KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2024/12497 E., 2024/16120 K.·I. Başvuru
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Başvurucu vekili dilekçesinde; müvekkili davacı ile birlikte 9 davacı işçi davalı Şirket bünyesinde 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine göre çalışırken işin sona erdiğinden bahisle davalı işverenin bildirimli fesih ihbarında bulunduğunu, fesih ihbarında ihalenin tekrar davalı işverende kalması,
yani işin alınması hâlinde iş sözleşmesi fesih bildiriminin ikinci bir bildirime gerek olmaksızın kendiliğinden geçersiz sayılacağının da bildirildiğini, davacı işçi ile birlikte diğer 8 işçinin davalı işverenin fesih bildirimi ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle işveren aleyhine işçi işveren ilişkisinden doğan alacak davası açtıklarını, müvekkili davcının davasının Ankara 58. İş Mahkemesine, diğer işçilerin açtığı davaların ise başka iş mahkemelerine tevzi edildiğini, yapılan yargılamalar sonunda;
müvekkili davacının açtığı davada Ankara 58. İş Mahkemesinin 2021/1188 Esas, 2022/495 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verdiğini, davacı vekili olarak bu kararı istinaf edince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine tevzi edildiğini, Dairenin yaptığı inceleme sonucu 2022/2657 Esas, 2023/3156 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin gerekçesini benimseyerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verdiğini;
müvekkili davacı ile aynı işyerinde çalışan, aynı konumda olan ve iş sözleşmeleri aynı şekilde sona eren diğer 8 işçinin açtığı aynı alacak davasının tevzi edildiği Ankara 26, 4 ve 18. İş Mahkemelerinin ise davanın kabulüne karar verdiklerini, davalı işveren vekilinin Mahkemelerin davanın kabulü yönündeki kararı aleyhine istinaf yoluna başvurması üzerine bu dosyalardan 6 tanesinin tevzi edildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/114-119 Esas, 2020/1092-1097 Karar sayılı kararları ile istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verildiğini,
görüldüğü gibi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin sözü edilen kesin kararı ile 6. Hukuk Dairesinin kesin kararlarının benzer konuya ilişkin olduğunu, sadece davacıları farklı olduğu hâlde kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğunu ileri sürerek bu uyuşmazlığın 6. Hukuk Dairesinin kararları doğrultusunda giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35 inci maddesi uyarınca Yargıtay ilgili dairesine başvurulmasını talep etmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.10.2023 Tarihli ve 2022/2657 Esas, 2023/3156 Karar Sayılı Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının incelenmesinde, davacının davalı işveren nezdindeki çalışmasının 23.03.2018 tarihinde sona erdiği, ertesi gün 24.03.2028 tarihi itibarıyla dava dışı ... İletişim AŞ’de çalışmaya başladığı, 23.03.2018 tarihinde gerçekleşen bir fesih işlemi bulunmadığı, iş ve işçi devrinin gerçekleştiği, feshe bağlı hakların bu nedenle istenemeyeceğine dair Mahkeme kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 Tarihli ve 2020/114 Esas, 2020/1092 Karar Sayılı Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, her ne kadar davalı tarafından yapılan açık bir fesih bildirimi bulunmamakta ise de davalı vekilinin cevap dilekçesinin ekinde, davacının isim ve imzasını taşıyan davalı Şirkete hitaben yazılan "26.01.2018-23.03.2018 tarihleri arasında iş arama iznimi kullandım." yazılı belge sunulduğu, ayrıca "Durum Tespit Protokolü" başlıklı yazı sunulduğu, yazının davacının tüm alacaklarını, yıllık izin ücretine ilişkin tutarı aldığı, davacıya zimmetli demirbaşları devrettiği, sır saklama yükümlülüğü bulunduğu beyanını içerdiği,
davacının isim ve imzasının bulunduğu dikkate alındığında, davalı tarafından fesih işlemi yapıldığı, zira yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshinin şart olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Tarihli ve 2020/115-119 Esas, 2020/1093-1097 Karar Sayılı Kararları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarıyla; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 Tarihli ve 2020/114 Esas, 2020/1092 Karar sayılı kararı ile aynı gerekçe ile istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 09.09.2024 tarihli ve 2024/11 Esas sayılı kararıyla; başvuran davacı vekilinin talebinin kabulü ile dilekçesinde belirttiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2022/2657 Esas, 2023/3156 Karar sayılı kesin kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin seri hâldeki 2020/114-119 Esas, 2020/1092-1097 Karar sayılı kesin kararları benzer konuya ilişkin olduğu hâlde aralarında uyuşmazlık bulunduğu saptandığından ve bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulması gerektiği kanaatine varıldığından 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) üncü bendi gereğince Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre giderilip giderilemeyeceği hususu uyuşmazlık konusudur.
Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir.
5235 sayılı Kanun'un 35/1-3 hükmüne göre "Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek" bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
5235 sayılı Kanun’un 35/2 hükmüne göre de "(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir."
Bölge adliye mahkemesinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunması durumunda, 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde belirtilenler tarafından yapılacak gerekçeli başvuru sonrasında, mevcut başvuru Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca değerlendirilerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesi istenecektir.
5235 sayılı Kanun ile bu Kanun'da sayılan kişi ve kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesi talebi bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde, Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında başvurunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Başvuru konusu olaylarda öncelikle işçilere 26.01.2018 tarihli "İHTAR TEBLİĞ" başlıklı belgelerin tebliğ edildiği ve bu belgenin taraflarca imzalandığı görülmekte ise de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda feshe dayanak olarak işveren tarafından düzenlenen 23.03.2018 tarihli "Durum Tespit Protokolü" başlıklı belge gösterilmekte olup bu belgede de iş sözleşmesinin feshedildiği açıkça yazılıdır. Bununla birlikte başvuru konusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararında "Durum Tespit Protokolü" başlıklı belgeden söz edilmediği gibi başvuru dilekçesinde de bu belgeden bahsedilmediği ve başvuru dilekçesi ekinde de anılan belgenin yer almadığı görülmektedir.
Bölge Adliye Mahkemelerince dosya kapsamında yer alan deliller ve somut olayın koşulları gözetilerek hüküm tesis edilmesi, bir diğer ifade ile somut olaya özgü nitelikte kararlar verilmesi durumunda, bölge adliye mahkemeleri kararları arasında giderilmesi gereken bir uyuşmazlığın bulunduğundan söz edilemez.
Tüm bu hususlar karşısında, başvuru konusu olayların benzer nitelikte olmadığı anlaşıldığından, mevcut başvuru yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/12497, K. 2024/16120, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama