KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5250 E., 2025/6184 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2553 E., 2025/961 K.
- Dava tarihi
- 02.03.2021
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 9. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/733 E., 2022/424 K.
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde çalışmaktayken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında kadroya geçirildiğini, alt işverenlerde davacının ücretinin asgari ücretin yüzdelik oransal fazlası olarak belirlendiğini ve davacının bu şekilde kadroya geçirildiğini, ücret artışının buna göre yapılması gerektiğini ileri sürerek fark ücret alacağı, fark ikramiye alacağı ve fark ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Diş Hekimliği Fakültesinde diğer sağlık personeli olarak hizmet alımı kapsamında çalışmakta iken sürekli işçi kadrosuna geçmek için İdarelerinin hiçbir baskısı ve zorlaması olmadan başvuruda bulunduğunu ve sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilirken belirsiz süreli iş sözleşmesinin 3. maddesinde belirtilen brüt asgari ücretin % fazlası uygulanarak günlük ücretinin belirlendiğini, davacının hem bireysel iş sözleşmesine hem de toplu iş sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunmasının kanuna aykırı olduğunu, davacının hak ettiği ödemelerin hukuka uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde, 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin brüt asgari ücretin %10 fazlası olduğu, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan 01.01.2018 yürürlük başlangıç tarihli toplu iş sözleşmesinde 01.07.2018 tarihi itibarıyla %4 zam uygulanacağının kararlaştırıldığının anlaşıldığı, 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde, "aylık ücret brüt asgari ücretin %10 fazlası uygulanacaktır." hükmünün yer aldığı, 2018 yılında bu oran İdarece uygulanarak davacıya ödeme yapıldığı, sözleşmenin ilgili maddesinde bu oranın her dönem uygulanacağına dair açık bir hüküm olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı bünyesinde 696 sayılı KHK kapsamında kadroya alındığı, belirsiz süreli iş sözleşmesinde ücretin asgari ücretin %10 fazlası olarak belirlendiği, kadroya geçiş sırasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin sadece asgari ücretin belli bir oranda fazlası yahut geçiş öncesindeki hizmet alım sözleşmesinde öngörülen ücret veya bu ücretin katları olarak belirlenmesi hâlinde, bu ücretin işçinin kadroya geçiş aşamasındaki temel ücreti olduğu,
taraflar arasında sonraki dönemler yönünden işvereni ücret artışı yapmakla yükümlü kılan bir düzenleme olmadığının kabulü gerektiği, taraflar arasında daimi kadroya geçiş sürecinde imzalanmış iş sözleşmesinde her ay için asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ibare bulunmadığı, davacıya ait ücret bordroları ve davalı tarafından yapılan ücret ödemeleri incelendiğinde; davacının kadroya geçiş ücretine, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret zamlarının uygulandığı,
dolayısıyla davacının iddiasının aksine ücretin düşürülmeyip aldığı ücreti korunarak bu ücret üzerine toplu iş sözleşmesi hükmü uygulanarak ücretin belirlendiği, bu nedenlerle ret kararı verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçenin hatalı olduğunu, yanlış dayanak ve yorumlar neticesinde çalışanların hak kaybına uğrayacağını,
2. Davacının ücretinin kadroya geçmeden önceki sözleşmelerinde ve 2018 yılı ücret bordrolarında açıkça belirlendiğini, bu konudaki Yargıtay bozma ilâmlarındaki dayanaklar farklı olup yanılgılı değerlendirmeyle ret kararı verildiğini, benzer taleplerle açılan davaların kabulüne karar verilirken ret kararı verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu,
3. Davacının alt işveren Şirketlerde çalışırken, Şirketler ile asıl işveren İdare arasında yapılan ihalede, ihale şartnamesindeki şartlara göre düzenlenen ihale sözleşmesinde, ödenecek çıplak ücretin asgari ücret baz alınarak, asgari ücretin en az % fazlası olarak düzenlendiği ve 696 sayılı KHK ile kadroya geçiş tarihi olan 02.04.2018 tarihinde asgari ücretin % fazlası ücret ile kadroya geçtiğini, davacı tarafından kadroya geçiş sürecinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 23. maddesinde belirtildiği üzere aynı özlük hakları ile geçtiğinin dosya kapsamıyla sübut bulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı konularına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5250, K. 2025/6184, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama