KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/2293 E., 2025/6750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1358 E., 2025/101 K.
- Dava tarihi
- 01.08.2018
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 33. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/209 E., 2019/764 K.
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Cezayir'de bulunan projesi kapsamında ilk olarak 2015/8 - 2016/9 dönemleri arasında daha sonra 2017/8 - 2018/6 dönemleri arasında takım lideri formen olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 11.06.2018 tarihinde davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, son ücretinin aylık net 2.580,00 Euro olduğunu, ikinci dönem çalışmasında saat ücreti sözleşmede 7,33 Euro olarak belirtilmişse de ilk dönem çalışmasında aylığının net 2.585,00 Euro olduğunun bordro içerikleri ve iş sözleşmesi ile sabit olduğunu,
ikinci dönemde daha az ücretle çalışılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının karşılığını ödemediği işçilik alacaklarını sembolik olarak tahakkuk ettirerek ödenmiş gibi gösterdiğini, bordrolarda 225 saat geçilmediği hâlde fazla çalışma ücreti tahakkuku yapıldığını, her ay aynı tutarın yatırıldığını, bunun bordro hilesini gösterdiğini, bu nedenle bordroda tahakkuk eden fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının dikkate alınmaması gerektiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili,
ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğunu, ilk çalışma dönemine ilişkin müvekkili tarafından davacıya 2.091,15 Euro ve ikinci çalışma dönemine ilişkin de 1.342,01 Euro ihbar tazminatı ödendiğini, davacının tüm çalışma karşılığı ücret alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini, ücret bordrolarının davacı tarafından imzalandığını, ödemelerin banka kanalı ile davacıya ait hesaba yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde; 29.08.2015-12.06.2018 tarihleri arasında kesintilerle toplam 1 yıl 9 ay 14 gün çalıştığı, aylık ücretinin net 2.580,00 Euro olduğu, ibranamede belirtilen alacakların bankaya ödendiğine ilişkin herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediğinden ibranameye itibar edilmediği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplaması tanık deliline dayandığından bilirkişi raporunda yapılan hesaplama üzerinden %30 indirim uygulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğunu,
2. Bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, hesaplamalara esas alınan iki davacı tanığının davacı ile menfaat birliği içinde olduklarını, beyanlarının hükme esas alınamayacağını, tanık beyanlarının davayı aydınlatmaya yeterli olmadığını,
3. İş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin işçi ücretine dâhil olduğunu kararlaştırdıklarını,
4. Davacı tarafından ihtirazı kayıtsız şekilde imzalanan bordrolarda hafta tatili, fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin tahakkuk ettirilerek işçiye ödendiğini, davacının işten ayrılırken ibraname imzaladığını, ibranameye itibar edilmesi gerektiğini,
5. Ücret tespitinin hatalı olduğunu,
6. Davacının ihbar tazminatının ödendiğini, başkaca alacağı bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,davanın türü, zamanaşımı, ücretin miktarı, davacının dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile alacak kalemlerinin ispatı ve hesap yöntemi ile karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2293, K. 2025/6750, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama