KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3380 E., 2025/4057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1469 E., 2025/101 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 39. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/3 E., 2023/483 K.
Karar Metni
1.190 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde ambar görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini, hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile sadakat primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının işten ayrıldıktan sonra ibraname imzalayarak davalıyı ibra ettiğini, davacının davalı işverenden herhangi bir alacağının bulunmadığını, ücret alacaklarının bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 39. İş Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararı ile; yurt dışı iş sözleşmesine göre davacının davalı Şirketin Irak'taki şantiyesinde çalıştığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde Irak iş mevzuatının uygulanması gerektiği, davacının hizmet süresinin 16.01.2015-13.08.2018 tarihleri arasında 3 yıl 6 ay 27 gün olduğu, davacının son net ücretinin 2.250,00 TL olduğu, Irak İş Kanunu'na göre giydirilmiş brüt ücret tanımı olmadığından, hesaplamaların tespit edilen net ücret üzerinden yapıldığı, davacının karşılığı ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazandığı,
ikramiyelerinin ödendiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının bunu ispatlayamadığı, davacının ikramiye (sadakat primi) alacağına da hak kazandığı, davacıya fesihten sonra ihbar tazminatı ödendiğinden, ihbar tazminatı talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararı ile.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 24/1 hükmüne göre hukuk seçiminin taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabileceği, somut olayda davalı tarafça cevap dilekçesinde yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde bir itiraz bulunmadığı,
her ne kadar Dairece mutad işyeri hukuku ve yurt dışı iş sözleşmesi dikkate alınarak yabancı hukukun değerlendirilmesi gerektiği yönünden gönderme kararı verilmişse de, Yargıtayın son içtihatları doğrultusunda cevap dilekçesinde davalının yabancı hukukun uygulanmasına yönelik bir talebi bulunmadığı dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiği, bu yöne ilişkin davacının istinaf başvurusunun kabulünün gerektiği, buna göre davacının ücret iddiasını kanıtladığı ve ücretinin net 2.250,00 USD olduğu,
tüm dosya kapsamı ve davacıya yapılan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının sadakat primine hak kazandığı, davacıya ödenen ihbar tazminatı mahsup edildiğinde davacının bakiye ihbar tazminatı alacağı bulunduğu, karşılığı ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin mevcut olduğu, 08.02.2021 tarihli ek rapordaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu,
davacının davalının zamanaşımı def'i dikkate alınarak alacakları ıslah ettiği, dava konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden söz konusu alacaklara "Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faize" hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
hükme esas alınan 08.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda 16.01.2015-13.08.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri hesaplanırken davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin dikkate alınmadığı görülmekle, yurt dışı giriş çıkış kayıtları dosyaya getirtilerek ve bu kayıtlara göre yurt içinde geçirilen süreler dışlanarak hesaplanacak alacakların hüküm altına alınması gerektiği, hesaplama yapılırken davalının zamanaşımı def'inin gözetilmesi ve davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde belirtilen çalışma dönemlerinin,
yani 01.11.2015 tarihi ve sonrası dönemin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bozma gerekçeleri doğrultusunda davacıya ait yurt dışı giriş çıkış kayıtları dosyaya getirtilerek bilirkişi raporu aldırıldığı, alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2025 tarihli tashih kararı ile; Dairenin 22.01.2025 tarihli ve 2024/1469 Esas, 2025/101 Karar sayılı ilâmının hüküm kısmının 11. maddesinde davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin "150.411,38 TL" yerine, "250.411,38 TL" olarak yazılmasına, kararın bu şekilde tashihine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda zamanaşımı yanlış değerlendirilerek hesaplama yapıldığını,
2. Bozma gereklerinin karşılanmadığını, usuli kazanılmış hakların raporda gözetilmediğini,
3. Davacının yurt dışında olduğu sürelerin doğru şekilde dışlanmadığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çakışan günlerin dikkatle belirlenmediğini, hatalı hesap yapıldığını, indirim oranının daha fazla olması gerektiğini,
4. Davacının fazla çalışma yaptığında, genel tatil ve hafta tatillerinde çalıştığında karşılığı ücretler, ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiğinden bu taleplerin reddinin gerektiğini,
5. Hesaplanan miktarların çok fazla olduğunu, tanıkların husumetli olup çalışma dönemlerinin davacı ile aynı olmadığını,
6. İbranamenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davacı işçi imzalı ibranamenin geçerli olduğunu,
7. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplarının ilgili dönem ücretinden yapılması gerekirken son ücretten hesaplandığını,
8. Saat ücretinin yanlış belirlendiğini, ara dinlenme sürelerinin hatalı uygulandığını, ücret tespitinin varsayıma dayalı olduğunu, giydirilmiş ücrete sadakat primi ilave edilmemesi gerektiğini,
9. Kararda yer alan diğer aleyhe tespit ve hesaplamalara itiraz ettiklerini, harçların yanlış hesaplandığını, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin fazla olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık; fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hesap yöntemi, usuli kazanılmış hakların dikkate alınıp alınmadığı, taraflar lehine hükmedilen vekâlet ücretleri ve harçlar hususundadır. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dosya kapsamında yeniden alınan bilirkişi raporunda, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin "%30 hakkaniyet indirimli" olarak hesaplandığı belirtilmişse de, kontrol edildiğinde hesaplanan tutarların indirimsiz miktarlar olduğu anlaşılmıştır.
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda ise "usulü kazanılmış haklar gözetilerek" açıklamasıyla, davacının bozma öncesinde sunduğu ıslah dilekçesindeki miktarlar olan 5.770,00 USD hafta tatili ile 1.753,75 USD ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hükmedilmiştir.
Bozma sonrası, bozmaya uygun olarak bilirkişi raporunda hesaplanan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden usuli kazanılmış haklar doğrultusunda, dosya içeriğine uygun bir indirim yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3380, K. 2025/4057, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama