KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4499 E., 2025/6380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 44. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/703 E., 2024/134 K.
- Dava tarihi
- 16.05.2016
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 2012-2015 yılları arasında boyacı olarak çalıştığını, son aylık ücretinin net 1.500,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, davalı işyerinde 07.00-20.00 saatleri arasında çalışma yapıldığını, iki haftada bir hafta tatili kullanıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam edildiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının davalı tarafça ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının 14.07.2012-31.01.2014, 01.02.2014-06.12.2014, 10.11.2015-26.11.2015 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, ikinci dönem çalışmasının devamsızlık sebebiyle müvekkili tarafından feshedildiğini, feshin haklı sebebe dayandığını, son dönem çalışmasının ise istifa ile sona erdiğini, davacının son ücretinin 1.350,00 TL olduğunu, davalı işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, davacının hem Türkiye'nin hem de Rusya'nın millî bayramlarında izin kullandığını, davacının ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 2 yıl 5 ay 10 gün süreyle boyacı olarak çalıştığı, ikinci dönem çalışma yönünden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği hususunun davalı tarafça ispatlanmadığı, son dönem çalışma yönünden ise tarih bulunmayan istifa dilekçesinin dikkate alınamasının mümkün olmadığı, bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların ilk günü ile yılbaşı dışındaki ulusal bayram ve genel tatiller ile iki haftada bir hafta tatillerinde çalıştığı, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli kararı ile; dosya kapsamı, kararın dayanağı olan deliller, delillerin Mahkemece takdiri, karar gerekçesi göz önünde bulundurularak istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, İlk Derece Mahkemesince davalı tanıklarının beyanları dikkate alınmaksızın hukuki dinlenilme (açıklama ve ispat) hakkı ihlal edilmek suretiyle eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu, diğer yandan işçilik alacaklarının değerlendirilmesinde davacının talimat mahkemesi aracılığıyla alınan yemin beyanının dikkate alınmamasının de yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca davalı vekiline verilen kesin süre içerisinde hâlen yurt dışında bulunan tanıklarının isimlerinin ve güncel adreslerinin bildirilmediği ve istinabe evrakının sunulmadığı anlaşıldığından davalı tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiş olup davacının yemin beyanı da dikkate alınarak davacının hafta tatili ücreti alacağına hak kazanamadığı, fazla çalışma ücreti alacağının ise yarısının ödendiği anlaşıldığından bozma öncesindeki miktarın yarısına hükmedilmesi gerektiği;
ayrıca işyerinde üç dönem çalışması bulunan davacının ilk dönem çalışmasının ne şekilde sona erdiğinin ispatlanamadığı, ikinci dönem çalışması bakımından fesih bildirimi yer almamakla beraber davacının devamsızlığına ilişkin 05.12.2014 ve 06.12.2014 tarihli iki adet tutanağın yer aldığı görülmekte ise de içeriklerin tek başına yeterli delil teşkil etmediği;
davacının üçüncü ve son dönem çalışmasının sona ermesine ilişkin dosyaya sunulan istifa dilekçesinin bila tarihli olduğu hususları göz önüne alındığında, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedenle sona erdirildiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı görüldüğünden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne; hafta tatili ücreti alacağının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının yemin beyanı dikkate alınmaksızın fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, 2. Tanıkları dinlenilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, 3. Davacı istifa ederek iş sözleşmesinin sona erdirmesine rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 4. Davacının aylık ücret miktarının hatalı belirlendiğini, 5. Islaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının hukuki dinlenilme hakkının (açıklama ve ispat hakkı) ihlal edilip edilmediği ve işçilik alacaklarının değerlendirilmesinde davacının yemin beyanının dikkate alınıp alınmadığı hususlarına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davalı tarafça davacının son dönem çalışmasının istifa ile sona erdiği savunulmuş olup İlk Derece Mahkemesince dosyada yer alan istifa dilekçesinin tarih içermemesi nedeni ile söz konusu dilekçeye itibar edilmediği belirtilmiş ise de bu gerekçe yerinde olmakla beraber ilaveten davacı tanığı Y.M'nin beyanı uyarınca istifa dilekçesinin davacı işçiden yurda dönüşe izin vermek tehdidi altında alındığı anlaşıldığından baskı altında yazılan istifa dilekçesine bu gerekçe ile de itibar edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4499, K. 2025/6380, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama