KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4716 E., 2025/9975 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2088 E., 2025/741 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 22. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/593 E., 2024/258 K.
Karar Metni
1.093 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ... ile davalılar ... Yapı ve Tic. AŞ (... Yapı Şirketi) vekili Avukat ... davalı ... İnş. Taah. Tes. Rek. Dış. Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, fayans ustası olarak 26.08.2015-28.03.2018 tarihleri arasında davalı Şirketlerin Cezayir'de bulunan şantiyesinde aylık net 1.800,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiğini, çalışma saatlerinin haftanın 7 günü 07.00-21.00/22.00 saatleri arasında olduğunu, dinî bayramların ilk günü ve yılbaşı hariç çalışmasına devam ettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Yapı Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalı Firma arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının ... Şirketi bünyesinde çalıştığını, uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının istifa etmek sureti ile işten ayrıldığını, hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının kendisine ödendiğini, davalı Firmanın 2015 yılından bu yana TL üzerinden anlaşma sağladığını ve aylık ücretlerinin USD'ye çevrilerek ödendiğini, davacıya ücretinin banka kanalı ile ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... Şirketi tarafından Cezayir ülkesinde tünel kalıp devamı işlerinin davalı ...
Yapı Şirketinden üstlenildiği belirtilmiş olup davalılar arasında asıl işveren alt işverenlik ilişkisi bulunduğu, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarından ve davalının beyanlarından 26.08.2015-24.08.20 16... .10.2017-28.03.2018 tarihleri arasında Cezayir'de bulunan şantiyede davalı işyerinde çalıştığı, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde taraflar uygulanacak hukuku seçmemişlerse veya yapmış oldukları hukuk seçimi anlaşması herhangi bir sebepten geçerli değilse, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanması gerektiği, davalının cevap dilekçesinde Cezayir hukukunun uygulanmasını talep ettiği,
buna göre davada Cezayir hukukunun uygulanması gerektiği, davacının işbu davaya konu ettiği alacakların 26.08.2015-23.08.2018 tarihleri arasında doğmuş alacaklar olduğu, dava tarihi itibarıyla 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, kıdem ve ihbar tazminatının ise fesihten sonra 1 yıllık süre içinde dava edilmediği, tüm alacakların dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Yapı Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... Yapı Şirketi asıl işveren olduğundan husumet itirazının yerinde olmadığı, diğer itirazlarının davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında mesnetsiz olduğu, davacının 26.08.2015-24.08.20 16... .10.2017-28.03.2018 tarihleri arasında Cezayir'de çalıştığı, işçilik alacaklarında zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, dava tarihi itibarıyla anılan alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Cezayir Medeni Kanunu'ndaki 1 yıllık zamanaşımının uyuşmazlığa uygulanamayacağını, işçilik alacaklarının zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, 2. Davalı ... Şirketinin yabancı hukuk itirazının bulunmadığını, bu davalı yönünden Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince Cezayir hukukuna göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosyada bulunan yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmeleri bağlayıcı ve geçerlidir. Davacının 26.08.2015-24.08.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için imzalanmış yurt dışı iş sözleşmesinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanması yönünde hukuk seçimi yapılmış olup sözü edilen dönem bakımından Mahkemelerin yabancı hukuk uygulayarak sonuca gitmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki davacının 23.10.2017-28.03.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından taraflar arasında hukuk seçimine dair bir anlaşma bulunmamaktadır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Yapılan açıklamaya göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 23.10.2017-28.03.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden; yurt dışında çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ve işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi dikkate alındığında, daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 23.10.2017-28.03.2018 tarihi arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4716, K. 2025/9975, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama