KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2016/19871 E., 2017/13923 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2017
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı 23/10/2014 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını, davalının 03/07/2015 tarihinde yazılı fesih ihbarnamesi ile iş akdinin feshedildiğini, sorunsuz bir şekilde hizmet verdiğini, görevini eksiksiz yerine getirdiğini, feshin haksız ve dayanaksız olduğunu, hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını, çalıştığı süre boyunca son derece verimli ve başarılı bir eleman olduğunu belirterek işe iadesine, işe başlatılmama halinde 8 aylık ücreti tutarında iş tazminatına ve boşta geçen 4 aylık ücret ve sosyal haklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının defalarca görev gereklerine aykırı bir şekilde hareket ettiğini, müvekkili şirketi hem ticari hem de diğer personellerin gözünde kötü bir duruma düşürdüğünü ve iş ortamını çalışılmaz hale getirdiğini, bu nedenle İş Kanununun 25/II-(h),(ı) bentleri gereğince iş akdinin feshedildiğini, hiçbir zaman verimli performans ödülü almadığını, davacının işe iade talebinin samimiyetten uzak, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacıya en son nöbette uyuması nedeniyle savunması alınarak şiddetli ihtar cezası verildiği, 02/07/2015 tarihinde işverene gönderdiği faks mesajları ile şirketin kendisine haksız tutum ve uygulamalarda bulunduğu, şirketin ... primlerinde yolsuzluk yaptığı ve ödenmemiş yol paraları olduğu, izinli gününde şirkete çağrıldığını bildirdiği,
davacının daha önceki çalışmaları yönünden eksik ödendiği iddiası ile 40,00 TL alacak yönünden icra takibi yaptığı, davalı tarafından fesih sebebi olarak bildirilen davacının izin almadan nöbet değişimi yaptığı iddiası ile nöbette uyuduğu ve şirket yetkililerine yalan beyanda bulunduğu iddiaları yönünden ihtar cezası verildiği, ihtara konu eylemlerin tekrar ettiğine dair iddia ve ispat bulunmadığı anlaşılmakla bu sebeplerin feshe esas alınmasının yerinde olmadığı,
ancak davacının şirket hakkında haksız tutum ve uygulamalar yapıldığı suçlaması ile şikayette bulunacağını belirtmiş olması dikkate alındığında, iddiaların haklılık durumu sabit olmamakla birlikte, davacı ile işveren arasında çalışma ortam ve huzurunun bozulduğu kabul edilmiş, işveren feshinde haklı neden ispatı bulunmadığı ancak oluşan durum itibarıyla fesih için geçerli neden bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı, davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesine göre, işveren işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederken geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olup, anılan hükmün üçüncü fıkrasının (c) bendinde, doğrudan feshin geçersiz sayılmasını gerektiren ve fesih nedeni yapılamayacak nedenler arasında mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak sayılmıştır.
Bu itibarla mevzuattan veya sözleşmeden doğan takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak nedeniyle yapılan fesih geçerli bir sebep teşkil etmeyeceğinden, somut olayda davacının dilekçeleri bu kapsamda kaldığından davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanununun 20/3 maddesi gereğince hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/19871, K. 2017/13923, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama