KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/465 E., 2025/6405 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3387 E., 2024/3779 K.
- Dava tarihi
- 20.11.2020
- İlk derece mahkemesi
- ... 42. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/94 E., 2024/378 K.
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.04.2006-09.11.2015 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde kalfa olarak en son aylık net 3.000,00 Amerikan doları ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, davacının Türkiye’de çalışmasının bulunmadığı dikkate alındığında somut olayda mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü gereğince tarafların hukuk seçimi yapmadıkları bu itibarla somut uyuşmazlıkta mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 30.09.2015 tarihinde feshedildiği, davanın ise 20.11.2020 tarihinde açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre mahkemeye başvurma süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yargıtay tarafından içtihadı birleştirme kararı olmaksızın görüş değişikliğine gidilmesinin hatalı olduğunu ve bu durumun yargı sistemine olan güveni zedelediğini, 2. Uyuşmazlığın Türk hukuku hükümlerince incelenip davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, 3. Arabuluculuk ücretinin müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve arabuluculuk ücreti noktalarında toplanmaktadır.
1. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında ve tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri, ücretin ödendiği yer ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer dikkate alındığında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma dönemi bakımından daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Şu hâlde kabul şekline göre; İlk Derece Mahkemesince; söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 hükmüne göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/465, K. 2025/6405, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama