KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4951 E., 2025/6142 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/771 E., 2025/486 K.
- Dava tarihi
- 08.05.2019
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 33. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/545 E., 2023/64 K.
Karar Metni
1.230 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007 yılından itibaren 9 yılı aşkın süre boyunca davalı Şirket nezdinde kaptan pilot olarak çalıştığını, taraflar arasında son kez imzalanan 25.07.2013 tarihli iş sözleşmesinin 8. maddesine istinaden aylık 1.500,00 Amerikan doları ücret + 8.500,00 Amerikan doları uçuş tazminatı olmak üzere aylık 10.000,00 Amerikan doları ücret ödendiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 2016 yılının Aralık ayında haksız feshedildiğini, fesih öncesinde ihbar öneli ve iş arama izni verilmediği gibi bu güne dek ihbar öneline ait ücreti ve iş arama izni karşılığı ücretlerinin de ödenmediğini,
çalıştığı sürede hak ettiği yıllık izinlerin kullandırılmadığını ve sözleşmenin feshi esnasında yıllık izinlerinin karşılığı ücretlerinin de ödenmediğini iddia ederek ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve iş arama izni alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin, üçüncü kişilerin malik oldukları hava araçlarına hava personeli temin edilmesine aracılık etme, uçuş planlarını düzenleme konusunda ticari faaliyet gösterdiğini, istihdam ettiği kişilerle proje bazında, yani uçak sahiplerinin talimatları ile o kişilerle sözleşmesi devam ettiği sürece çalıştığını, davacının da 2007 yılında görev aldığı uçak ile ilgili projenin sona ermesi ile iş ilişkisinin sona erdiğini ve o döneme ilişkin tüm hak ve alacaklarının kendisine ödenerek davalı Şirketin ibra edildiğini, akabinde davalı Şirket ile dava dışı ...
Ltd.
Şti. arasında, 29.07.2013 tarihinde “Uçak İşletme ve Yönetimi Hizmet Sözleşmesi” imzalandığını ve davacının bu uçakta görev alması için tarafların tekrar mutabık kaldığını, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi sürekli istidamı karşılar mahiyette kesintisiz bir ilişkinin hiçbir zaman söz konusu olmadığını, taraflar arasında 2013 tarihinde yeni, bağımsız bir hizmet ilişkisi başladığını, önceki döneme ait ibranamenin davalı Şirketin davacının tüm hak ve alacaklarını ödenmesinden sonra yeniden anlaştıklarının açık göstergesi olduğunu,
2013 yılından sonraki çalışmalara dair de davalı Şirketin sorumluluğunun iş sözleşmesi yaptığı davacıya sadece ücretlerini ödemekle sınırlı olduğunu, kaldı ki bu ücretleri asıl ödeyenin uçağın sahibi olan Şirketin olduğunu, davacının görev aldığı uçak sözleşmesinin 09.11.2016 tarihinde sona ermesi sebebi ile hemen akabinde buna dayanarak davacının sözleşmesinin feshedilmesinin sözleşmeye göre haklı bir fesih nedeni olduğunu, bu gerekçe ile yapılacak fesihlerde herhangi bir tazminat veyahut önceden bildirim yükümlülüğü düzenlenmediğinden ödenmesi lazım gelen bir bedel olmadığını,
davacının yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirket ile ihbar olunan ... Ltd.
Şti. arasındaki uçak işletme ve yönetimi hizmet sözleşmesi kapsamında davalı ... ihbar olunan nezdinde çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin 25.07.2013 tarihli uçucu personel (kokpit) hizmet sözleşmesinin 5/2. maddesine göre feshedildiğinin belirtildiği, ancak davacının çalıştığı uçağın özel olarak belirtilmemiş olmasından dolayı bu hükmün davacıyı bağlamayacağı, yine dosyada dinlenen davalı tanığı V.Ö'nün sözleşmesinin sona ermediğinin anlaşıldığı, bu tanığa başka bir iş teklif edilirken davacıya başka bir iş teklifinde bulunulmadığı,
dolayısıyla sözleşmeye konulan bu hükmün kıdem ve ihbar tazminatını ortadan kaldırmaya yönelik bir madde olduğu, adıgeçen davalı tanığının çalışmaya devam etmesi hususunun eşitler arasındaki ilişki kriterine de aykırı olduğu, davalı işverenlikçe işten çıkış kodunun kuruma Kod:4 (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak bildirildiği, dolayısıyla 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun)
438. maddedeki düzenleme ve 432. maddesine göre işçinin kıdemi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya içeriğinden kullanıldığı anlaşılan yıllık izin süreleri de düşülerek 95,5 günlük yılık izin karşılığının bilirkişi ek raporunun 2. seçeneğinde yapılan hesabın hükme esas alındığı, davacının sözleşmesinin ihbar öneli verilmeden feshedildiği, iş arama izin ücretinin ancak ihbar öneli verilmesi hâlinde istenebileceği, ihbar öneli verilmeden sözleşmenin feshedildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla bu kalem yönündün talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme neticesinde, davacının işten çıkış kodunun kuruma Kod:4 (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak bildirildiği,
dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 438. maddedeki düzenleme ve 432. maddedeki belirtilen hususlar itibarıyla işçinin kıdemi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı tarafından işçilik alacaklarının ödendiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunun açıklamalı ve denetime elverişli olduğu, yapılan hesaplamalarının yerinde olduğu, davacının davalı ... ihbar edilene ait işyerinde çalıştığı anlaşıldığından,
davalı ... ihbar olunan arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisi de dikkate alındığında, davalının davacının işçilik alacaklarından tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinden ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Bir önceki iş sözleşmesi tamamen bağımsız bir sözleşme olmakla, sanki kesintisiz bir çalışma hayatı varmış gibi hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 3. Davacının yıllık izin alacağının bulunmadığını, 4. Davacının görev aldığı uçak ile ilgili tüm yükümlülükler, uçağın sahibi dava dışı “ ...” isimli Şirkete ait olduğundan davanın husumetten reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği, yıllık izin ücreti ve iş arama izni alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve bu taleplerden davalı Şirketin sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Kanun’a tâbi işçiler bakımından yıllık izin, aynı Kanun’un 422 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yıllık iznin süresine ilişkin 422. madde uyarınca işveren, işyerinde en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık izin vermekle yükümlüdür. Kanun’un “Kullanılması” başlıklı 424. maddesine göre yıllık ücretli izinler, kural olarak aralıksız biçimde verilir; ancak tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünerek de kullanılabilir. İşveren, yıllık ücretli izin tarihlerini, işyerinin veya ev düzeninin menfaatleriyle bağdaştığı ölçüde, işçinin isteklerini göz önünde tutarak belirler.
Somut olayda davacının 6098 sayılı Kanun kapsamında çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece davacının kullanmadığı yıllık ücretli izin süresinin söz konusu Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesi yerindedir. Ancak 6098 sayılı Kanun’da, 4857 sayılı İş Kanunu’nda olduğu gibi, yıllık izne rastlayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin yıllık izin süresinden sayılmayacağını öngören bir düzenleme yer almamaktadır.
Buna rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda izin süresi ile çakışan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin kullanılan yıllık ücretli izin süresinden sayılmadığı ve hak kazanılan yıllık ücretli izin süresine ilave edildiği görülmektedir.
Davacının tâbi olduğu 6098 sayılı Kanun’da herhangi bir düzenleme bulunmadığı, taraflar arasında da aynı yönde bir anlaşmanın varlığı ileri sürülüp ispat edilmediği hâlde yıllık izin süresi ile çakışan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil sürelerinin kullanılan izin süresinden dışlanıp kullanılmayan izin süresine ilave edilmesi suretiyle yıllık ücretli izin alacağının hesaplanması hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4951, K. 2025/6142, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama