KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2014/3723 E., 2014/6460 K.·Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2014
- Tarihi
- 21/11/2013
- Numarası
- 2013/414-2013/818
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde dahili davalılardan Y.. M.. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek işe iadesini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı K.. Özel Güvenlik Ltd. Şti vekili, M..Özel Güvenlik Ltd. Şti ile birlikte bu işi üstlendiklerini davanın bu şirketle birlikte asıl işveren davalı idareye karşı açılması gerektiğini, davacının görev yerinden ayrıldığını tespit edildiğini bu nedenle idarenin davacının değiştirilmesini talep ettiklerini bu talep doğrultusunda davacının işten çıkarıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı Kredi Yurtlar Kurumu vekili, kurumun dahili dava yoluyla dahil edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı M.. Özel Güvenlik Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı şirket ile dahili davalı kurum arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, davacının iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedildiği gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının asıl işveren dahili davalı idare nezdinde işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı dahili davalı Yüksek Öğrenin Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasını önlemek için, ilişkinin kurulma şartlarına, muvazaa ölçütlerine ve bunlara aykırılığın yaptırımına yer verilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmıştır.
Aynı maddenin yedinci fıkrasında “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri ekonomik ve teknolojik gelişmelerin bir zorlaması olarak, işletmelere alt işverenlere iş gördürme imkânı tanırken, işçilerin korunması amacıyla önemli güvenceler ve sınırlamalar da içermekte, bu istihdam modelinin İş Hukukunda temel bir kural değil, bir istisna olarak değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.
Buna göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerliliği kanunda belirtilen unsurları taşımasına bağlıdır. Maddenin yedinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin örnekleme yoluyla muvazaa kriterlerine yer verilmiş ve ilişkinin muvazaaya dayanması halinde alt işveren işçisinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı şirketlerin oluşturduğu ortak girişimin davalı Y.. M..’ne ait yurdun yardımcı iş niteliğinde güvenlik hizmetini ihale ile üstlendiği, davacının ortak girişimin işçisi olarak güvenlik görevlisi unvanı ile çalışmakta iken iş sözleşmesinin sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda kanuna uygun ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır.
Bu nedenlerle mahkemece taraflar arasında muvazaa bulunduğu yönündeki tespit hatalı olduğu gibi, muvazaa olmamasına rağmen asıl işveren Y.. M..’nün davaya dahil edilmesi de hatalıdır. İstisna teşkil eden bazı durumlarda uygulamada dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edilme uygulaması söz konusu olmakla birlikte yargılamaya konu olayda davalı şirketler ile dahili davalı Y.. M.. arasında zorunlu bir dava arkadaşlığından söz edilemez.
Davanın alt işverene karşı açılması halinde asıl işverenin davaya dahil edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Feshin geçerliliği de ispatlanmadığından davacının davalı şirketlerin oluşturduğu ortak girişimdeki işyerine işe iadesine, dahili davalı idare yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/3723, K. 2014/6460, 27 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama