İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3958 K.2025/5351

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…

Esas2025/3958Karar2025/5351Tarih23 Haziran 2025Okuma10 dk · 2.016 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2025/3958 E., 2025/5351 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Haziran 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/2044 E., 2025/465 K.
İlk derece mahkemesi
Ankara 14. İş Mahkemesi
Sayısı
2021/1304 E., 2024/174 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.016 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile 27.06.2005 tarihinde sözleşme imzaladığını ve... ...Arıtma Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri işinin proje müdürü olarak göreve başladığını, davalı işveren nezdinde 16 yıl boyunca proje müdürü olarak görevini sürdürdüğünü, sözleşmenin 5. maddesinde müvekkilinin ücretinin net 5.000,00 TL olarak belirlendiğini, ayrıca her yıl Devlet İstatistik Entitüsünün belirlemiş olduğu ...............'nin bir önceki yılın aynı ayına göre belirlenen değişim oranının iki puan fazlası ile hesaplanarak aylık ücretinin güncellenmesinin kararlaştırıldığını,

kendisine bir süre sonra bu ücret artışının yapılmadığını, müvekkilinin 08.09.2021 tarihli yazı ile Mersin'den Ankara Merkez ofisine çalışmak üzere çağrıldığını, müvekkilinin bunun üzerine bir kez daha ücret artışına ilişkin taleplerini dile getirdiğini, ancak davalı işverenin bu talebi karşılamayacağı anlaşılınca müvekkilinin iş sözleşmesini feshettiğini, fesih gerekçesinin ücretlerin sözleşme şartlarına uygun olarak hesaplanmaması ve tam olarak ödenmemesi, fazla çalışma, hafta tatili, prim, ikramiye ve sair tüm işçilik alacaklarının ödenmemiş olması,

Ankara ofisine çağrılarak iş koşullarında esaslı değişiklik yapılması olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazandığını, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve ikramiyenin hiçbir zaman ödenmediğini, müvekkilinin yaklaşık 175 gün kullanmadığı yıllık izin hakkı olduğunu ve fazla çalışma yaptığını ileri sürere, fark ücret, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının aradan 16 yıldan fazla zaman geçtikten sonra ücretinin eksik ödendiği iddiasında bulunmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı ile imzalanan belirli süreli iş sözleşmesinde belirli sürenin sonunun müvekkili Firmanın taahhüdü altında olan... ...Arıtma Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri işindeki müvekkili Firmanın yükümlülüğünün bittiği tarihte sona ereceği şeklinde belirtildiğini, bu işin 31 Aralık 2011 tarihinde sona erdiğini ve Kuruma teslim edildiğini,

müvekkili Şirket ile davacı arasında akdedilen belirli süreli iş sözleşmesinin de tüm şartlarıyla beraber sonra erdiğini, daha sonra müvekkili Şirketin başka projelerinde davacının mühendis ya da proje müdürü olarak çalışması konusunda müvekkili Şirket ile şifahen anlaşma sağlayarak sözlü belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya devam ettiğini, hiçbir yazılı taahhüt olmamasına rağmen davacının ücretine her yıl düzenli zamlar yapıldığını, bu nedenle davacının ücretinin sözleşmeye uygun olarak ödenmediği iddiasının haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacının...

Kurumunda haftanın 5 günü 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, bu saatler dışında davacının çalıştığı Devlet kurumu kapalı olduğu için davacının bu saatler dışında çalışmasının olanaksız olduğunu, kaldı ki davacının üstünde çalışan, davacının mesai saatlerini belirleyen üst düzey yönetici olmadığını, davacıya ikramiye ödeneceğine dair yazılı taahhüt olmadığını, davacının bütün yıllık izin hakkını kullandığını, pandemi döneminde işe gelmeyerek yıllık izin hakkını fazlasıyla kullandığını,

davacının iddia ettiği gibi iş sözleşmesinde yapılan esaslı değişiklik olmadığı için sadece bu sebebe dayalı fesih gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporuna göre davacının ödenmemiş fazla çalışma ile bakiye ücret alacaklarının var olduğunun tespit edildiği, işçinin yıllık izninin kullandırıldığının işverence tutulacak izin tutanağı ve çizelgesiyle ispatlanması gerektiğinden ispat yükünün davalı işverenlere ait olduğu, ücret ve ücret benzeri alacaklarının tam ve zamanında ödenmemesinin davacı işçiye haklı fesih hakkı tanıdığı, ücret ve ücret benzeri alacakların ödendiğinin ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu,

dosya kapsamına göre davacının ücret ve ücret benzeri alacaklardan olan fazla çalışma ve bakiye ücret alacakları zamanında ödenmediğinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sebep belirtilmeden merkeze çağrılmasının çalışma şartlarında esaslı değişiklik olduğu, davacının dava dilekçesinde "Müvekkil işçinin yaklaşık 175 gün CİVARINDA kullanmamış olduğu yıllık izni bulunmaktadır." şeklinde açıklama yaptığı, yemin sırasında ise bilirkişi raporunun yıllık ücretli izin alacağı kısmında yapılan değerlendirmede işveren belgelerine göre 274 gün yıllık izin hakkı olduğunun tespit edilmesi sebebiyle ".

Yıllık izin konusunda ben kendim tutmadım. İşveren tarafından tutulan izin belgeleri dosyaya sunulmuştur. Onların sunduğu belgelerin dışında izinlerimi kullanmadım bu nedenle bilirkişinin belirlemiş olduğu gün kadar izin alacağımda mevcuttur.

Yani 274 gün izin alacağım vardır." dediği, yemin delilinin kesin delil olması karşısında davacının izin hakkının dava dilekçesindeki tahmini süre esas alınarak hesabının hatalı olduğu, davacının evden çalışma yaptığı dönemlerde çalıştığı için izin kullandığının kabulü mümkün olmadığından izin süresinin tespitinde dikkate alınmamasının doğru olduğu, davacının istinafının yerinde olduğu, davacının ilk işe girişinde 27.06.2005 tarihinde yapılan sözleşmede... ...Arıtma Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri kapsamında proje müdürü olarak işe alındığı,

davacının tüm hizmet süresinin davacının çalıştığı işyerinin...'ye ait kurum binası olduğunun işverence kabul edildiği, her ne kadar işveren, davacının işe alındığı sözleşmenin 31 Aralık 2011 tarihinde sona ermesi sebebiyle teslim edildiğini beyan etmişse de davacının hâlen çalışmasının devam ettiği gerçeği karşısında bu iddiasının dinlenemeyeceği, sözleşme ilk başta belirli süreli olarak yapılmış olsa bile davacının sözleşme kapsamındaki işinin 16 yıl boyunca devem ettiğinin açık olduğu, sözleşmenin devam ettiği kabulünün yerinde olduğu, bu nedenle davacının ücretinin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre tespitinin yerinde olduğu;

davacının fark ücret alacağının bulunduğu, dosyaya sunulmuş e-posta içeriklerinden davacının her ücret artışında itirazlarını ileri sürerek sözleşmeye göre olması gereken ücretini işverenle paylaştığı, fark ücrete hak kazandığı kabulünün yerinde olduğu, sözleşmenin 5. maddesinin son fıkrasındaki "İşçi, ücretini çalıştığı ayın son günü hak eder.

Ücret, çalışılmış süreler için verilecek ve çalışma süreleri dışında ve yasal süreler İçerisinde yapılacağı varsayılan fazla çalışmaları da kapsayacaktır." hükümlerine göre davacının ücretine yıllık 270 saate kadar fazla çalışma ücretinin de dâhil olduğunun kabulü ile fazla çalışma ücreti hesabı yapılması gerekirken tanık ..............'nin beyanından hareketle hüküm kurulmasının hatalı olduğu,

ancak davacının fazla çalışma ücreti alacağının 30.000,00 TL ilk taleple sınırlı tutulması sebebiyle yapılan hesaplamadan aylık 22,5 saatin indirilmesi sonrasında hesaplanan/indirim yapılmayan tutarın 30.000,00 TL'nin üzerinde olması sebebiyle bu durum sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma kararı verilmediği, davacının ücretine dair yaptığı varsayımın sözleşme hükmüne atıfla belirlediğini beyan etmesi karşısında ücretin hesabında talep aşımı yapılmadığı, davacının çalışma süresi boyunca hiç ikramiye almadığının kendi beyanı ile sabit olduğu, sözleşmesinde ikramiye alacağına dair hüküm bulunmadığı,

işyeri uygulamasının şantiyede çalışan işçilere ikramiye vermemek yönünde olduğunun davacının da kabulünde olduğu, bu nedenle işyeri uygulamasından da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talebini aşar şekilde ücret tespiti yapıldığını,

2. Davacının ücret alacağı talebinin kötüniyetli olduğunu, bu alacağın reddine karar verilmesi gerektiğini,

3. Davacı ile akdedilen ilk iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, bu sözleşmede belirli sürenin sonu olan müvekkili Şirketin taahhüdü altında olan... ...Arıtma Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri işinin 31 Aralık 2011 tarihinde sona erdiğini, böylelikle belirli süreli iş sözleşmesinin de sona erdiğini, davacının daha sonra müvekkili Şirketin başka projelerinde mühendis ya da proje müdürü olarak çalışması konusunda müvekkili Şirket ile şifahen anlaşma sağlayarak, sözlü belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya devam ettiğini,

4. Davacıya aynı yerde görev ve talimat veren başka bir yönetici olmadığını, davacının haftanın 5 günü 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını,

5. Davacının dava dilekçesindeki talebini aşar şekilde yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanı ile bağlı olduğunu, yemin delili ile bu beyanını değiştiremeyeceğini, kaldı ki davacı tarafın pandemi döneminde işyerine gelmeyerek yıllık izin hakkını fazlasıyla kullandığını,

6. Davacının çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapılmadığını, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin belirli süreli olup olmadığı, iş sözleşmesinin feshi, ücret, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile taleple bağlılık ilkesine uygun karar verilip verilmediğine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26/1 hükmüne göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."

Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde davacının; "yaklaşık 175 gün civarında kullanmamış olduğu yıllık izni" olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının yıllık ücretli izin alacağı bakımından seçenekli hesaplama yapılmıştır.

Birinci seçenekte, davacının 476 gün yıllık izin hakkı olduğu, dosyada yer alan yıllık izne ilişkin belgelerden 202 gün yıllık izin kullandığı ve bu kapsamda 274 gün yıllık izin hakkı olduğunun; ikinci seçenekte, davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanı doğrultusunda 175 gün izin alacağı olduğunun kabulü ile hesaplama yapılmıştır.

Bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasından sonra davalı vekili 23.11.2023 tarihli celsede, tüm itirazlarını tekrarla bilirkişiden ek rapor alınması talepleri olduğunu, Mahkeme aksi kanaatteyse sözleşmenin sona ermesi hususunda ve mesai saatlerini kendi belirlediği konusunda yemin teklifleri olduğunu ifade etmiştir.

Davalı vekili 29.11.2023 tarihli dilekçesinde ise davacının yıllık izin hakkını kullanıp kullanmadığı, kullandı ise kaç gün yıllık izin gününün olduğu konusunda da yemin etmesi yönünde yemin deliline dayandıklarını beyan etmiştir. Davacı asıl 19.12.2023 tarihinde, "... Yıllık izin konusunda ben kendim tutmadım. İşveren tarafından tutulan izin belgeleri dosyaya sunulmuştur.

Onların sunduğu belgelerin dışında izinlerimi kullanmadım bu nedenle bilirkişinin belirlemiş olduğu gün kadar izin alacağımda mevcuttur. Yani 274 gün izin alacağım vardır. ..." şeklinde yemin eda etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2024 tarihli ve 2022/1-861 Esas, 2024/316 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: "...

Davanın temelini vakıalar oluşturur. Vakıa tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olaylardır. 6100 sayılı Kanun'un 194, 119/e, f ve 129/d, e maddelerine göre taraflar dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Ayrıca tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Aynı Kanun'un 25 inci maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayrıca Kanun'la belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.

187 nci maddeye göre, ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir ve 189 uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre ise bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir."

Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu, 6100 sayılı Kanun'un 225. maddesine göre davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yeminin konusunu kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturduğundan davacı tarafın eda ettiği yeminin ancak dava dilekçesinde iddia ettiği vakıalarla sınırlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Somut dosyada İlk Derece Mahkemesince 175 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise yemin delilinin kesin delil olması karşısında davacının izin hakkının dava dilekçesindeki tahmini süre esas alınarak hesabının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle 274 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmiştir.

Davalı işyerinde proje müdürü olarak çalışan davacı kullanmadığı kaç gün yıllık izni olduğunu bilebilecek durumdadır ve dava dilekçesinde kullanmadığı yaklaşık 175 gün yıllık izni olduğunu beyan etmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talebi dikkate alınarak 175 gün karşılığı yıllık ücretli alacağının hüküm altına alınması gerekirken, 274 gün yıllık izin hakkı bulunduğunun kabulü ile hüküm kurulması talep aşımı mahiyetinde olup bozmayı gerektirmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının ücretine yıllık 270 saate kadar fazla çalışma ücretinin de dâhil olduğunun kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması gerektiğine ilişkin belirlemesi yerindedir.

Ne var ki davacının fazla çalışma alacağının 30.000,00 TL ilk taleple sınırlı tutulması ve yapılan hesaplamadan aylık 22,5 saatin indirilmesi sonrasında hesaplanan ve indirim yapılmayan tutarın da 30.000,00 TL'nin üzerinde olması sebebiyle, bu durumun sonuca etkisi bulunmadığının kabulü hatalı olmuştur. Kısmi olarak açılan somut davada, tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağı miktarının kararda açıkça belirtilmesi gerekir.

Belirtilen sebeple; dava konusu fazla çalışma alacağı, takdir edilecek indirim de yapıldıktan sonra miktar olarak belirlenmelidir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3958, K. 2025/5351, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3958
Karar No
2025/5351
Tarih
23 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3959 K.2025/5352
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3961 K.2025/5113
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/3962 K.2025/4789
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/3964 K.2025/4916
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3965 K.2025/5353
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/3965 K.2025/6102

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.