KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2016/22619 E., 2020/11331 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece ıslah ile arttırılan miktarlar yönünden dava konusu alacaklara faiz yürütülmemiş ise de konu ile ilgili olarak yapılan içtihadı birleştirme talebi üzerine 24/05/2019 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca “Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği" yönünde karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı doğrultusunda dava konusu fazla mesai ücret alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi ile davacının ihtarnamesinde kıdem ve ihbar tazminatı toplamı için 50.000,00 TL talep edildiğinden ihbar tazminatının tamamına temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken sadece dava dilekçesinde talep edilen 50,00 TL için temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda faiz başlangıcı fesih tarihi olmalı iken dava ile istenen kıdem tazminatına fesih tarihi 07.01.2008 olmasına rağmen dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak faiz başlangıcı yönünden 08.02.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken talep aşılmak suretiyle fesih tarihinin 02.08.2008 olduğu yazılarak faiz yürütülmesi ile ıslah edilen kıdem tazminatı tutarı yönünden de faize ilişkin bir hüküm kurulmaması hatalı olduğu gibi
toplam ret edilen miktar 32.020,58 TL olup karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre davalı lehine 3.842,46 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece 4.120,00 TL olarak davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de yanlıştır.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/22619, K. 2020/11331, 12 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama