KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2014/18898 E., 2014/32752 K.·Mahkemesi : İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2014
- Tarihi
- 13/05/2014
- Numarası
- 2014/135-2014/203
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/12/1992 tarihinden itibaren davalı firmada montaj bölümünde çalışmaya başladığını, müvekkilinin net maaşının 2.400,00 TL olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin iş akdini hiçbir gerekçe göstermeden 06/02/2014 tarihinde feshettiğini, müvekkilinin mesaisini bitirip evine gitmek için hazırlandığı sırada davalı işyeri tarafından ihbar öneline uyulmadan iş akdinin feshedildiğini ve iş yeri ile bir ilişkisinin kalmadığını öğrendiğini, davalı işyeri sözde olumsuz iktidasi gelişmelerden dolayı tenkisat yapmış ve toplu iş sözleşmesinde yer alan işçi çıkar hükümlerine ve ihbar sürelerine uymaksızın iş akdini feshettiğini,
sözleşmeye göre davalı firmanın müvekkilimi haklı ve geçerli sebep olmaksızın işten çıkarmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, 4 aylık boşta kalınan süre ile 8 aylık işe iade alınmama tazminatını talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı tarafça açılan davanın haksız olup, usul ve yasaya aykırı olduğunu, esas yönünden de reddi gerektiğini beyan etmiş, ayrıca davacının iş akdi feshedildikten sonra kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarına ilişkin ödemelerin taksitlendirilerek banka yolu ile davacının hesabına 07/02/2014 ve 07/03/2014 tarihlerinde davacının hesabına yatırıldığını, davacının ilk ödeme yapıldıktan 20 gün sonra dava açmasının kötü niyetli olduğunu zira davacının söz konusu ödemeleri kabul etmediğini belirtmediğini, davacının da bu tutumu ile artık işe devam etmeyeceğine dair düşüncesini ortaya koyduğunu,
davacı 2009 yılından beri 164 tam gün rahatsızlığı sebebiyle ve 2011 yılından itibaren de 151,5 gün diğer sebeplerle olmak üzere toplam 315,5 gün işe gelmediğini, 2013 yılında neredeyse her ay değişik sebeplerle izin kullandığını, sürekli izin kullanarak iş akdine aykırı davrandığını, davacının net maaşının iddia ettiği gibi 2.400,00 TL olmadığını , net maaşının 1.382,15 TL olduğunu bu durumun sigortalı işten ayrılış bildirgesi ile de sabit olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ve savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı işverence feshin geçerli sebebe dayandığı ispatlanmadığından, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Anılan maddeye göre feshin sendikal sebebe dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının 8 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının çalışma süresine göre davacının 6 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/18898, K. 2014/32752, 5 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama