KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4230 E., 2025/6457 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3292 E., 2025/98 K.
- Dava tarihi
- 23.10.2020
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/696 E., 2022/772 K.
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışındaki işyerinde 19.05.2017 - 27.01.2020 tarihleri arasında aylık 3.250,00 USD net ücret ile çalıştığını, iki haftada bir hafta tatili yaptığını, günlük 07.00-19.00 saatleri arasında asgari 12 saat çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde dinî bayramların ilk günü dışında çalıştığını ileri sürerek, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 19.05.2017 - 15.07.2020 tarihleri arasında ... Havaalanı şantiyesinde makine teknikeri sıfatıyla aylık 3.250,00 USD ücretle çalıştığını, davacının iş sözleşmesini istifa ile sona erdirdiğini, davacının ... Çalışma Bakanlığına şikayette bulunduğunu daha sonra tüm haklarını aldığını beyan ederek şikayetinden vazgeçtiğini, davacının üst düzey yönetici konumunda olduğunu, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık anlatımları ile davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma iddiasının ispat edildiği, karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle bu alacaklardan %30 indirim yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 15.07.2020 tarihinde ...
Krallığı Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'na hitaben yazdığı dilekçede işe başlatmama tazminatını aldığını beyan ettiği, davada talep edilen alacaklarına ilişkin bir ibare olmadığı, iş sözleşmesinde ücretine fazla çalışmanın dâhil olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, davacının fazla çalışma yaptığının, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığının, ücretlerinin ödenmediğinin tanık beyanlarıyla ispatlandığı, uygulanan faiz türünün de yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu,
İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Çalışma koşullarının belirlendiği sözleşme ekinde hafta tatilinin cuma olduğu, fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu, bayramlarda ... Krallığı prosedürünün uygulanacağı belirlenerek, fazla çalışma, hafta tatili çalışması ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması yoktur şeklinde çalışma koşullarının imzalandığını, 2. Davacının 15.07.2020 tarihinde tüm haklarını alıp Şirketi ibra ettiğini, ... Krallığı Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'na yaptığı şikayetten vazgeçtiğini, 3. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, 4. Faiz türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının fazla çalışmalarının ücretine dâhil olup olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatillerde çalışmanın ispatı ve hesabına ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dâhi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık anlatımlarına göre; davacının haftanın 4 günü 07.00-17.00 saatleri arasında 10 saatlik çalışma süresinden 1 saat ara dinlenme düşülerek 9 saat, haftanın 2 günü 07.00-19.00 saatleri arasında 12 saatlik çalışma süresinden 1,5 saat ara dinlenme düşülerek haftada 57 saat çalıştığı ve 12 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak ayda iki hafta tatili bakımından, günlük 10 saatlik çalışmadan ara dinlenme süresi düşülmeksizin sadece günlük çalışma süresi olan 7,5 saatin mahsubuyla 2,5 saat fazla çalışma yapıldığının kabulü yerinde değildir. Davacının çalışılan hafta tatilinde, günlük 10 saatlik çalışma süresinden 1 saat ara dinlenme düşüldükten sonra 9 saat çalıştığı, bu sürenin (9-7,5=) 1,5 saatinin fazla çalışma süresine eklenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
Mahkemece davacının ayda iki hafta 6 gün çalışarak haftalık 12 saat, diğer iki hafta 7 gün çalışarak haftada 13,5 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile buna göre hesaplanacak fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca ... Krallığı İş Kanunu'nda Ramazan ayında günlük çalışma süresinin 6 saat olduğu düzenlenmiş olup davalı tanıkları da samimi anlatımlarında Ramazan ayında günlük 6 saat çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ile davalı tanıklarının beyanları birlikte dikkate alındığında, davacının Ramazan ayında fazla çalışma yapmadığı anlaşıldığından bu süreler dışlanarak fazla çalışma alacağının hesaplanması gerekir. Bu husus dikkate alınmadan sonuca gidilmesi bir başka hatalı yön olup kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4230, K. 2025/6457, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama