KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2014/3725 E., 2014/4642 K.·Mahkemesi : Antalya 1. İş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2014
- Tarihi
- 20/11/2013
- Numarası
- 2013/98-2013/651
- Dava
- Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31/6 maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar Metni
874 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın T..-T.. A.Şirketi hakkında husumetten reddine, diğer davalı yönünden kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı T.. A.Şirket avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacı işçinin Disk'e bağlı Nakliyat-İş Sendikası üyesi olduğunu ve bu nedenle iş akdine son verildiğini, T..-T.. Güney Taş. Mu. İst. Yap. Ve İş A.Ş. 'ye bağlı alt işveren şirket olan T.. Araç Mu. İst. Yap. ve İşl. A.Ş.'nin Antalya'da bulanan işyerinde çalışırken tek taraflı olarak haksız bir şekilde iş akdinin feshedildiğin, ş akdinin feshinin yasalara uygun olmadığını, feshin sendikal nedene dayalı olduğunu belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın TÜV-TÜRK A.Şirketi hakkında husumetten reddine, diğer davalı yönünden kabulüne dair kararın davacı ve davalı T.. şirket vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.11.2012 gün ve 2012/14047 Esas, 2012/38088 Karar sayılı kararı ile “davalılar arasındaki ilişkinin asıl–alt işveren ilişkisi olup olmadığının 4857 sayılı Kanunun 2/6-7 maddeleri yönünden gerekirse yeniden bilirkişi raporu da aldırılarak incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davalı şirketler arasında ilişkinin bir alt işveren-asıl işveren ilişkisi olarak nitelendirilmesi gerektiği kabul edilmesine rağmen önceki karar gibi davanın T..-T.. A.Şirketi hakkında husumetten reddine, diğer davalı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar vardır. Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekir.
Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. maddesine göre “Araçların muayeneleri Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılır. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Ulaştırma Bakanlığının onayı ile alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşulu ile devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz”.
Dosya içeriğine göre davalı T..-T.. Şirketi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. Maddesi uyarınca araçları muayenelerini yapmak ve istasyon açmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’ndan yetki almıştır. Davacı işçiyi de bu kapsamda adı geçen davalı tarafından işe alınmıştır. Ancak davacının çalıştığı işyeri davalı T..-T..Şirketi tarafından diğer davalı Turtalya şirketine işçileri ile birlikte devredilmiştir.
Somut uyuşmalıkta, davacının iş sözleşmesi sendikaya üye olduktan sonra “görülen lüzum üzerine” feshedilmiş olup, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. Maddesi uyarınca fesih sebebi açık ve kesin olarak belirtilmediğinden feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve keza sendikal nedenle fesih kanıtlandığından, işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. Maddesi uyarınca belirlenmesi isabetlidir. Bu nedenle davalının temyizi yerinde görülmemiştir.
Ancak davacı vekili temyizi nedeni ile asıl işveren olarak kabul edilmesine rağmen davanın T..-T.. A. Şirketi yönünden husumetten reddedilmesi hatalı bulunmuştur. Zira davalı TÜV-TÜRK asıl işini diğer davalıya devretmiştir. 2918 sayılı kanunun 35. Maddesi ile tanınan bir yetki olduğundan, davalının asıl işini bu şekilde vermesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/5 maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Ancak işe alan ve fesihten sonra aynı istasyona yerine işçi alımı için ilan veren davalı T..-T.. şirketidir. 2918 sayılı kanunun 35. Maddesi uyarınca sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır. Asıl işveren olduğu ve işe iadenin sonuçlarından diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğu açıktır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/3725, K. 2014/4642, 17 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama