KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5011 E., 2025/8916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3389 E., 2025/907 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 54. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/193 E., 2024/442 K.
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.09.2010-15.07.2016 tarihleri arasında davalı şirketin ...'daki değişik şantiyelerinde kalıpçı ekip başı olarak en son 2.100,00 USD aylık ücretle çalıştığını, ayrıca işverence günde 3 öğün yemek ile barınma imkânının sağlandığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin ulusal bayram ve genel tatil günleri de dâhil olmak üzere haftanın her günü 08.00-20.00 saatleri arasında fazla çalışma yaptığını, hafta tatilini ayda iki kez kullandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının müvekkili Şirket nezdinde ödenmeyen hiçbir ücret alacaklarının bulunmadığını, davacının dava konusu etmiş olduğu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının son ücreti bilinmemekle birlikte davacının iddia ettiği ücret iddiasının müvekkili Şirket tarafından kabul edilmediğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının proje bazlı ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmış olduğunu ve sona eren sözleşme hükümleri gereği tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 26.01.2023 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 20.05.2024 tarihli karar ile ... Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesinde yer alan sürelerin uyuşmazlığa etkisi değerlendirilip tartışılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılması üzerine, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin dolduğu, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. Maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklik ile zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak düzenlediği, İlk Derece Mahkemesince sürenin 3 ay olarak ve hak düşürücü süre olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, ayrıca hüküm fıkrasında davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davaya konu uyuşmazlığa Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğini, 2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince geçerli sebeplerden dolayı sürelerin dolması nedeniyle sürenin Mahkeme tarafından yenilenmesi gerektiğini, sürenin başlaması için davalı tarafından müvekkiline fesih bildirimi veya işten çıkartma emrinin verilmediği ve iş sicil defterine feshe ilişkin kaydın yapılmadığını bu nedenle sürenin başlamadığını, 3. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 4. ... iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyetini kısıtladığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımı noktasındadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince ... Federasyonu İş Kanunu 392. maddesine göre alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
04.08.2011-31.03.20 13... .04.2016-15.07.2016 tarihleri arasındaki dönem bakımından uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında yapılan iş sözleşmeleri ile hukuk seçimi yapıldığından seçilen hukuk uygulanarak bu döneme ilişkin taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının 30.09.2010-03.08.20 11... .10.2013-09.09.2014 tarihleri arasındaki çalışmalarına yönelik ise taraflarca seçilen bir hukuk söz konusu değildir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Davacının 30.09.2010-03.08.20 11... .10.2013-09.09.2014 tarihleri arasındaki çalışmalarına yönelik dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin ödendiği yer dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının 30.09.2010-03.08.20 11... .10.2013-09.09.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5011, K. 2025/8916, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama