KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2014/23395 E., 2014/25366 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2014
- Dava
- Davacı-karşı davalı vekili, davacı işçinin ihbar tazminatı ile ücret ve fazla mesai alacaklarının davalı-karşı davacıdan, davalı-karşı davacı vekili ise birleşen davada davacı-karşı davalıdan ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkemece davacı-karşı davalının davasının kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine dair verilen kararın davalı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2013 gün ve 2011/47842 Esas, 2013/32715 Karar sayılı kararı ile “ mahkemece ibranameye atıfla istifa dilekçesine değer verilmemiş ise de, dosyada davacının el yazılı istifa belgesi yanında, matbu olarak hazırlanan ancak altında el yazısı ile “kendi isteğimle istifa ediyorum” açıklaması bulunan ibraname karşısında, davacının haklılığı kanıtlanamayan bir nedenle istifa ettiği, bu nedenle davacı lehine ihbar tazminatı hükmedilemeyeceğinin anlaşıldığı,
dosyadaki yazılı belgelerden davacının iş akdinin iddia edildiği gibi 03.10.2008 tarihinde değil, 24.10.2008 tarihinde sona erdiği, davacının bu iddiasının 24.10.2008 tarihli istifa belgesini hükümsüz kılmaya yönelik olduğu, işverenlik lehine birleşen davanın kabulü ile ihbar tazminatına hükmedilmemesi hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “davacı tanığının davacının işten 03.10.2008 tarihinde ayrıldığını beyan ettiği, iş sözleşmesinin bu tarihte feshedildiği, 24.10.2008 tarihindeki ibranamede istifa içerse de ihbar ve kıdem tazminatı ödendiğinin belirtildiği, bunun çelişki olduğu, işverenin 03.10.2008 tarihinde haklı nedenle feshi kanıtlayamadığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dairemizin “mahkemece ibranameye atıfla istifa dilekçesine değer verilmemiş ise de, dosyada davacının el yazılı istifa belgesi yanında, matbu olarak hazırlanan ancak altında el yazısı ile “kendi isteğimle istifa ediyorum” açıklaması bulunan ibraname karşısında, davacının haklılığı kanıtlanamayan bir nedenle istifa ettiği, bu nedenle davacı lehine ihbar tazminatı hükmedilemeyeceğinin anlaşıldığı, dosyadaki yazılı belgelerden davacının iş akdinin iddia edildiği gibi 03.10.2008 tarihinde değil, 24.10.2008 tarihinde sona erdiği, davacının bu iddiasının 24.10.2008 tarihli istifa belgesini hükümsüz kılmaya yönelik olduğu,
işverenlik lehine birleşen davanın kabulü ile ihbar tazminatına hükmedilmemesi hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece “davacı tanığının davacının işten 03.10.2008 tarihinde ayrıldığını beyan ettiği, iş sözleşmesinin bu tarihte feshedildiği, 24.10.2008 tarihindeki ibranamede istifa içerse de ihbar ve kıdem tazminatı ödendiğinin belirtildiği, bunun çelişki olduğu, işverenin 03.10.2008 tarihinde haklı nedenle feshi kanıtlayamadığı” gerekçesi ile direnilmiş olup, işveren tarafından düzenlenen işten ayrılma bildirgesinden fesih nedeni olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. Maddesinin gösterildiği,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/23395, K. 2014/25366, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama