KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1133 E., 2025/6613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1907 E., 2024/2909 K.
- Dava tarihi
- 21.02.2019
- İlk derece mahkemesi
- ... 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/46 E., 2024/505 K.
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011-2017 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde firma yetkilisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının hangi ülkelerde ne süre ile çalıştığının belli olmadığını, davacının dava konusu edilen tüm alacak kalemlerinin varlığına itiraz ettiklerini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının dava konusu etmiş olduğu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihinin 21.02.2019 olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde belirtilen sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Somut uyuşmazlığa Rus hukukunda yer alan hak düşürücü süreye ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını,
3. Davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiğini,
4. ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre kavramı bulunmadığını,
5. Somut uyuşmazlığa Rus hukukunda yer alan mahkemeye başvuru süresine ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını,
6. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde imzalanmış matbu sözleşmeye dayanarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini,
7. Davacı aleyhine hakkaniyet gereği arabuluculuk masrafına hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ve işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı takdirde taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 2011-2017 yılları arasında davalı Şirketin şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini iddia etmiş, 13.05.2019 havale tarihli dilekçesinde ise davacının 27.11.2015 tarihine kadar çalıştığını belirtmiştir.
Dosya içerisinde taraflar arasında 23.11.2015 tarihinde imzalanan 23.11.2015-23.05.2016 yürürlük süreli İŞKUR sözleşmesi, davacının 01.04.2016 tarihli işten ayrılmak istediğine ilişkin dilekçesinin bulunduğu, Mahkemece ... hukuku uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şu hâlde öncelikle davacının davalı Şirket bünyesindeki hizmet süresi ve çalışma dönemleri netleştirilmeli, bundan sonra çalışma dönemleri içinde taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmeleri bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, davaya konu alacak kalemleri yönünden geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunan çalışma dönemleri bulunması durumunda varsa söz konusu dönemler için uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında iş sözleşmeleriyle seçilen hukuk uygulanmalıdır.
Dava konusu alacak kalemleri bakımından geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunmayan çalışma dönemlerinin bulunması hâlinde ise bu dönemler için ödemenin yapıldığı ülkenin belirlenmesi bakımından banka kayıtları da temin edildikten sonra 5718 sayılı Kanun'un 27/2 ve 4 hükümleri yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığa uygulanacak hukuk belirlenmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1133, K. 2025/6613, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama