KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1052 E., 2025/6465 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2961 E., 2024/3637 K.
- Dava tarihi
- 22.07.2020
- İlk derece mahkemesi
- ... 10. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/272 E., 2024/35 K.
Karar Metni
1.221 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin demirci ustası olarak davalıya ait Kuveyt'te bulunan şantiyede çalıştığını, son ücretinin net 473,00 Kuveyt dinarı (KWD) olduğunu, aylık ücretle çalışmasına rağmen raporlu olduğu günler, tatil günleri ve çalışılmayan hafta tatili günleri ücretlerinin ödenmediğini, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davada Kuveyt mahkemelerinin yetkili olduğunu, uyuşmazlığın Kuveyt kanunlarına göre çözümlenmesi gerektiğini, iş sözleşmesinin istifa nedeniyle sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, fazla çalışmaların bordroya yansıtılarak ödendiğini, davacının haftada bir gün izin kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması hâlinde bordrolarda gösterilerek ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istifa dilekçesinde koronadan korktuğunu ve zamanını ailesi ile geçirmek istediğini beyan ederek istifa ettiği, istifa hâlinde haklı fesih nedenlerinin ileri sürülemeyeceği, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatlarının reddedildiği, davacının bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispat edildiği,
rapordaki hesaplama uyarınca %30 oranında indirim yapılmak ve yapılan ödemeler mahsup edilmek suretiyle söz konusu alacakların kabulüne karar verildiği, ücret alacağı bakımından aylık 473,00 KWD'den az tahakkuk yapılan aylar tespit edilerek ücret alacağının kabul edildiği, davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, ödendiği tespit edilen hafta tatili alacaklarının reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacağın zamanaşımına uğramadığı, emsal dosyalar dikkate alındığında husumet itirazının yerinde olmadığı, dava dilekçesi ile davalı işyerindeki işçilerin işverence toplu olarak işten çıkarıldığının ileri sürüldüğü, davalı yanca davacının istifa ettiği savunularak istifa dilekçesi sunulduğu, dosyaya sunulan davacının imzasını içerir dava dilekçesi ile davalı işyerindeki işçilerin işverence toplu olarak işten çıkarıldığının ileri sürüldüğü,
davalı yanca davacının istifa ettiği savunularak istifa dilekçesi sunulduğu, dosyaya sunulan davacının imzasını içerir 31.03.2020 tarihli dilekçede, davacının virüs olayından dolayı istifa ettiğini belirttiği; iddia, cevap, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından Kuveyt İş Kanunu’nda belirtilen kurallara uygun bir şekilde sona erdirilmediği,
pandemi koşullarında işçilerden haklı fesih/istifa iradesi taşımadığı anlaşılan dilekçeler alındığı anlaşıldığından davacının Kuveyt hukukuna göre kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı hâlde kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddinin Dairelerince hatalı bulunduğu, yapılan hesaplamada ödeme nedeniyle kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği, Kuveyt hukukunda net/brüt ayrımı olmadığı, bu nedenlerle fazla çalışma alacağı hesabında aylık ücretin 240 saate bölünmesi gerektiği gözetilmeksizin yapılan hesabın hatalı olduğu, resen yapılan hesaplamada fazla çalışma alacağının bulunduğu,
aylık ücretin 30'a bölünmek suretiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacak hesabına esas yevmiyenin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 2. Davacının istifa dilekçesinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, 3. Ücret hesabının hatalı yapıldığını, Kuveyt iş hukukuna göre ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığı takdirde ücret ödeneceğine dair düzenleme bulunmadığını, 4. Mahkemece kabul edilen fazla çalışma süresinin hatalı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hesaplamalarda çelişkili tanık beyanlarının dikkate alınamayacağını, 5 "Diğer ödeme" olarak belirtilen 121,00 KWD miktarın mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumet, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplama yöntemi, hesaplanan alacaklardan yapılan mahsup konularına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kuveyt İş Kanunu'nun 48. maddesi; "Aşağıdaki durumların herhangi birinde işçi bildirimsiz olarak iş sözleşmesini sonlandırabilir ve iş sonu ikramiyesi alabilir:
a- İşveren Kanun hükümlerine veya iş sözleşmesine uymazsa,
b- İşveren veya vekili işçiye saldırırsa ya da onu kışkırtırsa,
c- Sağlık Bakanlığı Tıbbi Hakem Komitesi kararına göre işçinin işe devam etmesi güvenliğini ve sağlığını tehlikeye atacaksa,
d- Sözleşmenin imzalanmasından sonra, işveren veya vekili işin şartlarıyla ilgili hile veya kandırmaya başvurursa,
e- İşveren işçiye ceza gerektiren bir suç isnat eder ve işçi bu suçtan mahkeme kararı ile beraat ederse,
f- İşveren veya temsilcisi, işçiye karşı ahlaka aykırı bir eylemde bulunursa." şeklindedir.
Kuveyt İş Kanunu'nun 52. maddesinde ise "Bu Kanunun 45. Maddesi hükümleri gözetilmekle birlikte işçi, aşağıdaki hallerde bir önceki maddede belirtilen iş sonu ikramiyesini tam olarak hak eder:
a- İş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmişse,
b- Belirli süreli iş sözleşmesinin süresi sona ermiş ve yenilenmemişse,
c- İş sözleşmesi bu Kanun’un 48, 49, 50. Maddeleri hükümlerine göre feshedilmişse,
d- İş sözleşmesi evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ve evlilik sebebiyle kadın çalışan tarafından feshedilmişse." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Covid-19 salgınıyla beraber şantiyedeki işçilerin yemek, temizlik ve barınma gibi temel ihtiyaçları Şirket tarafından yeterli seviyede karşılanmadığı gibi gerekli sağlık tedbirlerinin de alınmadığını, işçilerin toplu şekilde işten çıkarıldığını ve gruplar hâlinde ihbar tazminatlarının yanı sıra işçilik alacaklarının bir kısmı da ödenmeden Türkiye'ye gönderildiklerini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise davacı işçinin iş sözleşmesini istifa ile sona erdirdiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, pandemi koşullarında işçilerden haklı fesih/istifa iradesi taşımadığı anlaşılan dilekçeler alındığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan, el yazısı ile yazılmış olan ve davacının imzasının bulunduğu dilekçe "Çalışmakta olduğum şirketinizden bütün dünyada ortaya çıkan korona virüs olayından dolayı çok tedirgin durumdayım. Ülkeme dönüp ailemle birlikte bu zamanları atlatmak istiyorum. Bu sebeple kıdem tazminatı ve ücret alacaklarımın tarafıma verilerek iş sözleşmemi feshetmek istiyorum. Gereğinin yapılarak ülkeme dönüş için gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyorum ." şeklindedir. Davacı tanıkları Covid-19 pandemi koşulları nedeni ile işyerinde salgın riskinin olduğu ve Türkiye’ye dönmek istedikleri için istifa dilekçelerini imzalamak zorunda kaldıklarına yönelik beyanda bulunmuşlardır.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, pandemi koşullarında işçilerden istifa iradesi taşımayan dilekçeler alındığının kabulü doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasına karar verilmiş ise de dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının, pandemi dönemi koşullarında davalıya ait Kuveyt'te bulunan işyerinde çalışmayı sürdürmesinin sağlığını tehlikeye atacak boyutlara ulaşması sebebiyle, çalıştığı ülke mevzuatı uyarınca, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü dosya kapsamına uygundur. Ancak haklı nedenle dâhi iş sözleşmesini fesheden tarafın ihbar tazminatı talep edemeyeceği gözetilerek buna yönelik talebin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1052, K. 2025/6465, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama