İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12902 K.2024/15379

Taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince…

Esas2024/12902Karar2024/15379Tarih28 Kasım 2024Okuma14 dk · 2.854 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2024/12902 E., 2024/15379 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Kasım 2024
Mahkemesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Karar
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk derece mahkemesi
Bursa 2. İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.854 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.07.2024 tarihli ek kararı ile; kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek yapılan değerlendirmede; dosya kapsamına göre, işe iade ve ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali talepli davada ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali talebinin tefrik edildiği ve yargılamasına eldeki davada devam edildiği görülmekle tek başına ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali talebi hakkında verilen kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceğinden temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 26.07.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; davacı vekili tarafından adli yardım olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.

Dairenin 26.09.2024 tarihli kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 337 nci maddesi uyarınca ret kararı ile aynı Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla 344 üncü maddesi uyarınca temyiz harçlarının tamamlanması hususunda davacı tarafa yazılı bildirimde bulunulması için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.

Davacı tarafından temyiz harçlarının kesin süre içerisinde Mahkeme veznesine yatırıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddine karar verildikten kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilini davalı Şirkete ait işyerinde çalıştığını, 03.03.2023 tarihinde halk arasında “Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT)” olarak bilinen 7438 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7438 sayılı Kanun) Resmî Gazete'de yayımlanması üzerine,

davalı işyerinin insan kaynakları birimi tarafından davacının ve söz konusu Kanun'dan istifade edebilecek durumda olan diğer çalışanların Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adreslerine “yaşanabilecek muhtemel yoğunluk nedeniyle sürecin sağlıklı yürütülebilmesi açısından ilgili Kanundan yararlanmak isteyen çalışanların E-Devletten alınacak başvuru formlarını 25.03.2023 tarihinden önce İnsan Kaynakları departmanına teslim etmeleri” istenmek suretiyle yönlendirme yapıldığını, insan kaynakları birimi tarafından davacı ve Kanun'dan yararlanmak isteyen diğer çalışanlara bir ... verilerek tarih atmaksızın el yazısı ile yazmalarının istendiğini,

ayrıca tüm işçilere işe devam etmeyi isteyip istemediklerinin sorularak, devam etmek isteyenlere işe başvuru formunun doldurtulduğunu, aynı zamanda Mart 2023 ayına ilişkin çalışma çizelgesinin de elektronik posta olarak gönderildiğini, bu şekilde davacı işçide işe devam edebileceği izleniminin uyandırıldığını, ardından 27-28 Mart tarihlerinde ...

Otel'de toplam 70 işçi için emeklilik nedeniyle plaket töreni düzenleneceğinin bildirildiğini, aynı gün söz konusu ...'de davalı Şirketin merkezinin bulunduğu olan Kayseri ilinden gönderilen arabulucu ile usule aykırı olarak ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılarak tutanak imzalattırılmış olduğunu, arabulucu tarafından tutanağın davacının ve diğer işçilerin "tazminat taleplerine yönelik olduğu" şeklinde bilgi verildiğini, arabulucu tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğunu, arabulucunun Şirketin merkezi tarafından gönderildiğini ve tarafsız olmadığını, arabulucunun davacı ve diğer işçilere talep mektubu göndermediğini,

arabulucu tarafından yapılan işlemlerin tamamının "arabuluculuk mevzuatına" ve arabuluculuk etik kuralları olan “adil olma, açıklama yapma, bilgilendirme ve tarafsız olma" ilkelerine de açıkça aykırı bulunduğunu iddia ederek ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...Holding AŞ ve bünyesindeki tüm grup firmalara Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/21792 sayılı FETÖ/PDY soruşturması kapsamında.

Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133 üncü maddesi gereğince Şirketlerin yönetimi ile görevli kayyum ataması yapıldığını, işe iade davasının ancak bir işveren feshi söz konusu ise başvurulabilecek bir yol olduğunu, her ne sebeple olursa olsun iş sözleşmesini kendisi fesheden işçinin işe iade davası açamayacağını, davacının ilgili kanun kapsamında emekliliğini talep ederek kendi isteği ile iş sözleşmesini sonlandırdığını, dolayısıyla işe iade davası açılmasının ön koşulunun oluşmadığını, işverence "...

