KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2011/44208 E., 2013/31614 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2013
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
772 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkete bağlı ...
Hastanesinde aşçıbaşı olarak 2007 yılı Ocak ayından 2010 yılı Haziran ayına kadar kesintisiz çalıştığını, iş yerinde meydana gelen bir tartışma sebebiyle işveren vekili ... tarafından iş akdinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak 07/06/2006 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin 08:00-22:00 saatleri arasında çalıştığını, davalı şirketin çalışma yerindeki bir başka aşçıbaşıyı işten çıkarması sebebiyle müvekkilinin 2008-2009 yılları arasında 38 hafta boyunca mutfakta tek aşçıbaşı olarak çalıştığını, bu 38 hafta boyunca haftalık izinlerini kullanmadığını, tüm çalışma süresi boyunca dini ve ulusal bayramlarda çalıştığını,
yıllık izinlerini ağır çalışma koşulları sebebiyle kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde taraflarca temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Her ne kadar, yerel mahkemece sigortalı hizmet cetveline göre davacı işçinin 03.01.2008-25.07.2010 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığı kabul edilmiş ise de; davacı, dava dilekçesinde iş akdinin 07.06.2010 tarihinde feshedildiğini bildirmiş olup hizmet süresinin talebi aşacak şekilde 25.07.2010 tarihinde sona eridiğinin kabulü hatalıdır.
3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .).
Somut olayda; hükme dayanak bilirkişi raporunda fazla mesai tahakkuku bulunan bordroların dışlanması yönündeki görüş yerinde ise de dosyaya ibraz edilen bordroların tamamı imzalı olmayıp fazla mesai tahakkuku da içermemektedir.
Dairemizin ilke kararı yanlış yorumlanmış olup fazla mesai tahakkuku olan bordroların davacı imzasını içerip içermediği, içermiyorsa banka aracılığı ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve ödeme yapılmış ise bu dönemlerin dışlanması gerekmektedir. Ayrıca fazla mesai sütunu boş olan bordroların hesaplamda dikkate alınmaması başka bir ifade ile dışlanmaması ve bu dönemler için varsa diğer yazılı belgeler ile yoksa tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda değerlendirilerek varsa fazla mesai ücret alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde talebin reddi hatalıdır.
4- Davacıya ait banka hesap ekstreleri getirtilip bordrolarla birlikte değerlendirilmeksizin talep edilen alacaklara ait ödemelerin bulunup bulunmadığı araştırılmadan alacakların hüküm altına alınması hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/44208, K. 2013/31614, 2 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama