı def’inde bulunmadığına göre asıl işverenin de bulunamayacağını ya da bunun dikkate alınmayacağını ve Borçlar Kanunu 134 md.nin uygulanacağını söylemek mümkün değildir.

Bir borcun kaynağı, kanun, haksız fiil ya da sözleşme olabilir. Asıl işverenle işçi arasında herhangi bir hizmet akdi bulunmadığına göre onun sorumluluğu akde dayanmayıp, sırf kanundan ötürüdür (İş K. m.2). Alt işveren ise iş sözleşmesinin tarafı işveren olmakla, aralarındaki hukukî ilişki akde dayanmaktadır ve işçiye karşı akit nedeniyle sorumludur.

Bir borçtan birden çok kişi, farklı nedenlerden dolayı sorumlu iseler borçlular arasındaki teselsül ilişkisi eksik teselsül niteliği taşımaktadır. Eksik teselsülde borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının doğrudan doğruya diğerine karşı da kesildiği kabul edilmediğinden alt işverene karşı kesilen zamanaşımı, bunun asıl işverene karşı da kesildiği sonucunu doğurmamaktadır.

Alacaklı işçi, kanun gereği alacağından sorumlu bir üçüncü kişiden alacağını tahsil etme yetkisini haizdir. Ancak bu hakkını o kişiye karşı zamanaşımı süresi içinde kullanıp ileri sürmelidir. Asıl işveren bizzat kendi işçilerine karşı dahi örneğin 5 yıllık zamanaşımı süresince sorumlu olacağı bir alacaktan, kendisine daha önce hiçbir şekilde

alacak talebi yöneltilmediği halde sırf alt işverene karşı bir vesileyle zamanaşımı kesildiği için daha uzun süre sorumlu tutulamaz.

Ayrıca yerel mahkeme kararını bozan sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda asıl işveren ile alt işveren arasında tam teselsülün varlığı kabul edildiğinde, örneğin feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade davalarında her iki işverenin aynı derece sorumlu tutulması gerekir. Oysa Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre işe iadeden alt işveren tek başına sorumlu olmakta, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğuna gidilmektedir.

Temyiz incelemesine konu olan işbu davada, davalı asıl işveren usulüne uygun olarak zamanaşımı savunmasını ileri sürmüş olup mahkemece sözü edilen savunma üzerinde durularak hüküm kurulduğundan, alt işverenin de diğer davalı asıl işverence süresinde ileri sürülen zamanaşımı savunmasından yararlanması gerektiği yolundaki sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. 25.01.2011

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/16265, K. 2011/242, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargıtay Kararı
  4. Karşı Oy
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/16265
Karar No
2011/242
Tarih
25 Ocak 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/16266 K.2011/480
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2010/16266 K.2011/243
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2010/16267 K.2011/244
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2010/16268 K.2011/245
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2010/16269 K.2011/246
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/16272 K.2011/526

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.