All" şeklinde herkese gönderilen elektronik postanın Kanun'dan faydalanmak isteyenlerin hak kaybına uğramamaları, başvuru yaptıkları ay itibarıyla emekli maaşına hak kazanmaları için salt bilgilendirme amacı taşıdığını, içeriğinde hiçbir zorlama baskı olmadığını, bu süreçte EYT'ye hak kanan/kazanmayan işten ayrılacak olan/olmayan ayırımı yapmadan tüm çalışanlara ücret promosyonu ödemesi yapıldığını, Şirket genelinde çalışanlarla paylaşılan elektronik posta dışında hiçbir yazılı/sözlü beyan ve/veya vaatte bulunulmadığını, kaldı ki Şirket gibi sendikal örgütlenmenin olduğu,

toplu iş sözleşmesi düzeninin bulunduğu bir işletmede çalışanların iradesinin fesada uğratıldığını iddia etmenin de hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacı tarafın çalışma çizelgesi olarak ifade ettikleri belgenin haftalık vardiya çizelgesi olduğunu, bu çizelgede kimin hangi vardiyada çalışacağı ile alakalı her hafta yayınlandığını EYT başvuru sürecinde hangi işçilerin başvuru yapıp yapmayacağı ve başvuru yapacak işçilerin hangi tarihte başvuru yaparak ilişiğini keseceği bilinmediğinden işçilerin son çıkış gününe kadar vardiyalarının yazıldığını,

hâlen Kanun kapsamında olup da başvurusunu yapmayıp çalışmasına devam eden çalışanların olduğunu, Şirket tarafından üretimin aksamaması düşüncesiyle işin gereği olarak emekli olduktan sonra da çalışmaya devam etmek isteyen işçiler olursa, emeklilik sonrası çalışma dönemi yeni bir çalışma dönemi niteliğinde olduğundan, Şirkete ilk kez iş başvurusu yapan herkese verilen, işe başvuru formunun doldurulmasının söylendiğini,

arabuluculuk toplantılarının yapılacağı yer ve mekan Şirket tarafından öğrenildiğinde emekli olan işçileri onurlandırmak ve yıllarca Şirkete sağladıkları katkıyı takdir etmek maksadıyla plaket töreni düzenlenmesi planlandığını, arabuluculuk toplantılarının ardından bu törenin yapıldığını, kaldı ki somut olayda arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğinin işe iade talebi açısından herhangi bir önemi de bulunmadığını, yani söz konusu arabuluculuk anlaşması hiç yapılmamış olsaydı dahi davacının işe iade talebinde bulunmasının mümkün olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava dilekçesinde işe iadesi ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini birlikte talep etmiş olduğundan işe iade yönündeki talebinin tefrik edilerek ayrı esasa kaydının yapılmış olduğu, eldeki davanın hukuki niteliği itibarıyla ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali davası olduğu, yapılan yargılamada emsal mahkeme kararlarının celp ve ibraz edildiği, taraf tanıklarının dinlenildiği, sair taraf delillerinin toplanıldığı, arabuluculuk tutanakları incelendiğinde; arabulucunun adı ve soyadının Av. .... olduğu, arabulucu sicil numarasının 16015 olduğu,

görüşmelerin "... Caddesi No:...

Nilüfer/Bursa" adresinde yapıldığı, arabuluculuk sürecinin 27.03.2023 tarihinde başladığı, aynı tarihte taraflar arasında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, dinî bayram tatili, aile zammı, gece zammı, kira ve çocuk yardımı, yakacak yardımı, ikramiye, bakiye kıdem tazminatı, sendikalılığı teşvik yardımı, tamamlayıcı sağlık sigortası yardımı, erzak yardımı, özel sağlık sigortası yardımı, izin yol parası, akaryakıt yardımı, bayram harçlığı, her türlü sosyal hak, işe iade, maddi ve manevi tazminat ve tüm işçilik alacakları hususunda anlaştıklarının görüldüğü,

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesi hükmünün dikkate alınması gerektiği, iptali talep edilen arabuluculuk tutanağında arabulucu olarak görev yapan Av. .... tarafından dosyaya tarafların arabuluculuk görüşmesine davet edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, arabulucunun bağımsız ve tarafsız olması gerektiği ve arabuluculuğun hukuki sonuçları konusunda tarafları bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğu, tüm dosya kapsamı, tarafların arabuluculuk görüşmesine davet edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olması, arabuluculuk tutanağının ibra niteliğinde olması,

taraf tanık beyanları, hep birlikte değerlendirildiğinde; yapılan arabuluculuk görüşmesi sırasında arabulucunun arabulucu olduğunu ve arabuluculuğun hukuki sonuçlarını davacı tarafa beyan etmediği, bu durumun arabulucunun bağımsız ve tarafsız bir arabulucu olup olmadığı yönünde şüphe doğurduğu arabulucu tarafından davacı taraf usulüne uygun görüşmelere davet edilmeden davalı işyerinin düzenlediği plaket töreninin bulunduğu otelde arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, arabuluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan arabuluculuk son tutanağının içeriği bilinmeden davacı tarafa imzalatıldığı,

arabuluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu arabulucu Av. .... tarafından düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili; ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali için gerekli şartların oluşmadığını, davacının kendi istek ve beklentileri ile sonuçlandığını, irade fesadı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşmasının imkânsız hâle geleceği, nitekim 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğinin değerlendirilemeyeceği,

7438 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile Kanun'daki şartları karşılayan çalışanlardan sigorta kolu 4/a (SSK) olanların emeklilik için ilk olarak mevcut işyerlerine emeklilik gerekçesiyle işten ayrılma başvurusu yapmalarının gerektiği, ardından işverence işten ayrılış bildirimi verilmesiyle birlikte e-Devlet üzerinden başvuru yapılabildiği,

işverenlerin EYT kapsamındakilerin işten çıkartma işlemlerinde normal emeklilik prosedürlerini izleyebildikleri, EYT kapsamında emekli olanların 30 gün içinde aynı işyerinde çalışmaya başlamaları hâlinde yüzde 5 oranında sosyal güvenlik destek primi indirimi hakkından yararlanabilecekleri, davalı işveren tarafından "Yaşanması muhtemel yoğunluğa istinaden, EYT'den yararlanma düşüncesinde olan çalışanlarımızın e-Devlet Çalışma Hayatım sekmesinden ekteki evrak ile birlikte İnsan Kaynakları Departmanına teslim etmelerini beklemekteyiz.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ücret başlama sürecini takip eden takip eden ay itibarıyla yapacağından İnsan Kaynakları departmanımızın süreci sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için, ilgili yazının 25.03.2023 tarihinden önce alınması ve İnsan Kaynakları departmanına teslim edilmesi önem arz etmektedir.

25.03.2023 tarihinden sonra yapılan başvurularda hem SGK hem de İnsan Kaynakları birimi tarafından yürütülen iş sürecinde yaşanacak yoğunluk nedeniyle aylık bağlanma başvurularının bir sonra ki aya kalması muhtemeldir.

Göstereceğiniz hassasiyet için teşekkür eder, tüm çalışanlarımıza hayırlı olmasını dileriz" şeklinde elektronik posta gönderildiği, davalı işverenin yasal değişiklik üzerine işçilere elektronik posta göndererek EYT kapsamında olan işçilerin e-Devlet uygulaması üzerinden aldıkları evrak ile muhtemel yoğunluğun önünde geçmek için 25.03.2023 tarihine kadar başvuruda bulunmalarının talep edildiği, zira açıklandığı gibi işçilerin emeklilikten faydalanması için işten ayrılışlarının yapılmasının gerekmekte olduğu,

bunun üzerine davacının 23.03.2023 tarihinde aldığı e-Devlet uygulaması çıktılarını da ekleyerek el yazılı dilekçesi ile emeklilik nedeniyle işten ayrılmak istediğini davalıya bildirdiği, dinlenen davacı ve davalı tanık beyanlarından işyerinde bundan önce toplantı yapıldığı ve tekrar işe başlamak isteyenlerden talep alınacağı ancak herkesin işe davet edilmeyeceği, memnun olunan işçilerin işe davet edileceği, bazı işçilerin eleneceğinin bildirilmiş olunduğunun ihtilaf dışı bulunduğu, davacının davalıya başvurusu ve SGK çıkışının 23.03.2023 tarihinde gerçekleştiği, işverenin süreci oldu bittiye getirmediği,

bu süre zarfında davacının işverene verdiği dilekçenin sonuçlarını düşünmesi için yeteri kadar zamanının olduğu, eldeki dosyada ve aynı mahiyetteki diğer dosyalarda dinlenen davacı tanık beyanlarından; görüşmelere herkesin ayrı ayrı alındığı, arabulucunun yapılan iş ile ilgili yeterli bilgiyi verdiği hatta okumak isteyenlere süre tanıdığı, herhangi bir baskı uygulamadığının belirtildiği, arabuluculuk tutanağında davacının imzasının inkar edilmediği,

iş sözleşmeleri benzer mahiyette feshedildiği anlaşılan davacı ve davalı tanığının da bizzat davacının arabuluculuk görüşmeleri sırasında iradesinin fesada uğratıldığına dair bir beyanda bulunmadıklarının görülmüş olduğu, arabuluculuk anlaşma tutanağının sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli olup ilâm niteliğinde bulunduğu, delil durumu dikkate alındığında davacının anlaşma tutanağı tanzim edilirken iradesinin fesada uğratıldığına ve arabulucunun tarafsız olmadığına dair iddialarının somut olarak ispat edilemediğinin kabul edildiği,

iş sözleşmesinin işverence fesih şartının somut davada bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.07.2024 tarihli ek kararıyla; verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davalı taraf aleyhine Bursa iş mahkemelerinde ihtiyari arabulucuğun iptali ve işe iade istemli davaların açıldığını, Bursa iş mahkemeleri tarafından davaların tefrik edilerek işe iade davalarının ayrı bir esasa, arabuluculuk tutanağının iptali davalarının ise ayrı bir esasa kaydedilerek yargılamaya devam edildiğini, bu şekilde Bursa ilinde aynı davalı tarafa karşı açılmış 60 adet derdest davanın mevcut olduğunu, dosyalarda farklı mahkemeler tarafından farklı farklı kararların verilebildiğini,

bazı mahkemelerce usul ve kanuna aykırı şekilde "kesin" olmamasına rağmen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince kesin olmak üzere karar vermiş olması nedeniyle "ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali davasının" bu şekilde kapatılmasının usule aykırı bulunduğunu, davacıların eşit ve adil yargılanma haklarının engellenmesine neden olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk yolu ile yapılan anlaşmanın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 1, 3, 8, 9, 11, 14, 15, 17 ve 18 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi.

3. 02.06.2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 5, 10, 11, 13, 17, 20 ve 21 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 26.07.2024 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan asıl kararın ONANMASINA,

Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine,

Asıl karar yönünden aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Davacı işçi, asıl dava dilekçesi ile işveren tarafından süreci başlatılan ihtiyari arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının gerçek iradesini yansıtmaması nedeniyle iptaline ve davalı işveren tarafından feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali ile işe iade davasının tefrikine karar verildikten sonra, anlaşma belgesinin iptaline yönelik işbu davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu ek karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin olmadığı belirtilerek ek kararın bozulmasına karar verilmiş, davanın reddine dair karar ise onanmıştır.

7036 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca bölge adliye mahkemesinin işe iade davalarına ilişkin verdiği kararlar kesin olup, temyiz edilemez. Bu durumda işe iade uyuşmazlığı hakkında arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmanın geçerli olup olmadığına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kesin olduğu kabul edilmelidir.

Diğer yandan, 6100 sayılı Kanun’un 106’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir.

Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (.... ... ..., ...

Usûl Hukuku, İstanbul, Onbeşinci Baskı, 2017, s.976-977).

Arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmanın iptaline yönelik dava niteliği itibarıyla bir tespit davasıdır. Bu dava ile borçlar hukuku sözleşmesi niteliğindeki anlaşmanın geçersizliğinin tespiti istenmektedir. Her tespit davasında olduğu gibi burada da 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. Davacı söz konusu davayı açmakta güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymak durumundadır.

Dairemiz uygulamasına göre arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmanın geçerli olup olmadığı alacak veya işe iade davasında ön sorun olarak incelenebilir. Anlaşmanın geçersizliğinin tespiti işe iade davasında ön sorun olarak incelenebildiğine göre tespit davası ile elde edilecek hukuki korumanın başka bir yol veya dava ile sağlanabildiği açıktır. Bu durumda, davacının anlaşmanın iptali istemiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda, davacının aynı dava dilekçesi ile anlaşmanın geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Bu durumda anlaşmanın geçersizliğinin tespitine ilişkin talebin işe iade davasında ön sorun olarak incelenmesi mümkün iken, ayrı bir dava olarak değerlendirip tefrik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bir an için anlaşmanın geçersizliğinin tespiti için ayrı bir dava açılmış olduğu kabul edilse bile, bu davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararın işe iade davasında verilen karar gibi kesin nitelikte olduğu kabul edilmelidir. Diğer yandan, yukarıda belirtildiği gibi, anlaşmanın geçerli olup olmadığı işe iade davasında ön sorun olarak incelenebildiğine göre, davacının bunun için ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararı da bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan sebeplerle arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmanın geçersizliğinin tespitine ilişkin açılan davada verilen kararın kesin olmadığı ve bu tür bir tespitin yapılması amacıyla ayrı bir dava açmak için güncel hukuki yararın mevcut olduğu yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/12902, K. 2024/15379, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VII. Karar
  15. Karşıoy
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12902
Karar No
2024/15379
Tarih
28 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/12931 K.2024/11300
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12937 K.2024/14748
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12937 K.2024/11953
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12938 K.2024/14746
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12939 K.2024/14759
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/12941 K.2024/11511

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.