KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4459 E., 2025/9170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1035 E., 2025/622 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 47. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1034 E., 2024/52 K.
Karar Metni
977 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20 10... yılları arasında, davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde boru montaj ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, son saatlik net ücretinin 5,00 USD olduğunu, üç öğün yemek ve barınmanın davalı tarafından karşılandığını, davacının haftanın her günü 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, çalışmanın haftada 2-3 gün 21.00'e kadar uzadığını, günlük 7,5 saat üzeri çalışmaların ücretinin %50 zamlı ödenmesi gerekirken normal saat ücreti olarak ödendiğini, günlük 2,5 saati geçen fazla çalışmaların %50 zamlı olarak ödendiğini,
davacının iki haftada bir hafta tatillerinde çalıştığını, çalışılan hafta tatili günlerinin ücretinin zamsız olarak ödendiğini, %50 zamlı kısmın ödenmesi gerektiğini, dinî bayramların birinci günleri hariç resmî tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretin tek yevmiye olarak ödendiğini, yıllık izinlerini kullanamadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya Türk mevzuatının değil, davacının çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, davacı işçinin kendi işçileri olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı işçiye hangi şirketlerde ne kadar süre ile çalıştığının açıklattırılması gerektiğini, iddia edilen ücretin fahiş olduğunu, bordrolarda saatlik ücretin 4,65 USD olarak gösterildiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bordroda gösterilerek ödendiğini, davacının ihtirazı şerh koymadan tüm bordroları imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut dosyada ... hukukunun uygulanması gerektiği yönünde gerekçe oluşturularak zamanaşımı def'i değerlendirilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suertiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut olayda Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, nitekim davalının cevap dilekçesindeki savunmalarıyla bu durumu kabul ettiğini, b. Rus hukukundaki düzenlemelerin yanlış yorumlandığını, c. Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hatalı hüküm kurulduğunu, tüm yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını iddia etmiş, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ışığında davacının 03.02.2013-27.11.2013, 18.03.2014-04.06.2014, 28.07.2015-02.12.2015, 05.09.2017-08.06.2018, 21.09.2018-07.12.2019 tarihleri arasında yurt dışında çalıştığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince tüm çalışma dönemine ... İş Kanunu tatbik edilerek zamanaşımı def'i değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Ancak varılan bu sonucun isabetsizliğini gösteren olgulardan biri 03.02.2013- 27.11.2013 tarihleri arasındaki çalışmanın ...'da değil ...'da gerçekleştirilmesidir.
Davacının 18.03.2014-04.06.2014 tarihleri arasındaki çalışması için yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Şu hâlde davacının 18.03.2014-04.06.2014 tarihleri arasında ...'da geçen çalışma dönemi için talep konusu alacaklar bakımından seçilen hukukun ... hukuku olduğu görülmektedir. Bu durumda belirtilen dönem için ... hukuku uygulanması isabetlidir.
Ancak tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği, 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Bu açıklamalara göre 03.02.2013-27.11.2013 tarihleri arasında ...'da geçen çalışma dönemi için davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile işçinin ücretinin ödeme yerinin Türkiye olduğu dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan bu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 03.02.2013-27.11.2013 tarihleri arası için Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının 28.07.2015-02.12.2015, 05.09.2017-08.06.2018, 21.09.2018-07.12.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri için ise davacıya ücretlerinin banka aracılığı ile Türkiye'de ödenip ödenmediği araştırılmalı, yapılacak araştırma sonucu ve yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde bu dönemler için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde uyuşmazlık konusu tüm çalışma dönemleri yönünden ... hukuku uygulanarak karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4459, K. 2025/9170, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama