KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2010/7865 E., 2012/15423 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2012
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil, vergi iadesi ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı ... ... İşletme Şefliğinde diğer davalı taşeron firma olan ...İnş.Elkt.Turz.San.ve Tic.Ltd.Şti.'nin işçisi olarak aralıksız ve kesintisiz bir şekilde çalıştığını, haklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, genel tatil ücreti, vergi iadesi ve fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde;davacının müvekkili kurumun elemanı olmadığını, davacının davasını yalnızca diğer şirkete yöneltmesi gerektiğini, davacı ile hiç bir hizmet akdi ilişkisinin bulunmadığını husumet yönünden davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...İnş.Elk.Tur.San.ve Tic.Ltd.Şti. davacının yapmış olduğu feshin İş Kanunun 24.maddesi kapsamında haklı bir fesih niteliğinde olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı ...'ın husumet itirazı yerinde olduğundan ...'a yönelik davanın husumet nedeniyle reddine; diğer davalı şirket yönünden ise davacının yapmış olduğu fesih haklı bulunarak toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, vergi iadesi ve fazla çalışma ücreti dışındaki istekler hüküm altına alınmıştır.
D) Temyiz:
Kararı davacı ile davalı ...İnş.Elkt.Turz.San.ve Tic.Ltd.Şti temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren veya alt işverenin değişmesinin işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için işyeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
Soruna 2821 sayılı Sendikalar Kanunu açısından bakıldığında, asıl işin tabi bulunduğu iş kolunun yardımcı iş için de geçerli olduğunu söylemek gerekirse de 4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü karşısında, işin alt işverene bırakıldığı durumların bundan ayrık tutulması gerekir.
Gerçekten, 4857 sayılı Yasanın 2/III maddesinde, “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” şeklinde Sendikalar Kanunu ile örtüşen ana kurala yer verildiği halde, sonraki bentlerde asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmiş, bir anlamda yardımcı işin alt işverene bırakılması ile ayrık bir durum öngörülmüştür.
Daha sonra da, aynı yasanın 3 üncü maddesinde “Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür” şeklinde kurala yer verilerek sorun açık biçimde çözümlemiş ve alt işveren işyerinin asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu ortaya konulmuştur. Belirtilen çözüm şekli alt işverenlik kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4857 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce de alt işverenin işyerinin, asıl işveren ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK. 6.6.2001 gün 2001/ 9-711 E, 2001/ 820 K).
Somut olayda, davalı ...İnş.Elkt.Turz.San.ve Tic.Ltd.Şti ile diğer davalı ... arasındaki hizmet alımı sözleşmeleri dikkate alındığında asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılmasının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu hale göre her iki davalı arasında asıl–alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacı işçinin işçilik alacaklarından davalı ... ‘ın asıl işveren olarak müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması gerekirken bu davalıya karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/7865, K. 2012/15423, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama