KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3230 E., 2025/6761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/489 E., 2025/21 K.
- Dava tarihi
- 17.04.2019
Karar Metni
1.109 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde 16.10.2010 - 20.01.2019 yılları arasında ofis teknikeri olarak net 3.500,00 USD ücret ile çalıştığını, davalı işyerinde fazla çalışma yapılmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmasına rağmen alacakların ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davacının yabancı bir ülkede çalıştığını, bu nedenle yabancı mahkemelerin yetkisi sebebiyle yetki itirazında bulunduklarını, yabancı ülkede çalışan davacının Türk hukukuna göre alacak takibi yapmasına izin verilmemesi gerektiğini, davacı tarafça dava konusu yapılan alacak kalemlerinin çalışılan ülke mevzuatı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararı ile; davacının 16.10.2010-20.01.2019 tarihleri arasında yabancı ülkede çalıştığı, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğu, davacının tanık beyanlarıyla fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına hak kazandığını ispat ettiği gerekçesiyle davalı ... AŞ yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden ise talepler atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ...
Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalılar arasında organik bağ bulunduğu, her ne kadar mutad işyeri hukuku, yabancı hukuk ise de somut olayın özelliğine ve dosya içeriğine göre daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu, buna göre Türk hukuku uygulanmasının doğru olduğu, davacının son ücretinin 3.500,00 USD olarak tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacı iddiası, tanık M.Ş'nin beyanları değerlendirilerek ve tanığın çalışma dönemi ile sınırlı olarak davacının haftalık 16,25 saat fazla çalışma yaptığı, 2 haftada bir hafta tatili kullandığı,
kurban bayramının ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, %30 indirimin yerleşik içtihatlara uygun olduğu, net ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hüküm altına alındığı, davalı davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduklarını savunmuş ise de dosyaya sunulan imzalı olmayan puantaj ve ücret bordrosunda fazla çalışma tahakkuku bulunmakla, kayıtların işyerinde fazla çalışma yapıldığına ilişkin tanık beyanlarını desteklediği gerekçesiyle davalı ...
AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2023 arihli kararının süresi içinde davalı ...
AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut olayda davalı işverenin yurt dışı projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin, tüm çalışma döneminde de ...'da bulunan davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacı tarafından iş görme edimi fiilen söz konusu ülkede yerine getirilmiş olup ilgili dönemlerde mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı ... olduğunun sabit olduğu, buna göre, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ve daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşılan tüm çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesinin hatalı olduğu,
tüm bu hususlar dikkate alındığında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmü kapsamında mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca, ... hukukunda uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında,
usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının alacaklarının ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğramış olduğunu, 2. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, 3. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, tüm süre için aynı ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 4. Tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, 5. Davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını belirterek kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun iş sözleşmesinin son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 392. maddesi şöyledir:
"Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dâhil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir."
Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının ... hukukuna tâbi çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından bir yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin 20.01.2019 tarihinde sona erdiği, davanın ise 17.04.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş, Mahkemece davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı def'ine göre zamanaşımı süresi 3 ay olarak dikkate alınarak karar verilmiştir.
Ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3230, K. 2025/6761, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama