KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3699 E., 2025/7154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/241 E., 2025/320 K.
- Dava tarihi
- 26.12.2017
- İlk derece mahkemesi
- ... 39. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/90 E., 2024/407 K.
Karar Metni
1.771 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin yurt dışı projelerinde aralıksız olarak 24.08.2011-23.08.2017 tarihleri arasında aşçıbaşı olarak aylık net 1.800,00 USD ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve ihbar öneli verilmeksizin feshedildiğini, haftada 7 gün 07.00-18.00, 22.00 saatleri arasında çalıştığını ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde, dinî bayramların ilk günü dâhil diğer günlerinde de çalıştırıldığını fakat karşılığının ödenmediğini, ayrıca çalıştığı dönem içerisinde yıllık izinlerini kullanmamış olup karşılığında herhangi bir ödeme de almadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil Şirkette çalışması bulunmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava konusu alacak kalemlerinin çalışılan ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... (...) vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye’de çalışmasının bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda somut olayda ... mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğini, iş sözleşmesinin projenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ... Federasyonu'ndaki çalışmasının 23.08.2017 tarihinde son bulduğu, eldeki davanın ise 26.12.2017 tarihinde açıldığı, ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresi olan 1 yıllık sürenin dolmadığı, dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının kısmi dava olarak açıldığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığı, belirsiz alacak davası olarak açılmış kalemler yönünden de dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu,
iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin sona erdiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu ve davalının bunu ispatlayamadığı, davacının ödenmeyen ücret alacaklarının olduğu, yıllık ücretli izin alacağının varlığının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde;
a. Rus hukukunda zamanaşımının 3 ay olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını,
b. Müvekkili Şirketin davada husumeti bulunmadığını,
c. Rus hukununa göre tazminat hesaplaması yapılırken başka işte çalışılıp çalışılmadığının araştırılmadığını,
d. Davacının hizmet süresinin ve ücretinin hatalı tespit edildiğini,
e. Çalışmaların yurt dışında geçtiği gözetildiğinde net ücretin brüt ücrete çevrilmesinin hatalı olduğunu,
f. Davacının belirli süreli olarak istihdam edildiğini, lehine kıdem ve ihbar tazminatı hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi kıdem tazminatının ödendiğini, elden ödemeye dair makbuzların bulunduğunu, ayrıca ücret bordroları ile tahakkuk eden kıdem tazminatı ve diğer tüm hakların davacıya ödendiğinin banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini,
g. Davacı lehine fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, varsa ödemelerin bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödemesinin yapıldığını,
h. Tanık beyanlarına göre fahiş hesaplamalar yapıldığını, tanıklardan H.B'nin davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğunu, tanıkların davacı ile ortak çalışma dönemlerinin hesaplamalarda dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının İŞKUR sözleşmesi ve belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmiş olup alacaklarının da çalıştığı ülke kanununa göre ödendiğini,
b. Davacı belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından fesih gerçekleşmemiş olup kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, Rus hukukuna göre tazminat hesaplaması yapılırken davacının başka bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadığını,
c. Davacının hizmet süresinin, hesaplamalara esas alınan ücret seviyesinin ve brüt ücretinin hatalı tespit edildiğini,
d. Davacının yapmış olduğu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini,
e. Tanık beyanlarının hatalı değerlendirilerek fahiş fazla çalışma saatlerinin belirlendiğini, Yargıtay kararlarına göre haftada 18 saat fazla çalışma yapılmasının mümkün olmadığını,
f. Davacı tanığı H.B'nin davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğunu, hesaplamalarda davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalışılan sürelerin gözetilmediğini,
g. Tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalarda yapılan %30 indirimin de az olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zamanaşımı, fesih, hizmet süresi, husumet, ücret seviyesi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile kıdem tazminatının hesabına ilişkindir.
1. ... Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi şöyledir:
"Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir."
Dairemizce daha önce bazı kararlarda, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi 1 yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından 392. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir.
Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 1 yıldır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin 23.08.2017 tarihinde sona erdiği, davanın ise 26.12.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince belirsiz alacak davası olarak açılan kalemler yönünden dava tarihine göre zamanaşımı süresinin hesaplanmasının gerektiği ve dava tarihine göre de 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olduğuna karar verilmiştir.
Ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Kıdem ve ihbar tazminatları yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 17.02.2020 tarihli dilekçesi ile söz konusu taleplerini ıslah etmiş; davalılar ise 25.02.2020 tarihli dilekçeleri ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. Buna göre, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarlarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
2. Somut olayda; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığı, bilirkişi raporu alındıktan sonra Mahkemece davacı tarafa talep artırımı için süre verilmediği hâlde davacı vekilinin 18.02.2020 tarihli dilekçesi ile bu alacak kalemlerine yönelik arttırım talebinde bulunmak suretiyle talep sonucunu kesinleştirdiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi ek raporu sonrasında davacı tarafça 19.09.2024 tarihli dilekçe ile; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden ikinci kez bedel arttırım dilekçesi verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince anılan alacaklar yönünden ikinci kez verilen talep arttırım dilekçesinin dikkate alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönemin banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Aynı ilkeler hafta tatili ücret alacağı için de geçerlidir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, puantaj kaydı bulunan dönemde kayıtlara göre kayıt olmayan dönemde ise tanık beyanlarına itibar edilerek yapılan hesaplamada davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de davacı tanıklarından Y.Ç'nin "... Genelde haftada altı gün çalışır, menünün yoğun olmadığı bir gün dinlenirdik.
Ancak 2-3 haftada bir, haftada 7 gün çalıştığımız olurdu. ..." şeklindeki beyanı karşısında davacının 3 haftada bir hafta tatilinde çalıştığının kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir.
Ayrıca dosya içerisinde yer alan ücret bordrolarında fazla çalışma ile hafta tatili ücret alacaklarına yönelik tahakkukların yer aldığı görülmekle, imzasız bordrolarda yer alan fazla çalışma ile hafta tatili ücreti tahakkuklarının banka ödemeleri ile karşılaştırılarak ödendiğinin anlaşılması hâlinde mahsup edilmesi, imzalı ücret bordrolarında yer alan tahakkuk bulunan dönemlerin ise hesaplamadan dışlanması gerekir.
Yine dosya içerisinde 28.09.2016 tarihli ödeme makbuzu ile davacı imzası karşılığında fazla çalışma ödemesi yapıldığı görülmüş olup bu ödemenin de fazla çalışma ücretinin hesaplanması noktasında dikkate alınması gerekir.
4. Diğer yandan, dosyada mevcut ve davacı tarafça imzasının inkâr edilmediği 2015 Haziran ayı ücret bordrosunda 24.08.2011-14.06.2014 tarihleri arasındaki kıdem tazminatı açıklaması ile 3.602,86 USD kıdem tazminatı tahakkuku yer aldığı görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 28.09.2016 tarihli elden ödeme makbuzunda yer alan kıdem tazminatı ödemesi hesaplamada dikkate alınarak mahsup edilmesine rağmen, bahsi geçen bordroda yer alan miktarın kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaması da hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3699, K. 2025/7154, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama