KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1657 E., 2025/4295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2803 E., 2024/2652 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/85 E., 2022/216 K.
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Hastanede alt işverenler nezdinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçtiğini, davacının kadroya geçişi sırasında davalı Kurum ve davacı arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesi gereği ücretinin, asgari ücretin %72,50 oranında fazlası olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek; davacının 01.01.2019- 31.12.2019 (12 ay) tarihleri arası çalıştığı süreçte davalı Kurumla imzalamış olduğu belirsiz süreli iş sözleşmesindeki oranın uygulanmaması nedeniyle kendisine eksik ödenen ücret farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, 696 sayılı KHK kapsamında 02.04.2018 tarihinden itibaren sürekli işçi kadrosunda çalışmaya başlayan davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 oranında zam yapıldığını, davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında zam uygulanmış olmadığından ücretin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu alacağa hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kadroya geçişi sırasında taraflar arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinin 7. maddesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğu, bilirkişi raporunda buna göre yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu ve hükme esas alındığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı işçinin kadroya geçişi aşamasında davalı ile arasında imzalanan iş sözleşmesinde açıkça asgari ücretin %72,50 fazlasının ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözü edilen kuralın her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağladığı, davacının talebi 2019 yılına ilişkin olup aksi yönde bir sözleşme hükmü de bulunmadığından talep dönemine göre hükme esas alınan bilirkişi raporundaki ücret tespitinin yerinde bulunduğu,
ancak kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise dava şartı olan arabuluculuk ücretinin Devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan resen alınmasına karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. ...'nın yetkisi ve bilgisi dışında sözleşmelerin ücret kısmında oran belirtildiğini, oranların geçerli olmadığını, 2. Davacının taleplerinin toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, 3. Davacının ücretinin İdare tarafından mevzuata uygun bir şekilde belirlendiğini ve işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin tespiti ile fark ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığına ve varsa alacağın hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1657, K. 2025/4295, 12 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama