KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1395 E., 2025/6414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/405 E., 2024/3791 K.
- Dava tarihi
- 13.09.2022
- İlk derece mahkemesi
- ... 22. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/492 E., 2023/851 K.
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.04.2019-14.04.2020 tarihleri arasında davalının yurt dışı şantiyelerinde elektrik ustası olarak çalıştığını, son aylık ücretinin net 555 KWD olduğunu, yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığını, davacının haftada 7 gün 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, iş yoğunluğuna göre 23.00'a kadar çalışmasının devam ettiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları,
yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlığın Kuveyt hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait Kuveyt işyerinde, 08.04.2019-14.04.2020 tarihleri arasında çalıştığı, mutad işyerinin işçinin işini fiilen yaptığı Kuveyt ülkesi olduğu, 2010 tarihli ve 6 sayılı Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun 144. maddesinde mahkemeye müracaat için öngörülen sürenin iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıl olarak belirlendiği, bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan resen dikkate alınması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 14.04.2020 tarihinde sona erdiği, davanın ise 13.09.2022 tarihinde yani bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanmasının yerinde olduğu, Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun 144. maddesinde yer alan bir yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan resen dikkate alınması gerektiği, fesih tarihi ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kuveyt hukukuna göre davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını kabul etmenin mümkün olmadığını, 2. Uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini, 3. Kuveyt hukukundaki mahkemeye başvuru süresinin hatalı yorumlandığını, 4. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 5. Arabulucu masrafının taraflarına yükletilmesinin, aleyhlerine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, davalı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince Kuveyt hukuku uygulanarak alacak taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde bir kısım taleplerin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1395, K. 2025/6414, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama