KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3051 E., 2025/5011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3934 E., 2024/3865 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1161 E., 2023/243 K.
Karar Metni
1.030 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının bulunduğunu ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde 7,
10 ve 15'er günlük nöbetler ile gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını; ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev, yetki, husumet ve derdestlik itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücretinin sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra da ilgili düzenlemeler uyarınca eksiksiz ödendiğini, davacının ücret farkı ile buna bağlı ilave tediye ve ikramiye alacakları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, gece çalışması ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmede asgari ücretin belirli bir oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, buna göre ücrete bağlı fark alacak taleplerinin yerinde olmadığı, ücret bordroları, puantaj kayıtları ile yasal mevzuat dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen diğer alacak taleplerinin ise hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmede asgari ücretin belirli bir oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, buna göre ücrete bağlı fark alacak taleplerinin yerinde olmadığı, davalı tarafından sunulan ücret bordroları ve puantaj kayıtları incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu,
kararın davalı yönünden kesin olduğu ve istinafa konu edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktardan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca davacının dayanışma aidatı ile toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanıp faydalanmadığı noktasında gerekli inceleme yapılmaksızın alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu,
2. Davacının pandemi döneminde kapalı devre sistemi ile çalışmasına ilişkin bilgi ve belgeler eksik gönderildiğinden bu döneme ilişkin alacakların eksik hesaplandığını,
3. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile gece zammı alacaklarına ilişkin hesaplamalarda alacakların ve ödemelerin sadece ilgili ay özelinde mahsup edilerek her ay için ayrı mahsup ve hesaplama yapılması gerektiğini,
4. 11 saati geçen çalışmalar ile gece 7,5 saati geçen çalışmaların ödenmediğini, yılda 270 saati geçen fazla çalışmaların ödenmediğini,
5. Davacının işyerinde yaptığı çalışmalar karşılığı hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre zamlı ödenmesi gerektiğini,
6. Gece 7,5 saatin üzerinde çalışma yapmak için yazılı onayı alınmadığı için söz konusu çalışmaların yasak çalışma kapsamında olduğunu, bu sebeple gece 7,5 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olarak değerlendirilip zamlı ödeme yapılması gerektiğini,
7. Bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeksizin hesaplama döneminin yanlış değerlendirildiğini,
8. Fark alacakların reddinin hatalı olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, gece zammı ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile gece zammı ücreti alacakları 02.04.2018 tarihinden itibaren talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, pandemi dönemi öncesine ilişkin olarak davacının vardiya saatleri ve çalışma gün sayısı dikkate alındığında fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanmadığı değerlendirmesine yer verilmiştir.
Ancak dosya içerisinde yer alan imzalı föylerin incelenmesinde davacının 2018 ve 2019 yılının kimi aylarında 20.00-08.00 vardiyasında çalıştığı günlerin bulunduğu, söz konusu günler bakımından gece 7,5 saati aşan çalışmaların mevcut olduğu ve işçinin bu çalışmaları için yazılı onayının alındığına ilişkin herhangi belgenin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Pandemi dönemi öncesinde yazılı onayın bulunmadığı ve davacının gece çalışması yaptığı sabit olan dönemler bakımından gece 7,5 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olarak değerlendirilmesi gerekirken bu çalışmaların hiç dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3051, K. 2025/5011, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama